37. Saffat 125. Ayet - İlyas as. ve (بعل) BA’L putu
İlyas as. Kur’an’da biri Saffat/123’te, diğeri de En’am/85’te olmak üzere iki kez anılmıştır. Günümüz araştırmaları Hz. İlyas’ın (as) M.Ö. 875 ve 850’de yaşadığını kabul etmektedirler. Cil’ad, kadim dönemlerde Ürdün’ün kuzey bölgesi ve Yermuk nehrinin güneyinde bulunmaktaydı. Kitab-ı Mukaddes’te Hz. İlyas’ın (as) ismi “İlya Tişbi“ olarak zikredilmektedir
Müfessirlerin ekserisine göre İlyas as. İsrailoğullarına gönderilen peygamber olup ve Musa (a.s)’nın kardeşi Harun (a.s)’un soyundan gelen İlyas b. Yasin'dir.
Kitab-ı Mukaddes’de İbranî Peygamberi Elijah’ın [Arapça’da İlyas] Ahab ve Ahaziah zamanında -yani, M.Ö. 9. yüzyılda- Kuzey İsrail Krallığı’nda yaşadığı ve arkasından Elisha’nın [Arapça’da el-Yese’] geldiği anlatılır.
“ بعلBA’L”
“Ba’l” kelimesi “senede çok az yağmur gören yüksek arazi” demektir.
Bu kelimenin türevleri Kur’an’da "sahip, efendi, reis ve koca" anlamında geçer (Bakara/228, Hûd/72, Nûr/31).
“Ba’l” sözcüğü, Saffat/125’te özel isim şeklinde (BA’L) diye geçer. İlyas ve elçilik yaptığı kavmin putudur.
"Siz ba’le (taştan bir heykele) tapıp-yalvarıp da Yaratıcıların en güzeli (olan Allah’ı) bırakıyor musunuz?" (Ne sapkın insanlarsınız?) (Saffat 37:125)
Kitab-ı Mukaddes’in açıklamasına göre, İsrailoğulları’ndaki ahlâkî ve dini çöküş, Hz. Musa’nın halifesi, Yeşu b. Nun’un vefatını müteakip başlamıştır:
“İsrailoğulları Allah’ın huzurunda kötülük yaptılar ve onlar Allah'ı bırakıp Baal ve Baal'in karısı İştir’e tapmaya başladılar“ (Hakimler 2:11-13)
Hz. Süleyman’ın (as) ölümünden sonra, saltanatı, oğlu Rehobam’dan sonra ikiye parçalanmıştır. Kudüs ve Güney Filistin, Hz. Davud’un torunlarına kalırken, Kuzey Filistin, merkezi Şamriya olmak üzere “İsrail“ adıyla müstakil bir devlet haline gelmiştir. Her iki devlet de şirk, putperestlik, zulüm, fısk ve fücur içindeydi. İsrail hükümdarı, Ahyap, Sayda [Lübnan] hükümdarının kızı Ezbil ile evlendikten sonra, bu fesat daha da çoğaldı. Bu müşrik kraliçenin etkisiyle kendisi de şirke düşen Ahyab, İsrail’de Baal Tanrısı adına mabetler, adak yerleri inşa ettirdi. Böylelikle Allah’ın yerine Baal Tanrısı’na tapılmaya başlanmış ve Baal Tanrısı için adak adama, kurban kesme adet haline gelmiştir.
İşte böyle bir dönemde Hz. İlyas (as) ortaya çıktı ve Cil’ad’dan gelerek, “Şayet sen bu şirk üzerinde ısrar edersen Yüce Allah sana su vermeyecek, hatta toprağına kırağı bile düşmeyecek“ diyerek hükümdar Ahyab’ı uyardı. Sonuçta Hz. İlyas Peygamber’in (as) bu uyarısı gerçekleşmiş ve tam üç yıl hiç yağmur yağmamıştır. Bunun üzerine Ahyab, Hz. İlyas’ı bulmak için arattırmaya başlamış ve onu bulduğunda kendisinden yağmur yağması için dua etmesini istemiştir. Hz. İlyas dua etmeden önce şart koşarak İsrailoğullarının hepsini toplamış ve Allah ile Baal Tanrısı arasındaki farkı göstermeye çalışmıştır. O “Baal Tanrısı’na tapanlar tanrıları için kurban kessinler, ben de Allah için kurban keseceğim. Ateş kimin kurbanına gelirse, bilinsin ki o hak üzeredir“ dedi ve hükümdar Ahyab da bu şartı kabul etti. Bunun üzerine Karmal dağında İsrailoğullarıyla Baal’a tapan 850 kişi toplandı. Sonuçta ateş Hz. İlyas’ın kestiği kurbana değince, Hz. İlyas (as) herkesin önünde Baal’ın sahte bir tanrı olduğunu ve gerçek ilahın sadece Allah olduğunu ve kendisinin peygamber olduğunu ispatlamış oldu. Baal tanrısına tapanlar yenilmiş oldular ve Hz. İlyas da (as) onları öldürttü. Sonra yağmur yağması için dua etti ve tüm ülke yağmurla sulandı. Fakat böyle bir mucize bile Ahyab’ı bir müşrik olan karısının yıkıcı etkisinden kurtaramadı. Kraliçe, Hz. İlyas’a düşman olmuş ve tıpkı Baal’e tapanların öldürülmesi gibi peygamberi öldürmeye yemin etmişti. Bu şartlar altında Hz. İlyas ülkeyi terk etmek zorunda kaldı ve yıllarca Sina Dağı’nın eteklerindeki bir mağarada gizlendi. Bu olayla ilgili olarak Allah’a figânı Kitab-ı Mukaddes’te şöyle yer alır: “İsrailoğulları ahdini bozdu; sunaklarını alaşağı etti ve peygamberlerini kılıçtan geçirdi; yalnızca ben kaldım; şimdi de beni öldürmek istiyorlar.“
Hz. İlyas “Allah’ım! Bu hanedanı yok et!“ diye dua etti ve daha sonra da Allah onu katına aldı.
(1. Krallar bölüm: 17,18,19,21; II. Krallar bölüm: 1,2; II. Tarih bölümü: 21)