Miras - Kuranda Miras
4. Nisa 7. Ayet - Miras ayetleri
Kur'anı Kerim'in miras hukuku ile ilgili âyetlerinin meali :
I — Ana babanın ve hısımların bıraktıkları mallardan erkeklerin hisseleri olduğu gibi, kadınların da payları vardır. Bırakılan mal (Terike) az veya çok olsun hüküm böyledir.(Nisâ 7).
II — Mirasçı olmayan hısımlar ve akrabalara, yetim ve yoksullara terekenin taksiminde yanınızda iseler terekeden bir şey verin ve kendilerine güzelce söz söyleyin. (Nisâ 8).
III — Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarını ateş ile doldururlar, onlar yalımlı, dehşetli ateşe sokulacak-
lardır (Nisâ 9).
IV — Allah çocuklarınızdan erkeklere iki kız hissesi takdir etmiştir. Kızlar ikiden fazla ise terekenin üçte ikisi onlarındır. Tek Kız çocuk ise malın tamamı onundur. Murisin (müteveffa) hiç bir çocuğu olmayıp da ana babası vâris iseler, üçte bir ananındır. Erkek veya kadın kardeşleri varsa, terekenin
altıda biri ananındır, (Nisa10).
V — Bu hükümler yapılmış olan vasiyetin tenfizden borçların ödenmesinden sonra tatbik olunur. (Nisa10).
VI — Zevcelerinizin çocuğu yoksa terekelerinin yarısı sizindir. Varsa, dörtte biri size aittir. Bu hükümler de vasiyetin tenfizi ve borçların edasından sonra tatbik edilir. (Nisâ, âyet :11).
VII — Çocuğunuz yok ise terekenizin dörtte biri karılarınızındır. Çocuğunuz varsa sekizde biri onlarındır. Bu hükümler, vasiyetin yerine getirilmesi ve borçların edasından sonra câridir. (Nisa11)
VIII — Muris, miras bırakan erkek veya kadın, çocukları ve babası olmayan kimse ise, ana, bir erkek ve bir kız kardeşten her birine altıda bir hisse verilir. Bunlar birden fazla iseler terekenin üçte birini taksim ederler. Bu ahkâm da vasiyetin tenfizi ve borçların ödenmesinden sonra câridir. (Nisa11).
"Senden kelâle/birinci derecede mirasçısı olmayan kişiler hakkında fetva istiyorlar. Deki: “Allah, size fetva verecektir.” Çocuğu olmayan, kız kardeşi bulunan bir kişi ölürse, bıraktığı şeyin yarısı kız kardeşinindir. Ve oğlan kardeş, kız kardeşin çocuğu yoksa ona mirasçı olur. Eğer çocuksuz oğlan kardeşe mirasçı olan kız kardeşler, iki kişi iseler çocuksuz ölen oğlan kardeşin bıraktığının üçte-ikisi onlarındır. Eğer çocuksuz ölen kişinin kardeşleri erkek ve kadın kardeşler iseler, o zaman erkek için iki kadının payı vardır. Allah, sapmayasınız diye açığa koyuyor ve Allah her şeyi en iyi bilendir".(Nisâ 176)
Nisâ/12 ve 176. âyetlerinde konu edilen “kelâle” işte budur; yani, “eş, ana-baba ve erkek-kız çocuklardan mahrum kalma hâli”dir
IX — Ey iman edenler, kadınlara zorla mirasçı olmanız haramdır. (Nisa18).
X — Kendileriyle yemin akd ettiğiniz kimselere de hisselerini verin, çünkü Allah her şeye hakkiyle şahittir. Nisâ 32
XI — Ey iman edenler, birinize ölüm tehlikesi eriştiği zaman vasiyet yapar- sanız sizden (yani müslim) iki âdil şahit tutun; seyrüseferde iseniz sizlerden başkasından iki şahit gösterin. Bunlar doğru şahitlik edeceklerine yemin etsinler...(Mâide 106).
Bu hususta Maide sûresinin 101. âyeti de yeminle ilgilidir.
Allah, bu ilkeleri, Arap aile yapısındaki kıst [hakkaniyet] ölçülerine göre koymuştur. Zira babanın bıraktığı malın iktisabında, erkek çocukların katkıları vardı. O nedenle de erkek evlâdın kız evlâda göre daha fazla alması normaldir. Ancak aile, kazanç ve birikimini erkek evlâdı okutup meslek edindirmek için harcadığında, geriye kalan az miktardaki malın taksiminde okutulup doktor veya mühendis yapılmış, üst düzey gelir sahibi olmuş bulunan erkek kardeş 2, bağ-bahçede ırgat olarak çalışan kız kardeş 1 pay mı almalıdır? Görüldüğü gibi bazı durumlarda ikiye-bir hükmü ile hak tecelli etmiyor. Hakkın yerini bulması için ek maddeler gerekir, ki Allah da böyle yapmıştır:
XII —Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek Allah´tan korkanlar üzerine bir borçtur. (Bakara 2:180, Diyanet Vakfı)
XIII —Vasiyeti işittikten sonra onu değiş tiren, söyleneni başka türlü beyan eden günahkârdır. Allah vasiyet edenin sözü- nü işitir, onu hakkiyle bilir.Bakara 182).
XIV — Vasiyet edenin hatalı veya kasti yanlışlığını düzeltmek isteyene günah yoktur. «Çünkü bu vasiyeti değiştirmek
değil, vasiyetçinin gerçek arzu ve irade- sini meydana koymaktır».(Bakara 181).
*Sizden ölüp de (dul) eşler bırakan kimseler, zevcelerinin, evlerinden çıkarılmadan, bir yıla kadar bıraktıkları maldan faydalanmaları hususunda (sağlıklarında) vasiyet etsinler. Eğer o kadınlar, (kendiliklerinden) çıkıp giderlerse, kendileri hakkında yaptıkları meşru şeylerden size bir günah yoktur. Allah azîzdir, hakîmdir. (Bakara 2:240, Diyanet Vakfı)
*Ey iman edenler! Birbirinizin mallarını haksız yollarla, karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa yemeyiniz ve birbirinizi öldürmeyiniz; zira Allah size merhamet etmektedir. (Nisâ 4:29, Bayraktar Bayraklı)
*Bunu düşmanca bir niyetle ve zulüm için yapana gelince; onu ateşe koyacağız; bu ise Allah için kolaydır. (Nisâ 4:30, Bayraktar Bayraklı)
*Eğer; size yasaklanan(günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örter ve sizi güzel bir yere koyarız. (Nisâ 4:31, Sadık Türkmen)
*Allâh´ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeylere göz dikmeyin. Erkeklere de kazandıklarından bir pay var, kadınlara da kazandıklarından bir pay var. Allah´tan, O´nun lutfunu isteyin. Kuşkusuz Allâh, her şeyi bilendir. (Nisâ 4:32, Süleyman Ateş)
*Herkes için, geriye bıraktığı mirastan pay alacak mirasçılar tayin ettik: Ebeveynler, akrabalar ve kendileriyle sözleştikleriniz..İşte bunlara nasiplerine düşeni verin; Allah her bir şeye hakkıyla şahittir. (Nisâ 4:33, Mustafa İslamoğlu)
Bu ölçüler çevresinde örneklediğimiz aile bireyleri arasında kız evlâda 2 ya da daha fazla, erkek evlâda ise 1 ya da daha az verilebilir veya ailenin mal varlığı harcanarak okutulan erkek evlâda hiç pay verilmeyip, terekenin hepsi kıza verilebilir. Bütün bunlar, vasiyet ile gerçekleştirilir. Baba vasiyet etmediyse, kamu devreye girerek hakkaniyeti sağlar.
Hz. Muhammed sav. :
"Miras paylarını hak sahiplerine veriniz. Kalan miktar, en yakın erkek hısımındır"
Nisa 11. ayetteki erkeğe iki pay kıza bir pay diye açıklanan hüküm, Nisâ 32-33 ayetleriyle tefsir edildiğinde aslında hakedene hak ettiği kadar verilmesini emreder.