Atasözleri ve deyimler
Sık kullanıyoruz ama doğrularını bilmiyoruz, ya da yanlış biliyoruz. Yanlış bildiğimiz atasözü ve deyimlerden bazıları :
"Allah'a yakın benden ırak ol" cümlesindeki "ben: benlik, enaniyet".
"Aptala malum olurmuş" değil, "Abdala malum olurmuş" biçimindedir. (aptal: alık. abdal: derviş)
"Arap saçına döndü" değil "Arap sacına döndü". Arap sacı, sacta yapılan karışık bir yemektir, işler karıştı, sarpa sardı anlamına gelir.
"Baldız baldan tatlıdır" değil "Daldız baldan tatlıdır" Daldız: balı çıkarırken kullanılan alet.
"Balık baştan kokar" değil "Belik/Balik baştan kokar" Eski Türklerde "Balik" yönetimin bulunduğu başkentin adıdır. Yani başkent yerine Balik/Belik denirdi.
"Başınız sağ olsun" değil "Başınız sağılsın" Baş eski Türkçede "yara", "sağılsın" iyileşsin demektir, Yani ölen öldü siz sağ olun değil, yaranız iyileşsin, üzüntünüz gitsin demektir.
BURNUNDAN FİTİL FİTİL GETİRMEK
"Harnup adıyla bilinen keçiboynuzu çekirdeği, hiç kuşkusuz diğerlerinden farklıydı. Nerede yetişirse yetişsin her biri 0,8 gramdı ve ağırlığı asla değişmezdi. Sıcaktan, soğuktan hatta sudan bile etkilenmezdi. Evrendeki en küçük ölçü birimi bulunduğuna göre harnup ile tartılan paralar dünyanın en küçük tartı parasıydı. Dört çekirdeğin ağırlığı 3,2 grama eşitti. Harnup çekirdeğinden esinlenerek ulaşılan bu ölçü, kısa sürede Mısır ve çevresinde kullanılan dirhem isimli paranın standardı oldu. Dirhemin dörtte birine yani her bir çekirdeğin ağırlığına 'denk', 'denk'in dörtte birine kırat, kıratın dörtte birine ise fitil denirdi. İşte 'burnundan fitil fitil getirmek deyimi de ufak ufak zarar vermek anlamını bu ölçüden almıştır."
Dursun Ali Yaz, Antik Çağdan Geleceğe, s. 72
"Darısı başına" Darısı degil (darası) terazi kefelerini dengelemek için kullanılan kelime, eşit veya aynısı anlamını tarif eder. Manâsı "Aynısı başına".
"Elinin körü" değil, "ölünün kûru" biçimindedir. (kûr: mezar, gömüt)
"Eşek hoşaftan ne anlar" değil, "Eşek hoş laftan ne anlar" biçimindedir.
"Göz var nizam var" değil, "Göz var izan var." biçimindedir. (izan: anlayış, anlama yeteneği. nizam: düzen, kural)
"Güzele bakmak sevaptır" değil, "Güzel bakmak sevaptır" biçimindedir.
"Hanya'yı Konya'yı görmek" deyimindeki "Hanya" Girit adasındaki bir şehir.
Deyimde geçen "Konya" ise aslında "Gonia". O da Girit'teki bir başka şehir.
"Haydan gelen huya gider" haypeden gelen "huy"a gider yani boştan gelen boşa gider değil, "Hay'dan gelen Hu'ya gider" yani Hay olan Allah'tan gelen Hu'ya (O'na) gider.
"Hık demiş burnundan düşmüş" değil, "HIGT (حقد) demiş burnundan düşmüş". Hıgt : Nefret, öfke, kin.
Karafatma değil Garrapata ; İspanyolların Garrapata adını verdikleri böcek telaffuz farkıyla Karafatma olmuş.
“ kazın ayağı” değil “KAZÂY” dır. “Kazın ayağı öyle değil, yerine “KAZÂY ÖYLE DEĞİL” Kazâyâ kelimesi yargı, hüküm, karar, ifade gibi anlamındadır.
"Kısa kes aydın havası olsun" değil, "Kısa kes aydın abası olsun" biçimindedir. (aba bir giysidir ve Aydın efesinin abası kısa ve dizleri açıktır.)
"Saatler olsun" değil, "Sıhhatler olsun" biçimindedir. (sıhhat: sağlık)
"Sıfırı tüketmek" değil, "zafiri tuketmek" biçimindedir. (zafir: inleme, soluk)... (Hûd 106. Ve Enbiyâ 100.ayet)
Si.me kadar değil, "Sikkim'e kadar yolun var"
Sikkim, Hindistan'ın bir eyaletidir. Nepal'in doğusu, Bhutan'ın batısı, Çin'in güneyinde, Himalaya Dağları'ndadır. Nüfusu 2011 itibarıyla 607.000, başkenti Gangtok şehridir. Eskiden Osmanlıda sürgün yeri olarak kullanılırmış.
"Su küçüğün söz büyüğün" değil, "Sus küçüğün söz büyüğün" biçimindedir.
"Su uyur düşman uyumaz" değil, "Sü uyur düşman uyumaz" biçmindedir. (sü: asker)
"Yalancının mumu YASSI'ya kadar yanar"
Yassı; metalden yapılmış, üst tarafında yaylı iki açılır yaprağı olan, boru gibi içi boş silindir. Mumun ucunun yanacağı kadarı Yassı denen silindirden çıkarılır. Mum Yassi'ya kadar eriyince, Yassının iki yaprağı otomatikman kapanır, böylece mumun tamamı yanmaz ve mum söner.
"Ziyaretin kısası makbuldür" cümlesindeki kasıt "kısa olanı" değil, "kısas'ı" yani karşılıklı olanıdır.