KISAS - Bakara 178. Ayet
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلَى ۖ الْحُرُّ بِالْحُرِّ وَالْعَبْدُ بِالْعَبْدِ وَالْأُنْثَىٰ بِالْأُنْثَىٰ ۚ فَمَنْ عُفِيَ لَهُ مِنْ أَخِيهِ شَيْءٌ فَاتِّبَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ وَأَدَاءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَانٍ ۗ ذَٰلِكَ تَخْفِيفٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَرَحْمَةٌ ۗ فَمَنِ اعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ أَلِيمٌ (Bakara 2:178)
Bakara 178 ve 194. Ayetler tercüme edilirken kısas için "hür e hür, köle ye köle, kadın a kadın " gibi anlam vererek mealcilerin büyük çoğunluğu tarafından tercüme edilmiştir.
Oysaki bu ayette ve 194.ayette bulunan "bi" edatı "teyit" için gelmiştir. Buna göre mana { "nasıl olursa olsun farketmez" anlamında "hür ise hür, köle ise köle, kadın ise kadın farketmez (kim oldukları farketmez) kısasa kısas} tır.
194.ayette de aynı mana ile "haram ay ise haram ay" (farketmez) size saldıranlara siz de saldırın gibi tercüme edilmelidir.
Eğer diğer meallerde olduğu gibi "hüre hür, köleye köle, kadına kadın" şeklinde çevrilseydi ; bir erkek bir kadını öldürse nasıl kısas yapılabilirdi?.
Isabetli tercüme Sadık Türkmen çevirisinde var.
Ey iman EDENLER! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür, köle/esir ve kadın olması fark etmez!.. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin varisi, velisi) tarafından affedilirse, örfe uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra haddi aşana çok acıklı bir azap vardır. (Bakara 2:178, Sadık Türkmen)
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). Ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır. (Bakara 2:178, Diyanet Vakfı)
KISAS : Sözlükte “ardından gitmek, iz sürmek, yaptığı işte birinin yolunu takip etmek; kesmek, eşitlemek ve misilleme yapmak”, Lisanul arab 'da bir koyunun yunlerini kesme anlamında "KISSA" kelimesinden türevdir. Kuran kıssaları da "tekrarı mümkün olan yaşanmış olaylar" demektir. MAKAS kelimesi "iki ucu ile eşit kesme", KISA kelimesi de kısaltma anlamındadır.
KISAS ıstılahda “mutlak eşitlik, bir şeyin iki tarafının birbirine denk olması" dır.
Şâfiî, Mâlik ve Ahmed b. Hanbel Resûl-i Ekrem’in, “Kâfire karşılık müslüman öldürülmez” anlamındaki hadisini (Buhârî, “ʿİlim”, 39; “Diyât”, 31) gerekçe göstererek din farklılığının kısasa engel teşkil eder demislerdir.
Hanefîler ise Hz. Peygamber’in, “Zimmeti altındaki insanların haklarını korumaya en lâyık olan benim” hadisini (Abdullah b. Yûsuf ez-Zeylaî, IV, 335-336) esas alıp hem adam öldürmede hem de yaralamada Kısas yapılır demişlerdir.
Kur’an’da "kısas" dört yerde geçer. “denklik” anlamına geldiği bir yer dışında (el-Bakara 2/194) İslâm ceza hukukundaki terim anlamıyla kullanılmıştır (el-Bakara 2/178, 179; el-Mâide 5/45). Bu kavram hadislerde de kısas ve “kaved” şeklinde isim ve fiil kalıplarıyla sıkça geçmektedir.
وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ فِيهَا أَنَّ النَّفْسَ بِالنَّفْسِ وَالْعَيْنَ بِالْعَيْنِ وَالْأَنْفَ بِالْأَنْفِ وَالْأُذُنَ بِالْأُذُنِ وَالسِّنَّ بِالسِّنِّ وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌ ۚ فَمَنْ تَصَدَّقَ بِهِ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَهُ ۚ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
(Mâide 5:45)
Tevrat´ta onlara şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılık ve cezadır). Yaralar da kısastır (Her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bunu (kısası) bağışlarsa kendisi için o keffâret olur. Kim Allah´ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir. (Mâide 5:45)
وَلَكُمْ فِي الْقِصَاصِ حَيَاةٌ يَا أُولِي الْأَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ (Bakara 2:179)
Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız. (Bakara 2:179)
Kısas illa öldürmek demek değildir, aslında diyet ödemek ve eşit olarak cezalandırmak demektir. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın cezası vermektir ve bu cezayı uygularken, zengin-fakir, soylu-soysuz fark gözetmeksizin herkese aynı cezayı vermek demektir.
Göze göz, dişe diş derken de, göze karşılık ona denk bir ceza ve diyeti, dişe karşılık ona denk bir ceza ve diyeti gibi. Kısas; herkese eşit olacak şekilde kanunla tespit edilen ceza türü ve diyeti ile yapılır.