2. Bakara 104 - râinâ demeyin unzurna deyin
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَقُولُوا رَاعِنَا وَقُولُوا انْظُرْنَا وَاسْمَعُوا ۗ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ (Bakara 2:104)
"Ey iman edenler! 'râine' demeyin, 'unzurna' deyin ve iyi dinleyin, kâfirler için elemli bir azap vardır."(Bakara, 2/104)
Ra'y ve riayet: Dikkate almak, müsamaha etmek, otlatmak, himaye etmek, yerine getirmek, gözönünde bulundurmak, hoşgörülü olmak, çobanlık etmek, tutmak, göz önünde tutmak, göz yummak, sürüyü gütmek,
Mürâât: Bir kimsenin, başkasının işlerini çekip çevirmesi, yönetip tedbir etmesi, hayvanat hakkında gütmek, insanlar hakkında da siyaset adı verilen yönetmek anlamına gelir. Nitekim siyaset ilmi için, "ilmü'r-riaye" yani yönetim ilmi denir.
«Taberi'ye göre: "Râinâ" kelimesi, hem "bizi koru biz de seni koruyalım. Bizi denetle biz de seni denetleyelim" manasına hem de "Kulağını sadece bize ver. Başka şeyler dinleme" manasına gelmektedir. (İbn Cerir et-Taberi, Camiu’l-Beyan, Hisar Yayınevi: 1/292-294).»
Ahmet Tekin Meali: "Râınâ / Dinî, siyasî ve idarî otoriteni, bizim de taleplerimizi dikkate alarak, bizim de menfaatlerimizi gözetip kollayarak kullan!"
Erhan Aktaş Meali: “Bize uy; arzularımıza göre hareket et”
Muhammed Esed Meali: “Bizi dinle!”
Mustafa İslamoğlu Meali: "Sen bize uy"
Mehmet Türk Meali: Yahudi olanlardan bir kısmı, “(asıl sen bizi) dinle” dediler.
Ayetin sebebi nuzulu hakkındaki rivayet: Müslümanların Hz. Peygamber'e "raina" diye hitap etmelerini, Yahudiler fırsat bilerek ve kendi dillerindeki kelimesini andıracak şekilde ağızlarını eğerek, bükerek, sövmek ve hakaret kastiyle "râînâ" demeye başlamışlardı. Sa'd b. Muaz Hazretleri, bunu işitmiş, "Ey Allah'ın düşmanları, lanet olsun size, vallahi hanginizin, Resulullah'a karşı bunu söylediğini bir daha işitirsem boynunu vururum." demiş, onlar da buna karşı "Siz böyle söylemiyor musunuz?" diye cevap vermişlerdi.
Nitekim Nisa Sûresi 46.ayeti âyeti bu hadiseyi açıklamaktadır:
مِنَ الَّذِينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهِ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَيًّا بِأَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِي الدِّينِ ۚ وَلَوْ أَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانْظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَأَقْوَمَ وَلَٰكِنْ لَعَنَهُمُ اللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا (Nisâ 4:46, Orijinal)
"Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirerek, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak, peygambere karşı da, "işittik ve isyan ettik, dinle ey dinlenmez olası, râinâ', derler." Eğer onlar «İşittik, itaat ettik, dinle ve ünzurnâ (bizi gözet)» deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat küfürleri (gerçeği kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar. (Nisâ 4:46)
«İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bakara 284 nazil olunca, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Abdurrahman İbn Avf, Muâz (r.a.) ve bazı insanlar Hz. Peygamber (s.a.v.)'e gelerek, "Ya Rasûlallah! Biz, güç yetiremeyeceğimiz amellerle mükellef tutulduk. Çünkü, hiç şüphe yok ki içimizden birisi, kalbinde yer almasını istemediği şeyleri hatırından geçirebilir” derler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.): "Korkuyorum ki sizler de İsrailoğullarının Musa'ya dedikleri gibi: "işittik ama isyan ettik" (4/46) diyorsunuz. Böyle söylemeyiniz. Sizler, “İşittik ve itaat ettik" (2/104) deyiniz" der.
Gayrimuslim ülkelerde yaşayan müslümanlar onların alay edecekleri kelimelere dikkat etmeli ve özellikle çocuklarına verecekleri isim, onun yetiştiği toplumda alay mevzusu yapılmayacak ve onu küçük düşürmeyecek isimlerden olmalıdır. Resulullahın bu hususta ısrarlı tavsiyeleri ve uygulamaları olmuştur. Çeşitli bakımlardan İslâm anlayışına uygun olmayan isimlere sahip çocukların veya yetişkinlerin isimlerini değiştirerek, onlara uygun bulduğu yeni isimler vermiştir.
Özet olarak: «Yahudiler ayetteki râinâ ifadesini , kendi dillerinde “Bize uy, arzularımıza göre hareket et, bizi gözet, bizimle ilgilen“ anlamına gelen “Râinâ” ifadesine benzetiyorlar ve bununla Peygamberimize hakaret etmeye çalışıyorlardı. Türkçe meâlcilerden bazılarının, bu ayetteki “Râinâ” ifadesine, “bizi güt” anlamı vermeleri, çok gariptir ve ihanette Yahudileri bile geride bırakmaktatır.»
En doğrusunu Allah bilir.
10. 02.2015
Mehmet Bülbül