Cariyelik - 24. Nur 32. Ayet
Köle tabiri ile câriye tabiri arasında hukukî muhteva olarak hiçbir mana farklılığı yoktur. Her ikisi de rıkkıyet yani kölelik manasını ifade etmek üzere kullanılmıştır. Köleliğe maruz erkekler için kul veya köle tabiri kullanılırken, köleliğe maruz kadınlar için câriye veya eme tabiri kullanılmaktadır.
"Aranızdaki bekârları, erkek kölelerinizden ve cariyelerinizden (Kur'ân, burada kadın köleler için imâ kelimesini kullanmıştır) durumu müsait olanları evlendiriniz. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfü ile onları zenginleştirir."(Nur, 24/32)
İslâm Hukukundaki cariyelerin çoğunluğu, asrımızdaki işçi kadınlar veya evlere gelen hizmetçi kadınlar gibidirler; değişen sadece isimleridir. Yani her câriye ile illa da karı koca münasebeti akla gelmemelidir.
Efendinin, cariyesi ile karı-koca hayatı yaşama hakkına "istifrâş hakkı", Efendinin köle veya câriye üzerinde sahip olduğu mülk-i menfaatten kaynaklanan onları çalıştırma hakkına ise "istihdam hakkı" denilmiştir.
"Şimdi cariyeleri efendilerinin izniyle nikahlayın ve herhangi bir mazeret ileri sürmeden maruf bir şekilde mehirlerini verin; ancak iffet sahibi cariyelerle zinadan ve onları gizli dost hayatı yaşamaktan yani metres edinmekten şiddetle kaçınmak şartıyla..."(Nisa, 4/25)
"... Cariyelerinizden evlenmeye uygun olanları evlendirin; eğer onlar fakir iseler de, Allah onları fazlu ihsanı ile zenginleştirir."(Nur, 24/32)
Köle olan kadınlar yani cariyelerin iki ayrı statüsü vardır: Birincisi; "hizmetçi" statüsündeki cariyeler.
İkincisi; bazı farkları ile birlikte "istifrâş hakkı" bulunan eş statüsündeki cariyeler.
Osmanlı Sarayı'nın Harem kısmında bazı tarihçiler tarafından verilen "60, 70 ve hatta 100 câriye vardı" şeklindeki ifadeler, hizmetçi statüsündeki cariyelerdir.
Nisâ 25.Ayete göre kişi kendinin veya başkasının Câriyesi ile nikahlanmadan cinsel ilişkiye giremez.
Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu, içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Nisâ 4:25, Diyanet Meali)
Bu ayet, Nûr 24:2’de belirtildiği üzere, zinaya öngörülen 100 [celde] (değnek) sopa cezasının cariyelikten sonra evlilik yapan kadınlara zina yapmaları durumunda bunun yarısının yani 50 sopalık cezanın uygulanacağı hükmünü içermektedir.