Mevlana'nın hocası ŞEMSİ TEBRİZİ'den AHLAKSIZ MENKIBE (+18)
Delikanlı, binlerce genç kız arasından seçtiği güzel bir dilberle evlendi. Düğün dernek yapıldı. Ama geline yaklaşamadı. Çok düşkün durumda kaldı. Bunun üzerine çocukluğundan beri sır yoldaşı olan iğneciye geldi, meseleyi açtı, "benim en yakın arkadaşım sensin" dedi. "Halim şu durumdadır, bugün gece sularında bana gelir, benim elbisemi giyersin, beni şu baş ağrısından kurtarırsın. Fakat halvete girince hiç konuşmazsın ki, kız işi çakmasın. Uyku sırasında adet olduğu üzere ışıkları söndürürsün."
İğneci "hay hay" dedi, "emrindeyim." İğneci halvete girince ışığı söndürdü, hemen yatağa fırladı. Kızcağız onu kendi zavallı kocası sandı. İğneci yiğide yaklaştı, kızı altına çekti, feryat, figan sesleri yükseldi. Koca, kapının dışında idi. "Ey kahpecik" dedi. "Beni mi sandın ki, ciğerimi dağlayacaksın? Ona iğneci derler, delik deşik eder."
(Şems-i Tebrizi, Makalat, Sahife 435)
Celaleddin Rumi’yi irşat ettiği söylenen Şems’in anlattığı bu pespaye hikâyeden ne gibi bir hisse elde edilir, düşünelim...