5. Maide 38. Ayet - Hırsızlık
Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadının yaptıklarına karşılık bir ceza, Allah’tan bir ibret olarak ellerini kesin. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir. (Maide 38 Kur'an Yolu-D.İ)
• Ali Fikri Yavuz Meali - ..(sağ) ellerini kesin..
* Emrah Demiryent - Sağ elini bilekten kesin
* Kadir Çelik - ellerini (parmaklarını) kesin
* Mahmut Kısa - sağ ellerini bilekten kesin
• Bayraktar Bayraklı Meali - ..güçlerini kesin..
• Cemal Külünkoğlu -Yetkilerini ellerinden alın
• Mustafa Çavdar - ellerini hırsızlıktan kesin
* Mehmet Çoban - ellerini hırsızlık olaylarından çekin
Mâide 38; hırsızlık ile ilgili hırsızlık suçunun cezasının açıklanması önceki peygamberler zamanında da vardı.
Ve Yûsuf’un yanına girdikleri vakit, Yûsuf, kardeşini yanına aldı: “Şüphesiz ben, senin kardeşinin ta kendisiyim! İşte bundan dolayı onların yapmış olduklarına üzülme!”
Sonra Yûsuf onlara önemli eşyalarını, malzemelerini hazırlayınca, su kabını kardeşinin yükünün içine koydu. Sonra bir müezzin seslendi: “Hey kervan! Şüphesiz siz kesinlikle hırsızsınız!”
Kafile onlara dönerek, “Ne kaybettiniz?” dediler.
Görevliler dediler ki: “Hükümdarın su kabını kaybettik ve onu getirene bir yük zahire var. Ben de buna kefilim.”
Kafile: “Allah’a yemin ederiz ki kati sûrette, siz de bildiniz ki, biz yeryüzünde/ burada kargaşa çıkarmak için gelmedik. Biz hırsızlar da değiliz” dediler.
Görevliler: “Eğer yalancılar iseniz, hırsızlık edenin cezası nedir?” dediler.
Kafile dediler ki: “Onun cezası, kimin yükünde çıkarsa, işte o kendisi, onun cezasıdır/o, kontrol altına alınır. Biz yanlış yapanlara işte böyle ceza veririz.”
Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin kabından önce onların kaplarını aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin kabının içinden çıkardı. İşte Yûsuf’a Biz böyle bir oyun öğrettik. Melikin dininde/ülkenin yasalarında, kardeşini alıkoymasına imkân yoktu. –Ancak Allah dilerse o başka. Biz dilediğimiz kişileri derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde bir daha iyi bilen vardır.–
(Yusuf/ 69- 76)
Bu pasajda geçen “Eğer yalancılar iseniz, hırsızlık edenin cezası nedir?”, “Onun cezası, kimin yükünde çıkarsa, işte o kendisi, onun cezasıdır/ o, kontrol altına alınır. Biz yanlış yapanlara işte böyle ceza veririz” ve “Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin kabından önce onların kaplarını aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin kabının içinden çıkardı. İşte Yûsuf’a Biz böyle bir oyun öğrettik. Melikin dininde/ülkenin yasalarında, kardeşini alıkoymasına imkân yoktu” ifadeleri dikkate alındığında Yakub’un dininde hırsızlığın cezasının “hırsızın kontrol altına alınması” olduğu anlaşılır.
Kur’an’daki bu anlatım, hırsıza verilecek cezanın da açıkça gösterimidir; aynı zamanda yanlış anlamalara karşı konulan bir engeldir.
Bizim dinimiz de Yakub’un diniyle aynı olduğundan Kur’an’daki “güçlerin kesilmesi”, el kesmek değil hırsızın kontrol altına alınması ve hırsızlığa neden olan illetlerin toplumdan giderilmesidir.
Ayrıca Yüce Allah, dünyaya ait cezalandırmalarda “Kısas, misliyle ceza (Adil karşılık)” ilkesini koymuş ve bunu şu ayetler ile de tafsilatlandırmıştır:
Yusuf 31. Diyanet Vakfi: Kadın, onların dedikodusunu duyunca, onlara dâvetçi gönderdi; onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. Onlardan herbirine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusuf'a): «Çık karşılarına!» dedi. Kadınlar onu görünce, onun büyüklüğünü anladılar. (Şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve dediler ki: Hâşâ Rabbimiz! Bu bir beşer değil... Bu ancak üstün bir melektir!
Yusuf 31. Kadın, onların dedikodusunu duyunca, onlara davetçi gönderdi; onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. Onlardan her birine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusuf’a): çık dedi. Kadınlar onu görünce, onun güzelliğinden ellerindeki (Güç ve takat) kesildi ve dediler ki: Hâşâ Rabbimiz! Bu bir beşer değil… Bu ancak üstün bir melektir!
Kısaca bu ayetlerde BIÇAK kelimesini görüp fiziksel El olarak değil, Yusuf’un MELEK e benzetilecek kadar Güzel ve yakışıklı olmasından dolayı Mecazi olarak EL'i "GÜÇ" manasında anlamak da mümkündür.
اصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُودَ ذَا الْأَيْدِ ۖ إِنَّهُ أَوَّابٌ (Sâd 38:17)
(Resûlüm!) Onların söylediklerine sabret, kulumuz Davud´u, o kuvvet (EYD) sahibi zatı hatırla. O, hep Allah´a yönelirdi. (Sâd 38:17, Diyanet Vakfı)
Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır. (Nahl 16:126, Diyanet İşleri)