Hermetizm-Modernizm-Deizm
Hermes Kimdir?
Hermes Roma mitolojisinde Merkür (Güneş`e en yakın gezegen), Mısır Mitolojisi`ndeki Thot ve islam mitolojisinde İdris olarak inanılır. Hermes veya İdris geleneği Babil, Mısır ve Yunan düşüncelerinin temeli olmakla birlikte İslam düşüncesi`nin de temelini oluşturan yabancı kaynaklardan sayılır
Antik Yunan tanrısı Hermes, yer (insanlar) ile gök (tanrılar) arasında bağ kurucu ve yer yüzünde yukarının (tanrısal olanın) yorumcusu (hermesneuta) olarak kabul görmekte idi. “Hermenötik” denilen bu kelime kaynağını Hermes’ten alır.
“ İnsan nefsi bir evdir. Ona eğer tanrı yerleşmezse şeytan yerleşir.”
“Bir insan, kendisini kendi zihninde görebildiği an yeniden doğuşa hazır demektir”
( Hermes – “Hermesü’l Hermâise – Âlimlerin Âlimi” )
Hermetik düşünce sisteminde İnsan Tanrı(Allah) ile bağ Kurar ve Onun Emirlerini Yorumlar şeklindedir. Bu Düşünceye Göre Vahiy İnsana Ait Yorumlamadır. Ondan Dolayı Kutsallığı yoktur.
Hermetizmle ilgili daha geniş bilgi edinmek isteyenler için (Cemil Akdoğan, Bilim Tarihi, Açıköğretim Fak. Yay. 1993, s. 110)
İnsanlığın Vahiyden Uzaklaşmasıyla başlayan yozlaşma süreci beraberinde sosyolojik ve psikolojik hastalıkları da getirmiştir. Kainatın sahibi ile bağlantı kuramayanlar hayatın cilveleri karşısında çeşitli düşünce ve eylemler geliştirerek yaşamlarına devam etmişlerdir. Günümüzde falcılık veya mistik akımların geliştirdikleri yöntemler Hermesin fikirleriyle benzeşmektedir. Tarihe orta çağ karanlığı olarak kazınan dönemin hastalıklı yapıtları otoriteleşince toplumsal yansımaları oldukça kötü olmuş ve bu süreci atlatabilmek için de modernite anlayışlarına müracaat edilmiştir.
Toplumun kutsallarını yok ettiğinizde zaten moderniteyi inşa etmiş olursunuz. Batı dünyası 13-16 yüzyıllar arasında Rönesans adıyla “akil” yetisini ön plana çıkarmıştır.
Rönesans (Aklın Hür Kalma Hareketi) adıyla başlayan bilinçlenme süreci beraberinde sanayileşme devrimi ve kainatın insana hizmet etme yöntem ve buluşlarıyla günümüze kadar gelmiş ve devam etmektedir. Vahiy yoksulluğu olan toplumlarda modernizm bir kurtuluş olarak görülebilir. Unutma ki "düşünemeyenler düşünenlerin kölesi olur".
İslam dünyasında mutlaka bir zihniyet dönüşümü yaşanması gerektiği noktasını müşterek anlayışların olduğu ve hatta olması gerektiği vakıadır. Müslümanların bugünkü durumu vahim denebilecek bir durumdur. Ancak çıkış yolu kutsalları hayatın dışına çıkartmak değil bilakis kutsalları hayatın içerisine alarak zekanın özgürleştirilmesinden geçmektedir.
Allah cc insana yedi tane lütuf vermiştir. Vicdan, zeka, elçi, vahiy, sanatsal, gözlemsel ve deneysel bilgileri insanlığın hizmetine sunmuştur. Vicdan ve zeka donatı olarak gerçekleşirken elçi ve vahiy teknik uyarıcılar olarak insanlığa lütfedilmiştir.
Hayatı kutsallardan arındırdığınız zaman batıda olduğu gibi bir sonuçla karşılaşırsınız. Hepsi Hristiyan ama Kiliseler bomboş. Çünkü kutsallar imha edilmiş dünyevileşen hayatta inanmak yeterli görülmüştür. PAPA Benedik batı Dünyasının Allah inancını kaybettiğini söyleyerek bu duruma müdahale edilmesini istemek zorunda kalmıştı.
Bugün bu hastalığın Müslümanlar arasında da yaygınlaştığı görülmektedir.
DEİZM ve Yaradancılık: Mantık ve doğaya Değer Veren Dini İnanışları Reddeden Tek Tanrı İnancıdır.
İlahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk Deizmi Aşağıdaki gibi yorumlayarak sistem haline getirmeye çalışmıştır.
Deizm, Allah’a imanda samimi olan ve bu samimiyeti tahrip ettiği için dincilik zihniyetine savaş açan insanların yoludur. Deizm, dinci riyakârlığa karşı bir sığınaktır. Eğer Allah’a imanda samimiyete bir anlam veriyor ve o anlamı korumak istiyorsak, gelecek zamanların da en güvenli ve mutlu inanç kurumu deizm olacaktır. Yaşar Nuri Öztürk 17 Temmuz 2012 tarihli Yurgazetesindeki Köşesinden
Deistler Müslümanları Paganizmle suçlamaktadırlar.
Paganlar; insan, hayvan, bitki veya taş yaşayan herşeyin varlığına saygı duyar.
Vahyi Kur anın ilk ayetlerinde İkra ile başlayan okumanın hayatta olan veya hayata etkisi olan doğa dahil tüm kainat ayetlerinin okunmasını ve bunları yaratan gücün düşünülerek iman edilmesini istemesi insanın doğa ile olan ilişkilerinden ve entegrasyonundandir. Toplumsal sorunlara çözüm üretemeyenlerin dünya tarihi boyunca bu tür kaçamaklar yaptıklarını görmekteyiz. Müslümanların uluslar arası moderniteye katkıları “teknik uyarıcı” elçi ve vahyi devre dışı bırakmaya çalışmalarıyla oluşacaktır. Elçi ve vahyi devre dışı bıraktığınızda sadece yaratan bir varlıktan söz etmiş olursunuz. Oysa hayatın sahibi ilk hayat olan Ahdi-misak ta verilen sözlerin tutulup tutulmamasını denetlemek/imtihan etmek için ikinci hayatı yani nefsin ete kemiğe büründürülmüş olan bölümü dünyayı yaratmıştır. Hayatın içerisindeki fiilleri kategorize ederek teknik uyarıcılara dikkat edenleri Müslüman etmeyenleri ise Kafir, Müşrik ve Münafık olarak adlandırmaktadır. Örneğin içmek bir fiildir. Allah inancı olan bir kimse içmek istediğinde teknik uyarıcı olan vahye bakar ve nasıl ve neleri içebileceğine karar verir. Allah filleri yaratmıştır fiilleri failler hayır ve şer haline getirirler. Deizmde bu kuralların hiç birisi bir işe yaramaz. Çünkü deizmde Allah yaratmış ve kenara çekilmiştir inancı hakimdir. Tıpkı Yahudiler gibi.
Müslümanlar Arasında Deizmi Tutturabilmek İçin Yaratılış Sistemine Yön Verilmek İstenmektedir.
Modernizme (deizm) göre Allah ilkten yarattığı için sürekli yaratılma işi kurallar çerçevesinde oluşur. Tıpkı bir elmanın kurdunun yaratılması gibi. Bundan dolayıdır ki insanın yaratılmasını da Allah cc yerine babaya vermişlerdir. İlk olarak Araf suresi 172 . ayeti kendi kulvarından çıkartmışlar sonra buna İnsan 1. ayetle devam etmişlerdir. Allah cc ı hayata müdahil etmemek içinde vahyin önemli bir bölümü olan kıssaları” inkara kalkışmışlardır.
Modernistlerin işlerini kolaylaştıranlar ise her türlü gelişmeye kendilerini kapatan ve mevcutlarla yetinme arzusu içerisinde olan enaz modernistler kadar tehlikeli ve zararlı olan “gelenekçilerdir”.
Toplumsal sorunlara vahyin penceresinden bakamayan gelenekçiler modernistlerin işlerini kolaylaştırırlar. Çünkü Müslümanlar arasında hayatın hiç bir evresinde ne Ahlaki ve nede sosyal adalet mevcut değildir. Müslüman coğrafya kan göz yaşı ve zulüm içerisindedir. Mevcudu korumakla olanı reddetmek arasında netice olarak hiç bir fark yoktur. Bugünkü gelenekçilele hermenistler arasında pek fazla bir fark bulunmamaktadır. Okuma üfleme gibi her türlü Hermetik kültür gelenekçilerimizde mevcuttur. Bunlara Karşı Modernizmi değil Vahyi önermeliyiz. Batı da Vahiy Kabul edilmediği için Modernite geliştirilmiştir. Müslümanların Hayat rehberi Hayat süzgeci Kur an ı kerimdir.
Allah Tek Kutsaldır cümlesiyle birlikte Allah cc tan geride olanların yaratılanlar olduğunu izah etmeye çalışarak melekleri kitapları ve peygamberleri devre dışı bırakma eyleminde oluruz. Oysa Allah cc Bakara 177. ayette inanılması gerekenleri sıralamıştır. Burada Resül mantığı ile Kutsal mantık aynı şeylerdir.
Allah cc tek kutsal olsaydı iman edilecekler arasına peygamberleri melekleri ve kitapları alır mıydı?.
“Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne çevirmeniz zafer ve mutluluğa ermek değildir. Zafer ve mutluluğa ermek o kişinin hakkıdır ki, “Allah`a, âhıret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır”; akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı kılar, zekatı öder. Böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar. İşte bunlardır özüyle sözü bir olanlar. Ve işte bunlardır korunan takva sahipleri”.BAKARA 177
Yukarıdaki ayette iman edilecekleri sıralarken ilk sıradakilerle sonrakiler arasında sadece konum ve durum farkı bulunmaktadır. Allah TEK kutsal olsaydı diğerlerini zikretmesine gerek yoktu.
Tek kutsal Allahtır deyimi ile teknik uyarıcıları perdelemek deizme giden yolu açmak demektir. Gelenekçi düşünceden kurtulacağız derken batıdaki gibi olmaya giden bir yolun başına gelmemek lazım.
Yapılması gereken şey Hz. Muhammedin Medine yönetimi ve Medine bileşenleri doğrultusunda yeni otoriteler geliştirmektir. Toplumların sorunlarına çare ancak ve ancak bu şekilde aranabilir. Allah ilkten yaratmıştır diyerek insanın yaratılışı başta olmak üzere tüm yaratılışları sistemlere bağlamak Allah cc hayatın dışına itmek demektir. Namaz yok, oruç yok. Yalvarış (dua) yok. Çünkü hayata müdahil olmayandan bir şey dilemektense hayata müdahil olan uluslar arası kapitalistlerden dilemek daha doğrusu değimli mantığı ile Müslümanların imanını yok etmek istemektedirler. Bu düşünce sistemi tek kelimeyle sorumluluktan kaçmak ve uluslar arası kapitalizme çalışmaktan başka bir şey değildir.
Deizmde Her Doğan Çocuk Babası Tarafından Yaratılmaktadır.
Bu cahilane bir düşüncedir. Kur'anda Zekeriya-Yahya kıssası bu düşünceye verilecek en güzel cevaptır.
“O halde sen yüzünü, bir hanîf olarak dine, Allah`ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata çevir. Allah`ın yaratışında değiştirme olamaz. Doğru ve eskimez din işte budur. Fakat insanların çokları bilmiyorlar”.RUM 30
Nihilizm - hiçcilik
Emprizim - deneycilik
Hedonizm - hazcılık
Mistizm - gizemcilik
Ütopya - hayali devlet
Egoizm - bencillik
Fatalizm - kadercilik
Pragmatizm - Faydacılık