21. Enbiya 90. Ayet - Kuranda takdim-tehir
TAKDİM-TEHİR usulu Kur'anda bazı ayetlerdeki lafızların öne bazı lafızların arkaya gelmesi şeklinde olur.
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا ۖ وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ (Enbiyâ 21:90)
21-90 Biz de ona icabet ederek, Yahya'yi bahsetmis, eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvariyorlardi. Bize karşı gönulden saygı duyuyorlardı.
Enbiya s. 90. ayetinde önce Yahyanın bahşedildiği , sonra Zekeriyanın eşinin doğum yapacak hale getirilmesinden bahsedilir. Halbuki bir kadın önce eşinin doğum yapacak hale getirilerek sonra Yahyanın bahşedilmiş olduğu bilinmektedir , dolayısı ile ayette takdim-tehir vardır ve olması gereken "Eşini doğum yapacak hale getirip Yahya yı bahşetmiştik" şeklindedir.
وَجَاوَزْنَا بِبَنِي إِسْرَائِيلَ الْبَحْرَ فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْيًا وَعَدْوًا ۖ حَتَّىٰ إِذَا أَدْرَكَهُ الْغَرَقُ قَالَ آمَنْتُ أَنَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا الَّذِي آمَنَتْ بِهِ بَنُو إِسْرَائِيلَ وَأَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ (Yûnus 10:90)
Yunus 10.90] İsrailoğullarını denizden geçirdik, Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla ardlarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: «İsrailoğullarının inandığından başka ilah olmadığına inandım, artık ben O'na teslim olanlardanım» dedi.
Yunus s. 90 . ayetinde önce İsrail oğullarının denizden geçirildiği , sonra Firavun ve askerlerinin onların peşine düştükleri şeklinde bir ibare var, halbuki Firavun ve askerleri İsrailoğullarının peşine denizden geçmeden önce düşmüşlerdir. Bu ayette de takdim tehir görülmekte olup ibare "Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla ardlarına düştüler ve İsrailoğullarını denizden geçirdik" şeklindedir.
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ (Kamer 54:16)
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Kalem s. 16-18-21-30-37-39. ayetlerde azabın uyarıdan önce geldiğini görmekteyiz, halbuki önce uyarı sonra azab gelmesi gerekirdi , bu ayetlerdede takdim tehir görülmektedir.
النَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا ۖ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ أَدْخِلُوا آلَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ الْعَذَابِ (٤٦)
[Mü'min 40.46] Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, «Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun» denir.
Kıyamet çatmadan önce ateş olmadığına göre bu ayeti takdim-tehir kuralına uygun bir okumaya tabi tutup şu şekilde okuyabiliriz.
"Kıyamet çattığı gün, «Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun» denir.Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar."
Mü'min s. 46. ayetinin bu şekil bir tertibi , kabir azabı ile herhangi bir bağ kurulmasına mahal bırakmadığı gibi , kabir azabı ile bir bağ kurularak Kur'anın çelişkili bir Kitap olmuş olması kapısını da kapatmaktadır.
Kurtubi tefsirinde bu ayet ile ilgili olarak Ferra'nın şu görüşlerini nakleder.
"el-Ferra âyet-i kerimede bir takdim ve tehir olduğunu kabul etmektedir. Buna göre âyetin anlam sıralanışı şöyledir: "Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine sokun"; "ateştir o, onlar sabah akşam ona arzolunurlar." O böylece ateşe arzedilmeyi ahirette kabul etmiş olmaktadır."
وَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِعٖينَ
Bakara 2.43 - Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
يَا مَرْيَمُ اقْنُتٖى لِرَبِّكِ وَاسْجُدٖى وَارْكَعٖى مَعَ الرَّاكِعٖينَ
Aliimran 3.43 - Ey Meryem! Rabbine ibadete devam et, secdeye kapan, ve rükû edenlerle beraber rükû’ yap“.
اِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا الَّذٖينَ يُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ
Maide 5.55 - Sizin veliniz, ancak Allâh, Elçisi ve namazlarını kılan, zekâtlarını veren, rükû'a varan mü'minlerdir.
كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ۗ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً ۖ وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ(٣٥)
Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz. (Enbiyâ 21:35, Diyanet İşleri)
Abdest ayetinde de takdim te'hir olup "fağsiluu vucuuhekum ve eydiyekum" yani "yüzünüzü yıkayın ve ellerinizi de" denilmesine rağmen ayetin asıl manası "elleri yıkayıp sonra yüzü sonra da dirseklere kadar kolları yıkamak"dır. Yine "başınızı meshedin, ayaklarınızı da yıkayın" emrinde ayakların yıkanması takdim tehir ile anlaşılmaktadır.
إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَىٰ (١٢) وَإِنَّ لَنَا لَلْآخِرَةَ وَالْأُولَىٰ (١٣)
Doğru yolu göstermek bize aittir. Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir. (Leyl 92:13, Diyanet Vakfı)
الرَّحْمَٰنُ(١) عَلَّمَ الْقُرْآنَ(٢) خَلَقَ الْإِنْسَانَ(٣) عَلَّمَهُ الْبَيَانَ(٤)
Rahmân Kur´an´ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti. (Rahmân 55:1-4)
Ayetteki sıralamaya göre önce "kuranı öğretti" ayeti sonra "insanı yarattı" ayeti daha sonra da "açıklamayı öğretti" ayeti şeklindedir. İşte burda da takdim-tehir sanatı vardır, eğer öyle olmasaydı önce insanı yaratıp sonra kuranı öğretmesi daha sonra da açıklamasını öğretti şeklinde sıralaması gerekirdi .