Hz Osman
Fil Vak‘ası’ndan altı yıl sonra Tâif’te doğdu. Kureyş’in en zengin tüccarlarından olan babası Affân Câhiliye devrinde öldü. Annesi Ervâ bint Küreyz, Resûlullah’ın halası Ümmü Hakîm Beyzâ bint Abdülmuttalib’in kızıdır. Emevî (Ümeyye) kabilesindendir.
Hz. Peygamber’in kızı Rukıyye ile evlendi. (Rukıyye nübüvvetten önce Ebû Leheb’in oğlu Utbe ile, kardeşi Ümmü Külsûm de diğer oğlu Uteybe ile nikâhlı idi.)
İslâmiyet’in 5. yılında (615) hanımıyla birlikte ilk kafilede Habeşistan’a hicret etti. Oğlu Abdullah Habeşistan’da doğdu ve iki yaşında iken hicretin 4. yılında (Ekim 625) vefat etti
Hanımı ağır hasta olduğundan Hz Osman Bedir savaşına katılamadı. Zafer müjdesinin Medine’ye ulaştığı gün Rukıyye kızamıktan öldü (Mart 624). Hz. Peygamber, Bedir’e katılanlardan sayarak ganimetten hisse verdiği Hz. Osman’ı daha sonra diğer kızı Ümmü Külsûm ile evlendirdi (625). Hicretin 9. yılında (630) vefatı üzerine evlenecek başka kızı olsaydı onu da vereceğini söyledi.
Hz. Osman, Ümmü Külsûm’den sonraki yıllarda altı evlilik daha yaptı. Hanımlarından üçü (Nâile bint Ferâfisa, Remle bint Şeybe, Ümmü’l-Benîn bint Uyeyne) şehid edildiği sırada hayatta bulunuyordu. Bu evliliklerinden dokuz oğlu, altı veya yedi kızı oldu.
Hz. Osman’ın en meşhur vasfı engin bir hayâ duygusuna sahip olmasıydı. Resûl-i Ekrem onun hakkında, “Kendisinden meleklerin hayâ ettiği bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi?” (Müslim, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 26); “Her peygamberin cennette bir refiki vardır. Benim cennetteki refikim de Osman’dır” (Tirmizî, “Menâḳıb”, 19; İbn Mâce, “Muḳaddime”, 11) demiştir.
Kıraat farklarının sebep olduğu tartışmaları önlemek için Hz. Ebû Bekir zamanında mushaf halinde toplanan Kur’ân-ı Kerîm’i beş veya yedi nüsha olarak çoğaltıp Mekke, Basra, Kûfe, Şam, Yemen ve Bahreyn’e birer nüsha gönderdi, “imam mushaf” denilen nüshayı da Medine’de bıraktı. Hadisleri tam olarak rivayet eder, bu hususta çok titiz davranırdı. Onun hakkında bir kişi, “Ashap arasında hadisleri Hz. Osman’dan daha tam ve güzel şekilde rivayet eden birini görmedim, ancak o hadis rivayetinden çekinen bir zattı” demiştir (İbn Sa‘d, III, 57). Resûl-i Ekrem’den 146 hadis rivayet etmiştir (Süyûtî, Târîḫu’l-ḫulefâʾ, s. 149).
Hz. Osman, Resûlullah’ın iki kızıyla evlenmiş olduğu için “zü’n-nûreyn” (iki nur sahibi) lakabıyla meşhur olmuştur. Ayrıca “esnâf-ı mühr-künan - mühür sanatı”ın pîri sayılmaktadır. Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki kılıçlardan beşi ona nisbet edilir.
Asiler Hz Osman'ı evini bir/iki ay kadar muhasara ettiler ve içecek su bile vermediler. Asilerden birkaç Mısırlı, evinde Kur’an okumakta olan Hz. Osman’ı öldürdü. (18 Zilhicce 35 / 17 Haziran 656). Dünyadan ayrıldığında 82 yaşında idi.
Evini ve beytülmâli yağmalayan âsiler Hz. Osman’ın defnedilmesini de engellediler. Bu sebeple cenazesi, hanımı Nâile’nin gayretleriyle ancak akşam-yatsı arasında çok az kişi tarafından gizlice kaldırılabildi. Hatta cenazenin üç gün sonra defnedilebildiği de rivayet edilmiştir. Cenazeye Hz. Osman’ın iki hanımını ve üç-on yedi arasında erkeğin katıldığı ve onun Cennetü’l-bakī‘ bitişiğindeki Haşşükevkeb denilen yere defnedildigi bildirilmiş, bu yer Muâviye zamanında mezarlığa dahil edilmiştir.
Hz Osman'a karşı olmalarının sebebleri; Kur’ân-ı Kerîm’i istinsah ettirdikten sonra diğer Kur’an nüshalarını yaktırması, Kureyş adına kabilecilik yapan bazı valilere ses çıkarmaması, Hz. Peygamber tarafından Tâif’e sürülen amcası Hakem b. Ebü’l-Âs’ın Medine’ye dönmesine izin vermesi, kendisini eleştiren Ebû Zer el-Gıfârî, Abdullah b. Mes‘ûd ve Ammâr b. Yâsir gibi sahâbîleri çeşitli şekillerde cezalandırması, Medine civarındaki bazı arazileri beytülmâl develeri için koruluk haline getirmesi, hac için Mekke’de bulunduğu sırada FARZ NAMAZLARI MUKİM GİBİ KILMASI, Mescid-i Nebevî inşaatında önceden kullanılmayan bazı malzemeleri kullandırması, Resûl-i Ekrem’den intikal eden hilâfet mührünü Bi’rierîs’e düşürmesi. Ayrıca halife, ganimetlerin önemli bir kısmını yakınlarına tahsis etmek ve diğer akrabalarından bazılarına haksız yere mal ve toprak vermekle de itham ediliyordu.
Hz. Osman’ın halifeliği döneminde fetihler: (644-656) Horasan, Esterâbâd, Hemedan ve Kirman, Nişabur, Afganistan sınırları içinde kalan Belh, Herat, Bûşenc ve Tûs, İrmîniye, Gürcistan, Dağıstan ve Azerbaycan, Arran bölgesi ve Tiflis, Güney Afrikada Sudan'a kadar, kuzeyde de Tunus'a kadar.
Fetihler neticesinde gerçekleşen zenginleşmeyle birlikte toplumda lüks ve refahın arttığı Hz. Osman’ın halifelik dönemi, başarılı geçen sükûnet devri (644-649) ve halifenin öldürülmesiyle sonuçlanan İslâm tarihinin ilk büyük fitnesinin yaşandığı karışıklık dönemi (650-656) olarak iki safhaya ayrılır.
Kaynak:TDV Ansiklopedi, Osman maddesi, C.33 s.438