6. Enam 25-27 - takdim tehir 2
بَشِيرًا وَنَذِيرًا فَأَعْرَضَ أَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ (٤)
وَقَالُوا قُلُوبُنَا فِي أَكِنَّةٍ مِمَّا تَدْعُونَا إِلَيْهِ وَفِي آذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنْ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَاعْمَلْ إِنَّنَا عَامِلُونَ(٥)
(Bu kitap) müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi. Artık dinlemezler.
Ve dediler ki: Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. Onun için sen (istediğini) yap, biz de yapmaktayız! (Fussilet 41:4-5, Diyanet Vakfı)
وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُ اِلَيْكَ وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَفٖى اٰذَانِهِمْ وَقْرًا وَاِنْ يَرَوْا كُلَّ اٰيَةٍ لَا يُؤْمِنُوا بِهَا حَتّٰى اِذَا جَاؤُكَ يُجَادِلُونَكَ يَقُولُ الَّذٖينَ كَفَرُوا اِنْ هٰذَا اِلَّا اَسَاطٖيرُ الْاَوَّلٖينَ ﴿٢٥-٦﴾
Onların içinde seni dinleyenler vardır, biz onların kalblerini, O'nu (Kur´an´ı) anlamalarına örttük, kulaklarını da sağırlaştırdık. Bu yüzden her türlü mucizeyi görseler bile ona inanmazlar. Nitekim bu kâfirler tartışmak için yanına geldiklerinde sana «Bu Kur´an, eskilerin masallarından başka bir şey değildir» derler. (En’âm 6:25)
وَهُمْ يَنْهَوْنَ عَنْهُ وَيَنْأَوْنَ عَنْهُ ۖ وَإِنْ يُهْلِكُونَ إِلَّا أَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ (En’âm 6:26)
Hem (insanları) Kur´an´dan uzak tutuyorlar, hem de kendileri ondan uzak duruyorlar. Böylece aslında kendilerini mahvediyorlar, ama bunun farkında değildirler. (En’âm 6:26, Fizilal-il Kuran)
Bu iki ayet Takdim-te'hir metodu ile okuduğumuzda 26.ayette müşriklerin insanları kurandan uzak tutmaları ve ondan kaçıp dinlemek istemeyişinden dolayı, 25.ayette Allah onların kalplerini örtmüş, kulaklarına da ağırlık vermiştir.
Müşriklerin kurana kalplerini örtüp, kulaklarını tıkalamalarından dolayı Allah onların kalplerini kapatıp kulaklarına ağırlık vermiştir. Yoksa Allah, müşrikler Kuranı anlamasınlar diye böyle bir şey yapmış değildir.
Malesef pek çok çeviride, Allah, "Müşrikler anlamasın diye onların kalplerini perdeledi" şeklinde yanlış mealler verilmiş.
Enam 25.ayeti benzer diğer ayetlere de bakarak daha iyi anlaşılır. İsra suresi 45-47.ayetlerde de Takdim-te'hir vardır, önce 47.ayet sonra da 45. ve 46. :
نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِهِ إِذْ يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ وَإِذْ هُمْ نَجْوَىٰ إِذْ يَقُولُ الظَّالِمُونَ إِنْ تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَسْحُورًا (İsrâ 17:47)
Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarında fısıldaşırlarken de o zalimlerin: «Siz, büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!» dediklerini çok iyi biliriz. (İsrâ 17:47, Diyanet Vakfı)
وَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ حِجَابًا مَسْتُورًا (İsrâ 17:45)
وَجَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَنْ يَفْقَهُوهُ وَفِي آذَانِهِمْ وَقْرًا ۚ وَإِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْآنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلَىٰ أَدْبَارِهِمْ نُفُورًا (İsrâ 17:46)
Kur´an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasında görünmez bir perde kıldık. (İsrâ 17:45)
Ve onların kalbleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur´an´da sadece Rabbini «bir ve tek» (ilah olarak) andığın zaman, ´nefretle kaçar vaziyette´ gerisin geriye giderler. (İsrâ 17:46, Tefhimu'l Kur'an)
_____________________________________
وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنْذِرِينَ ۚ وَيُجَادِلُ الَّذِينَ كَفَرُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ ۖ وَاتَّخَذُوا آيَاتِي وَمَا أُنْذِرُوا هُزُوًا (Kehf 18:56)
Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkâr edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Âyetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar. (Kehf 18:56, Diyanet İşleri)
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِآيَاتِ رَبِّهِ فَأَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِيَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ ۚ إِنَّا جَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَنْ يَفْقَهُوهُ وَفِي آذَانِهِمْ وَقْرًا ۖ وَإِنْ تَدْعُهُمْ إِلَى الْهُدَىٰ فَلَنْ يَهْتَدُوا إِذًا أَبَدًا (Kehf 18:57)
Kendisine Rabbinin ayetleri öğütle hatırlatıldığı zaman, onlara sırt çeviren ve ellerinin önden gönderdikleri (amelleri) ni unutandan daha zalim kimdir? Biz gerçekten, onların kalpleri üzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen bir perde (gerdik) kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen onları hidayete çağırsan bile, onlar sonsuza kadar asla hidayet bulamazlar. (Kehf 18:57, Tefhimu'l Kur'an)
_____________________________________
وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لَا تَسْمَعُوا لِهَٰذَا الْقُرْآنِ وَالْغَوْا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ (Fussilet 41:26)
İnkâr edenler: Bu Kur´an´ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın. Umulur ki bastırırsınız, dediler. (Fussilet 41:26)
وَقَالُوا قُلُوبُنَا غُلْفٌ ۚ بَلْ لَعَنَهُمُ اللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَلِيلًا مَا يُؤْمِنُونَ (Bakara 2:88)
(Yahudiler alay ederek) «Kalplerimiz perdelidir» dediler. Hayır; küfür ve isyanları sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. O yüzden çok az inanırlar. (Bakara 2:88, Diyanet Vakfı)
فَبِمَا نَقْضِهِمْ مِيثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِآيَاتِ اللَّهِ وَقَتْلِهِمُ الْأَنْبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌ ۚ بَلْ طَبَعَ اللَّهُ عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا (Nisâ 4:155)
Verdikleri sözü bozmaları, Allah’ın ayetlerini tanımamaları ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve -Kalplerimiz perdelidir, demeleri sebebiyle evet, Allah kafirlikleri sebebiyle kalplerini mühürlediği için çok azı dışında onlar iman etmezler. (Nisâ 4:155, Şaban Piriş)
وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لِلْكَافِرِينَ عَرْضًا (١٠٠)
الَّذِينَ كَانَتْ أَعْيُنُهُمْ فِي غِطَاءٍ عَنْ ذِكْرِي وَكَانُوا لَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعًا (١٠١)
O gün, dünyada iken gözleri Zikrime (kurana) karşı perdeli, kulak vermeye de dayanamayan kâfirleri, cehennemle yüz yüze getireceğiz. (Kehf 18:100-101)
______________________________________
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنْذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ (Bakara 2:6)
"İnkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da, onlar için aynıdır; iman etmezler"
خَتَمَ اللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَعَلَىٰ سَمْعِهِمْ ۖ وَعَلَىٰ أَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ (Bakara 7)
"Allah onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiş ve gözlerine bir perde inmiştir ve onlara büyük bir azap vardır"
Çeşitli âyetlerde münafıkların nitelikleri şöyle belirtilir: Dıştan inanmış görünüp, içten inkârcıdırlar (Münâfikûn, 63/3). Allah’a ve Peygamber’e muhâlefet üzeredirler (Mücâdele, 58/20). Yeryüzünde fesat çıkarırlar, mü’minlerle alay ederler (Bakara, 2/9-15). Yalan yere yemin ederler (Mücâdele, 58/14). Onların kalbi verimsiz toprak gibidir (A’râf, 7/58). Konjonktüre göre hareket ederler, gelişmeler Müslümanların lehine ise onların yanında, düşmanın lehine ise hemen onların yanında yer alırlar (Nisâ, 4/141; Ankebût, 29/10, 11). Olayların akışı kendi lehlerine olunca hemen Hz. Peygamber’e gelip bağlılık bildiriler (Nûr, 24/49). Kadınları fuhşa zorlarlar (Nûr, 24/33). Cimrilik yaparlar (Tevbe, 9/67). Kalplerindekini açığa çıkaran âyetlerin inmesinden korkarlar (İnfitâr, 82/4, 5; Tevbe, 9/64). Allah’a kötü zanda bulunurlar (Fetih, 48/6). İnsanları iyilikten uzaklaştırıp, kötülüğe çağırırlar (Tevbe, 9/67-69). Kötü sözlerin müslümanlar arasında yayılmasını isterler (Nûr, 24/19). Kötülük yapınca sevinirler, yapmadıkları şeylerle övünürler (Âl-i İmrân, 3/188): Kur’an âyetleriyle alay ederler (Nisâ, 4/140). Toplumda uydurma haber yayarlar (Ahzâb, 33/60).
Nifakın belirtileri hadiste şöyle ifade edilmiştir: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince döner, kendisine bir şey emanet edilse hıyanet eder.” (Tirmizî, İman, 14). )