SÜNNET'İN KÖKENİ
Sünnet (Hitan): Üreme organının uç kısmında bulunan deri parçasının kesilmesidir. Sünnet, Hz İbrahim den kalma Kadim bir gelenektir.
Sünnet Yahudilikte farzdır. Ancak İbrahim dininden olduklarına inanan hanif olan Araplar da sünnet geleneğine uyarlardı.
İslam öncesi Arabistan'da sünnet bir hijyen tedbiri olarak düşünülmüştür. (M. Hamidullah, İslâm Peygamberi, çev. Salih Tuğ, İstanbul 1973, s. 291)
Bu bakımdan hanif olan Kureyş kabilesi sünnetliydi. Hz Peygamberin ne zaman sünnet olduğunu kesin bilinmiyor, bir rivayete göre, Hz. Peygamberi dedesi Abdulmuttalip in sünnet ettirdiğini ve birkaç deve keserek misafirlere ikram bulunduğu bildirilmektedir. Zira o zaman kureyş halkı, herkes kendi çocuğunu sünnet ettirirdi.
Bir Hadisi şerifde şöyle buyrulmuştur:
"Dört şey var ki, bunlar peygamberlerin sünnetlerindendir. Sünnet olmak, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek." (Tirmizî, Ahmed b. Hanbel, Müsned).
Dünyada yaklaşık 15.000 yıldır, tarih öncesi dönemlerinden beri sünnet uygulanmakta. Arkeolojik araştırmalarda eski Mısır’da İbraniler ve Fenikeliler de hatta Amerika kıtasındaki eski Aztekler’de sünnet işleminin uygulandığı gösterilmiştir. Tarihte Sünnet, tasvirleri taş devrine ait mağara çizimlerin de ve yaklaşık 6000 yıl önce eski Mısır dönemine ait Ankh-Mahor tapınağı duvar resimlerinde görülmektedir. Milat’tan önce 4000 yılında Firavun ikinci Ramses’in oğlunun sünnet edildiğine dair belgeler vardır. Kipti kelimesi çocuklarını sünnet ettirdikleri için Mısırlılara Yunanlılar tarafından verilmiş bir isimdir.
Yahudilik inancında kesin bir emir olan sünnet , özellikle Katolik hristiyanlıkta 1442 yılında papalık tarafından yasaklamıştır. İslamiyet’te ise sünnet kesin bir emir değildir. Hadislerle teşvik edilmiştir. Hanefî mezhebinde bunun meşru bir mazeret olmadıkça terk edilmemesi gereken bir sünnet-i müekkede olduğunu vurgulanır.
Simgesel bir önemi vardır. Uygulamada ise her Müslüman çocuk mutlaka sünnet olmaktadır. Kuran'da ise sünnetle ilgili herhangi bir ifade yer almaz.
Mısır’da sünnet hikayesi nasıl başladı?
Kuran'da da anlatılan iki ademoğlu yani ”Habil ve Kabil” kıssasından alınarak uydurulan Mısır tanrıları Osiris ve Seth’in hikayesiyle "sünnet olma" başlar.
Uydurulan Mısır efsanesine göre;
Tanrılar Osiris ve Seth ile Tanrıçalar Nephtys ve İsis kardeştirler.
Seth, kardeşi Nephtys ile, Osiris de diğer kardeşleri İsis ile evlenir.
Ama bir sorun vardır ve Seth de tıpkı Osiris gibi, güzel İsis’e aşıktır.
Seth, İsis’e sahip olduğu için Osiris’ten nefret eder, onu öldürme planları yapar ve sonunda Osiris’i öldürüp parçalara ayırır.
Seth, öyle nefret doludur ki, Osiris’in cinsel uzvunu da keser.
İsis, Osiris’in farklı yerlere gömülen vücut parçalarını bulur ve birleştirir ama cinsel uzvu kayıptır.
İşte o kayıp uzuv için halk tarafından törenler yapılır, kötü Seth lanetlenirken, iyi Osiris yüceltilir.
Tanrı Osiris’e bağlılık yemini ederken, kimileri erkeklik uzvunu kökten keser, kimileri ise bir parçasını.
Bu uygulama zamanla ”Osiris’e bağlılık ritüeli”ne dönüşür ve sünnet olanların Osiris’in acısını paylaşan, kutsanmış/seçkin kişiler olacaklarına inanılmaya başlanır.
Böylece Antik Mısır’da sünnet, seçkin olmanın bir işareti olarak görüldü.
İbrahim Aleyhisselam Mısır’a giderken, Mısır’da sünnet çoktan yerleştiğinden, o da seçkinlerin arasına girmek için sünnet olur.
Bu uygulama İbrahim’le birlikte Musevilik’e, ardından İslam’a geçer.
Yani, sünnet zannedildiği gibi ilahi bir emir değil, Antik Mısır geleneğidir.
Türk Diyanet Vakfı Ansiklopedi "Sünnet" maddesinde sünnetin tarihi geçmişi ile ilgili şöyle yazılmıştır:
...Sünnet, ilkel toplumlarda ve gelişmiş ülkelerde dinî-kültürel bir ritüel biçiminde uygulanmış, aynı zamanda tedavi edici ve hastalık önleyici yönüyle modern tıpta yer almıştır. Genellikle Sâmî/İbrâhimî gelenekle (Yahudilik, İslâm, Kıptî Hıristiyanlık) özdeşleştirilmekle birlikte tarih öncesi dönemlere ve farklı coğrafyalara uzanır (Eski Mısır, Afrika, Amerika ve Pasifik). Kökeniyle ilgili olarak dinî-etnik, sınıfsal veya cinsel göstergeden cinselliği/doğurganlığı etkileme işlevine ve hijyene kadar farklı açıklamalar yapılmıştır.
Eski Mısır’da (en erken tarihî kayıt m.ö. 2400’ler) din adamı / yönetici sınıfı tarafından ergenlik ritüeli şeklinde uygulandığı bilinen sünnetin buradan Mısır ve civarında yaşayan Sâmîler’e ve diğer topluluklara geçtiği ileri sürülmüştür. Antik Yunan tarihçisi Herodot (m.ö. V. yüzyıl) bu uygulamayı Mısırlılar’ın yanı sıra Etiyopya, Kolki (Kolka), Fenike, Suriye ve Makron topluluklarına atfeder (Tarih, 2/104; ayrıca bk. Josephus, “Against Apion”, 1/22).
Tevrat’ta erkek çocukların sünnet edilmesi Tanrı ile İbrâhim nesli arasında yapılan ahdin işareti, dolayısıyla bir tür dinî-etnik damga biçiminde sunulmakla birlikte (Tekvîn, 17/9-14) Ahd-i Atîk’in Yeremya kitabı (9/25) İsrâiloğulları ve Mısırlılar dışında Sâmî soyuna mensup bulunan Edomlular, Ammonlular ve Moavlılar’ın da erkeklerini sünnet ettiklerine işaret eder.
Araplar arasında İslâm’ın ortaya çıkışından önce de İsmâilî soydan gelmeleri sebebiyle sünnet uygulaması mevcuttu (Josephus, “Antiquities of the Jews”, 1/12.2). Mûsâ’nın Midyanlı karısından ilk doğan oğullarını bizzat sünnet ettiğine dair bir diğer Tevrat pasajından hareketle (Çıkış, 4/24-26) İbrâhim soyundan olan Midyanlılar’ın da buna âşina olduklarını söylemek mümkündür.
Grek kültüründe bedenin mükemmel yapısını bozucu olarak görülen sünnet uygulaması Helenistik ve onu takip eden Roma dönemlerindeki baskılar, özellikle Selevki (Selevkos) yönetiminin yasaklaması sebebiyle (m.ö. II. yüzyıl, I. Makkabiler, 1/41-62), gerileme gösterse de yahudilerin yanı sıra bazı hıristiyan grupları, Nabatîler (Araplar) ve Mısır’ın seçkin kesimi arasında devam etmiştir.
Yahudi inancına göre ilk defa İbrânîler’in atası İbrâhim’e Tanrı tarafından emredilen ve Mûsâ şeriatında da yer alan sünnet İbrânîce ifadeyle “sünnet ahdi” (berit mila), İbrâhim’le yapılan ahdin ve yahudi kimliğinin önemli bir göstergesi olarak nesiller boyu süregelen bir uygulamadır. Tevrat’ta yer alan bilgilere göre İbrâhim doksan dokuz yaşında iken bu emri aldığında on üç yaşındaki oğlu İsmâil ve evin bütün diğer erkekleriyle birlikte kendisi de sünnet olmuş, daha sonra doğan oğlu İshak’ı aynı emrin gereği olarak sekiz günlük iken sünnet etmiştir (Tekvîn, 17/23-27; 21/4)...
...Hıristiyanlık’ta İnciller sünnetin önemli bir yahudi âdeti olduğunu, Îsâ’nın bu âdete uygun biçimde sekiz günlükken sünnet edildiğini ve uygulamayı reddetmediğini belirtir (Luka, 1/59; 2/21; Yuhanna, 7/23).
...Sünnet uygulaması yahudilerle bağlantısı sebebiyle Katolik dünyasında olumsuz bir içeriğe sahip olmuş ve 1442’de papalık tarafından resmen yasaklanmıştır...
...Sünnet; Avustralya, Polinezya, Malinezya ve Amerika yerlileriyle çeşitli Afrika kabilelerinde eski Mısır toplumunda olduğu gibi çocukluktan yetişkinliğe geçiş (ergenlik) ve cemaate katılma (inisiyasyon) töreni kapsamında icra edilmektedir. Bu toplulukların bir kısmında ve özellikle Afrika yerlilerinde erkeklerin yanı sıra kızlar da sünnet edilir.
09.08.2023
Mehmet Bülbül