Atasözleri ve deyimler
Sık kullanıyoruz ama doğrularını bilmiyoruz, ya da yanlış biliyoruz. Yanlış bildiğimiz atasözü ve deyimlerden bazıları :
"Allah'a yakın benden ırak ol" cümlesindeki "ben: benlik, enaniyet".
"Aptala malum olurmuş" değil, "Abdala malum olurmuş" biçimindedir. (aptal: alık. abdal: derviş)
"Arap saçına döndü" değil "Arap sacına döndü". Arap sacı, sacta yapılan karışık bir yemektir, işler karıştı, sarpa sardı anlamına gelir.
"Așkından divaneye döndüm" sözü DİVANE (Albatros) kuşundan gelir. Eğer dişisi ölürse, erkek divane kuşu taş yiyerek intihar ettiği iddia edilir. Ancak bu durum bilimsel olarak gerçeği yansıtmayan bir halk efsanesidir. Gerçek şu ki: Ömür boyu aynı eşle yaşarlar ve sadakatleriyle bilinirler. Bu yüzden dünyanın eşine en sadık canlısıdır. Aynı zamanda dünyanın en yaşlı kuşudur.
"Ateş olsa cürmü kadar yer yakar" değil, "Ateş olsa Cirm'i kadar yakar". Cirim: Büyüklük Hacim, Cürüm: Suç Kabahat. "Dilin cirmi küçük, cürmü büyüktür".
"Baldız baldan tatlıdır" değil "Daldız baldan tatlıdır" Daldız: balı çıkarırken kullanılan alet.
"Balık baştan kokar" değil "Belik/Balik baştan kokar" Eski Türklerde "Balik" yönetimin bulunduğu başkentin adıdır. Yani başkent yerine Balik/Belik denirdi.
"Başınız sağ olsun" değil "Başınız sağılsın" Baş eski Türkçede "yara", "sağılsın" iyileşsin demektir, Yani ölen öldü siz sağ olun değil, yaranız iyileşsin, üzüntünüz gitsin demektir.
BURNUNDAN FİTİL FİTİL GETİRMEK
"Harnup adıyla bilinen keçiboynuzu çekirdeği, hiç kuşkusuz diğerlerinden farklıydı. Nerede yetişirse yetişsin her biri 0,8 gramdı ve ağırlığı asla değişmezdi. Sıcaktan, soğuktan hatta sudan bile etkilenmezdi. Evrendeki en küçük ölçü birimi bulunduğuna göre harnup ile tartılan paralar dünyanın en küçük tartı parasıydı. Dört çekirdeğin ağırlığı 3,2 grama eşitti. Harnup çekirdeğinden esinlenerek ulaşılan bu ölçü, kısa sürede Mısır ve çevresinde kullanılan dirhem isimli paranın standardı oldu. Dirhemin dörtte birine yani her bir çekirdeğin ağırlığına 'denk', 'denk'in dörtte birine kırat, kıratın dörtte birine ise fitil denirdi. İşte 'burnundan fitil fitil getirmek deyimi de ufak ufak zarar vermek anlamını bu ölçüden almıştır."
Dursun Ali Yaz, Antik Çağdan Geleceğe, s. 72
Evliya Çelebi "Seyahatname"sinde bir işkence yönteminden bahseder:Yün bir ipliğe düğümlerin aralıkları eşit olacak şekilde düğümler atılır.Düğüm atılmış yün ipliğin bir ucu, suçlunun burnunundan sokulup, ağzından çıkarılır. Yumağı bir ileri,bir geri sararak suçlu cezalandırılır . İşte o "örgülü, düğümlü ip"in adı da "fitil"dir . Böylece suçlunun yaptıkları,"burnundan fitil fitil ", "damla damla kan "olarak gelir .
"Darısı başına" Darısı degil (darası) terazi kefelerini dengelemek için kullanılan kelime, eşit veya aynısı anlamını tarif eder. Manâsı "Aynısı başına".
"Elinin körü" değil, "ölünün kûru" biçimindedir. (kûr: mezar, gömüt)
"Eşek hoşaftan ne anlar" değil, "Eşek hoş laftan ne anlar" biçimindedir.
"Göz var nizam var" değil, "Göz var izan var." biçimindedir. (izan: anlayış, anlama yeteneği. nizam: düzen, kural)
"Güzele bakmak sevaptır" değil, "Güzel bakmak sevaptır" biçimindedir.
"Hanya'yı Konya'yı görmek" deyimindeki "Hanya" Girit adasındaki bir şehir.
Deyimde geçen "Konya" ise "Gonia". O da Girit'teki bir başka şehir diye söylense de deyim aslen imparatorluğun iki zıt köşesi olan Girit-Hanya ile Anadolu-Konya arasındaki mesafeden ve tecrübeden doğmuştur.
"Haydan gelen huya gider" haypeden gelen "huy"a gider yani boştan gelen boşa gider değil, "Hay'dan gelen Hu'ya gider" yani Hay olan Allah'tan gelen Hu'ya (O'na) gider.
"Hık demiş burnundan düşmüş" değil, "HIGT (حقد) demiş burnundan düşmüş". Hıgt : Nefret, öfke, kin.
Karafatma değil Garrapata ; İspanyolların Garrapata adını verdikleri böcek telaffuz farkıyla Karafatma olmuş.
“ kazın ayağı” değil “KAZÂY” dır. “Kazın ayağı öyle değil, yerine “KAZÂY ÖYLE DEĞİL” Kazâyâ kelimesi yargı, hüküm, karar, ifade gibi anlamındadır.
"Kısa kes aydın havası olsun" değil, "Kısa kes aydın abası olsun" biçimindedir. (aba bir giysidir ve Aydın efesinin abası kısa ve dizleri açıktır.)
"Saatler olsun" değil, "Sıhhatler olsun" biçimindedir. (sıhhat: sağlık)
"Sıfırı tüketmek" değil, "zafiri tuketmek" biçimindedir. (zafir: inleme, soluk)... (Hûd 106. Ve Enbiyâ 100.ayet)
Si.me kadar değil, "Sikkim'e kadar yolun var"
Sikkim, Hindistan'ın bir eyaletidir. Nepal'in doğusu, Bhutan'ın batısı, Çin'in güneyinde, Himalaya Dağları'ndadır. Nüfusu 2011 itibarıyla 607.000, başkenti Gangtok şehridir. Eskiden Osmanlıda sürgün yeri olarak kullanılırmış.
"Su küçüğün söz büyüğün" değil, "Sus küçüğün söz büyüğün" biçimindedir.
"Su uyur düşman uyumaz" değil, "Sü uyur düşman uyumaz" biçmindedir. (sü: asker)
"Yalancının mumu YASSI'ya kadar yanar"
Yassı; metalden yapılmış, üst tarafında yaylı iki açılır yaprağı olan, boru gibi içi boş silindir. Mumun ucunun yanacağı kadarı Yassı denen silindirden çıkarılır. Mum Yassi'ya kadar eriyince, Yassının iki yaprağı otomatikman kapanır, böylece mumun tamamı yanmaz ve mum söner.
"Ziyaretin kısası makbuldür" cümlesindeki kasıt "kısa olanı" değil, "kısas'ı" yani karşılıklı olanıdır.
Ayının bildiği 40 türkü vardır, 40'ı da "Armut" üzerine değil, "Ahlat" üzerinedir. Ahlat: yabani bir armut türü (Pyrus elaeagrifolia), Anadolu'da yetişen, sert, buruk tatlı ve lifli bir meyvedir.
"Ayranı yok içmeye, Tahtarevelli ile gider sıçmaya" değil, "Ayranı yok içmeye, Taht-ı Revan ile gider sıçmaya" biçimindedir.
Osmanlı zamanında zenginler davetlere giderken "Taht-ı Revan" adında 2 ya da 4 kişinin taşıdığı bir araç kullanırlardı. Tabiki bu iyi bir bütçe gerektirirdi. Sıkça kullanılan "Ayranı yok içmeye, Taht-ı Revan ile gider sıçmaya" deyimi söylenegelmiştir.