Oruç - Hayızlıya Oruç yasağı var mı?
2. Bakara 222 - Hayızlıya Oruç yasağı var mı?
ADET HASTALIK MIDIR? ADETLİ KADIN ORUÇ TUTABİLİR Mİ?
.
Adet[menstruasyon] hastalık değildir, fizyolojik bir hadisedir, ancak adetle ilgili [ağrılı adet ve aşırı kanama gibi] problemler olabilir. Nitekim Kur’an da adeti bir hastalık[maraz] olarak değil ‘’eza’’ yani eziyetli bir durum olarak niteliyor [2/222].
.
Peki adetli kadın oruç tutabilir mi? Tutmak isterse tabi ki tutabilir. Kur’anda bunu yasaklayan herhangi bir hüküm yoktur. Kur’an, hastalık ve sefer halinde orucun tehir edilebileceğini [sonradan güne gün kaza edilebileceğini] bildiriyor. Yani buna ruhsat veriyor. Ama bunu emretmiyor. Tutulmasını da yasaklamıyor. Hatta oruç tutmanın daha hayırlı olduğunu bildiriyor [2/184].
.
Şimdi bazıları diyecek ki, ‘’olur mu öyle şey, adetli kadın oruç tutamaz, bu dinen yasak.’’!
Herkes dilediği gibi davranabilir ama ben Kur’anda böyle bir yasak göremiyorum, hatta böyle bir yasağın olamayacağını görüyorum. Nasıl mı? Şöyle;
.
Resulün Allahtan alıp getirdiği sözler, yani Kur’an, kendisini ‘’müminler için her şeyi açıklayan ve her şeyi beyan eden’’ bir kitap olarak niteliyor [12/111;16/89]. Eğer biz Kur’ana iman ediyorsak, ki öyle diyoruz, o halde gerçekten iman edelim; Resulullahın din konusunda bize lazım olan her şeyi Kur’an ile öğrettiğini kabul edelim. Zaten ‘’Ey müminler, [cevaplandığında hoşunuza gitmeyecek] şeyleri sormayın, eğer Kur’an nazil olurken sorarsanız onlar size [Kuran ile] açıklanır. [Açıklanmadığına göre] Allah sizi onlardan muaf tutmuştur’’[5/101] mealindeki ayet de bunu ifade eder. Bir şey bize Kur’an ile bildirilmedi ise Allah onu -haşa- unuttuğu için değil bizi ondan muaf tuttuğu için bildirilmemiştir. Aksi düşünülemez. Kur’anda bulunmayan bu şey dinde de yoktur ve kimse bunu dine ilave edemez. Bu Allaha din öğretmek manasına gelir; ‘’Allah'a dininizi siz mi öğreteceksiniz?’’ [Hucurat, 46/16]
.
Gelelim oruç meselesine;
.
Orucu erkek-kadın tüm müminlere farz kılan Allah [2/183], oruçla da ilgili bize lazım olan her şeyi kitabı ile bildirmiştir, eksik bıraktığı veya -haşa- unuttuğu bir şey olmamıştır;
Mesela hasta veya seferî olan kimsenin -bir ruhsat olarak- dilerse orucunu tehir edebileceğini [bunları sonradan güne gün kaza edebileceğini] ama orucu tutmasının daha hayırlı olacağını bildirmiş ve hatta bu ruhsatını iki kez tekrarlamıştır [2/184,185]. Hatta oruçlu günlerin gecelerinde cinsel ilişki kurulabileceğini bildirmiştir [2/187], yani bu detaya bile değinmiştir. Ve kitabında adet halinden de bahsetmiştir. Hem de ‘’[Ey Resul] Sana ay halinden -adetten- soruyorlar, de ki…’’ ifadesi ile bahsetmiştir[2/222].
Adeti -bir hastalık olarak değil- bir eza hali olarak nitelemiş, adetli iken nelerin yapılamayacağını bildirmiş ve sadece cinsel ilişki yasağını koymuştur.
.
Tüm bu detayları bildiren Allah, eğer öyle bir emri olsa idi ‘’adetli iken oruca yaklaşmayın’’ da diyebilirdi. Ama demedi. Çünkü böyle bir emri yok. Ne yani ‘’Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın’’[4/43]diyen, ‘’adetli iken eşinize yaklaşmayın/cinsel ilişki kurmayın’’[2/222] diyen Allah ‘’adetli iken oruca yaklaşmayın’’ demeyi mi unuttu? Haşa.
.
Bu ayetlere göre adet esnasında [ağrı, sancı, kanama, halsizlik, yorgunluk, gerginlik gibi] biyolojik ve psikolojik sıkıntıları [eza hali] belirgin olan kadınlar dilerlerse oruçlarını tehir edebilirler. Kuran buna ruhsat veriyor. Ama bunu asla yasaklamıyor. Hatta oruç tutmayı daha hayırlı buluyor [2/184]
.
Dolayısıyla Kur'anda adetli iken oruç tutulamayacağını bildiren bir hüküm [yasak] yoktur. Bunun dolaylı bir başka delili de Nisa 92’dir. Bu ayete göre yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin diyet ödemesi ve köle azat etmesi, buna imkânı yoksa 2 ay art arda oruç tutması gerekiyor. Bu kefareti ödemesi gereken [yanlışlıkla öldüren] bir kadın da olabilir. Eğer böyle bir yasak var olsa idi bu ayette ‘’öldüren kadın ise adetli günler hariç 2 ay art arda oruç tutar’’ şeklinde bir istisna ifadesi bulunmalı idi, tıpkı domuz etini haram kılan ayetlerdeki ‘’ölüm tehlikesi varsa başka’’ şeklinde gelen istisnalar gibi [2/173;5/3]. Ama Nisa 62’de böyle bir istisna yok, neden? Çünkü adetli kadın için böyle bir yasak yok da ondan.
.
Buna rağmen gayet rahat bir şekilde oruç tutabileceği halde sırf ''adetli kadın oruç tutamaz'' dendiği için oruç tutmayan ve biriken bu oruç borçlarını da sonradan ödeyemeyen milyonlarca kadın var. Bunların vebalini kim ödeyecek? Allah’ın koymadığı bir yasağı koyan ruhbanlar mı? Yoksa Allah’ın şu buyruğuna uymayıp da ruhbanların bu yasağına uyan kadınlar mı?
.
‘’[Ey Resul] Sana bu kitabı göğsünde bir sıkıntı olsun diye değil, onunla müminleri uyar diye indirdik. [O halde ey müminler] Rabbinizden size indirilen bu kitaba tabi olun, ondan başka bir veliye/rehbere tabi olmayın, ne kadar da az tezekkür ediyorsunuz’’[Araf, 7/3]
.
Yoksa gerekli ikazları [emr-i bil-ma’ruf ve nehy-i anil-munker] yapmadığımız için hepimiz mi? Va‘d ve vaîd sistemi nedeniyle herkes dilediğini yapmakta özgürdür.
.
Dr.Zeki Bayraktar 31.03.2022 Perşembe