3. Aliimran 59. Ayet - İsa doğumu Elmalılı ve ibni arabiye göre
Hz. Meryem, Kur'ân-ı Kerîm'de (مَرْيَمُ بِنْتُ عِمْرَانَ) ifadesi ile bir kere, (مَرْيَمُ) ifadesi olarak on defa, (عِيسَي بْنُ مَرْيَمَ) şeklinde ise yirmi üç kere olmak üzere toplamda otuz dört kez geçmektedir.
Âl-i İmran 37.ayet: "... وَ أَنْبَتَهَا نَبَاتاً حَسَناً... " "... Rabbi onu bir bitki/çiçek gibi yetiştirdi..."
Enbiya Sûresi 91.ayet:
وَ الَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَافِيهَا مِنْ رُوحِنَا
"Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem'i de an). Biz ona ruhumuzdan üfledik."
Tahrîm suresi 12.ayet:
وَ مَرْيَمَ بِنْتَ عِمْرَانَ اَلَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِنْ رُوحِنَا وَ صَدَقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَ كُتُبِهِ.
"İffetini korumuş olan İmran kızı Meryem'i de (Allah örnek gösterdi). Biz ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O gönülden itaat edenlerdendi."
Her iki âyette de ortak bir ifade geçmektedir. Enbiya 91.ayette (فَنَفَخْنَا فِيهَا مِنْ رُوحِنَا) "fiha" şeklinde dişi zamir kullanılırken, Tahrîm 12. âyette zamir değişmiş ( فَنَفَخْنَا فِيهِ مِنْ رُوحِنَا) "fihi" şeklinde eril zamir olmuştur.
Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'a göre, Hak Dini, VII, 5134 :
Bilindiği gibi Arapçada kural olarak, kadınla ilgili bir zamir kullanıldığında o zamirin müennes (dişi) olması zorunludur. Çünkü dil açısından müenneslik (dişilik) ve müzekkerlik (erillik) bir esastır. Arap grameri bu mantık üzerine kurulmuştur. Nitekim Enbiya Sûresi'nde Hz. Meryem'den söz eden âyette bütün zamirler "müennes" olarak kullanılmıştır. Meselâ (اَلَّتِي (أَحْصَنَتْ), (فَرْجَهَا ve (فِيهَا) kelimelerinde bunu açıkça görmek mümkündür.
Ancak Tahrim Sûresi'nde ise istisnai bir durum vardır. Bütün kelimeler ve zamirler müennes olmasına rağmen istisnai bir ifade bulunmaktadır. Meselâ (مَرْيَمَ) (بِنْتَ), (اَلَّتِي), (أَحْصَنَتْ), (فَرْجَهَا), (صَدَقَتْ), (رَبِّهَا)kelimeleri arasında bulunan (فِيهِ) ifadesi dikkat çekicidir. Yani aynı konuyla ilgili olarak Tahrim Sûresi'ndeki zamir bu defa erkek olarak kullanılmıştır.
Hamdi Yazır merhum, zamirin ait olduğu kelimeyi tayinde sıkıntıyı çözmüş görünmektedir. Ona göre Hz. Meryem'in üreme sisteminde İlâhî bir mucize eseri olarak hem erkek üreme hücresi hem de kadının rahminde yumurtalık hücresi bulunduğu ifade edilmiş olmaktadır. Yani gerek (فِيهَا) ifadesi gerekse (فِيهِ) ifadesinin her ikisi de Hz. Meryem Validemiz'e racidir. Dolayısıyla bakire Hz. Meryem Validemiz'in rahminde her ikisinin de bulunması büyük bir yaradılış mucizesidir. Ona göre Hz. Meryem o üfürülme ânında hem dişi hem de erkek özelliğini toplayan fevkalâde bir seçimle âlemin kadınlarında görülmemiş bir üstünlükle seçilerek dıştan bir aşılamaya muhtaç olmaksızın kendisine görünen ruhun (Cebrail'in) nefhasından gebe kalmıştı. (Yazır, Hak Dini, VII, 5134).
Öte yandan geleneksel yorumlardan çok farklı bir açıklama getiren Yazır, "ferç" kelimesinin, hem erkek hem de kadınlar için kullanılabildiğine dikkat çekerek esasında bu kelimenin kullanımının mecazî olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Cebrail'in aşağıdan değil, yukarıdan yani gömleğin yakasından nefhasından gebeliğin kabarmasından kinaye şeklinde yorumlaması da orijinal bir tespittir. (Yazır, Hak Dini, VII, 5134).
Hz. Meryem'in Hz. İsa'nın doğumuyla ilgili "ilmü'n nebatât"ın verileri, Yani bitkilerin döllenmesi (اَلرِّيحُ - Rüzgâr) ve (اَلرُّوحُ -Ruh) kelimelerinin etimolojik özellikleri arasındaki yakın münasebet vardır. Müfessirlerin zamir farklılığını açıklama konusunda en makul ve akla yatkın olan izah Elmalılı merhumun yaptığı açıklamadır.
Ayrıca bilindiği gibi Kur'ân-ı Kerîm rüzgârların aşılayıcılığından bahsetmektedir. (Hicr 15:22).
Rüzgârlar, bitkilerdeki tohumları birbiriyle buluşturur, böylece tohumlanma gerçekleşmiş olur. Hz. Meryem Validemiz'in hamile kalışında Hz. Cebrail'in nefhası da böyle de olabilir. Hz. İsa'nın dünyaya gelişi hâdisesinin asıl mucize yönü Hz. Meryem'in bir bitki gibi kendi kendini dölleyen bir sistemle yaratılmış olmasıdır. Bu sebeple olsa gerek ki, Kur'ân, Âli-İmran 42.ayette: "dünya kadınlarının tümünden üstün" bir özelliğe sahip olarak yaratılması eşsiz ve benzersiz bir mucizeye işaret etmektedir.
Muhyiddini ibni Arabi'ye göre:
Aliimran sûresi 59. Ayetin tefsiri Muhyiddini ibni Arabi'ye göre :
59- Allah nezdinde İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Allah topraktan yarattı. Sonra ona “Ol!” dedi ve oluverdi.
60- Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerden olma.
“İsa’nın durumu…” İsa’nın Allah katındaki sıfatı, yani kudret aracılığıyla babasız var edilmesi, Adem’in anasız ve babasız var edilmesine benzer.
Bil ki, ilahi kudretin akıl almaz, hayret verici eserleri bitmez tükenmezdir. Bu hususta kıyasa da yer yoktur. Kaldı ki insanın anasız ve babasız oluşmasına ilişkin hikmet âleminde birçok benzer vardır. Çünkü eksik ve yaratılışta garip birçok hayvan vardır ki, bir anda oluverir, sonra tenasül ve doğum yoluyla üremeye devam eder. Aynı şekilde insanın da herhangi bir devirde var edilmesi, ardından tenasül ve doğumla üremeye devam etmesi, aynı şekilde babasız doğması mümkündür. Çünkü, erkeğin menisi kadının menisinden çok daha sıcaktır. Tıpkı mayanın peynirin oluşumu üzerindeki akdedici etkisi gibi güçlü bir mayalama, akdetme özelliğine sahiptir. Kadının menisi ise, tıpkı sütte olduğu gibi güçlü bir mayalanma özelliğine sahiptir. Bu iki meni karıştığı zaman mayalama ve mayalanma gerçekleşir. Cenin oluşur. Öte yandan erkeklik mizacına uygun güçlü bir dişilik mizacı olabilir. Nitekim, birçok kadında erkeklik özelliğine uygun karakter görmek mümkündür.
Dolayısıyla bu özellikte bir kadının sağ böbreğinden ciğerin yakınında olduğu için erkek menisi düzeyinde bir meni üreyebilir, özellikle ciğerinin mizacı sağlam ve güçlü olan kadınlarda. Böyle bir kadının sol böbreğinden ise kadın menisi özelliğinde meni üreyebilir. Böyle bir kadın, ruhu kutsal ruh veya başka bir melekle bütünleştiği ve hayali bu yönde devreye soktuğu için uykuda veya uyanıkken erkeklik özelliği baskın gelmesinden dolayı ihtilam olursa-nitekim “o kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü.” (Meryem, 17) buyrulmuştur-, iki meni iki taraftan rahme akar. Sağ taraftan akan menide mayalama gücü daha yüksek, sol taraftan akan menide ise mayalanma gücü daha yüksek olur. Böylece cenin oluşur ve ona ruh üflenir.
“Ol, dedi ve oluverdi.” Burada ruh üflenmesine ve emir âlemine mensup olmasına işaret ediliyor. Yani bedenin yaratılması gibi varoluşunun öncesinde madde ve müddet söz konusu değildir. Dolayısıyla, Adem ve İsa arasında zikredildiği gibi olağanüstülükteki ortaklıkları nedeniyle uyum ve benzerlik vardır.Yine ikisinin de bedeninin öncesinde madde ve müddet olacak şekilde unsurlar toprağından yaratılmış olması bakımından aralarında uyum ve benzerlik vardır. İkisinin de ruhu, öncesinde madde ve müddet olmayacak şekilde emir âleminden var edilmiştir.