2. Bakara 3. Ayet – Ğayb
اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ
Onlar ki gaybde (gizlide, içtenlikle) inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) harcarlar.
(Ellezîne yu'minûne bi'l-ğeybi) iki anlama gelebilir: 1) Korunanlar gaybe inanırlar, 2) Korunanlar, kimsenin görmediği yerde, içtenlikle inanırlar, Yahut görmedikleri halde kendilerine söylenen ğayb haberlerine inanırlar. (Bakara 3.Ayet Süleyman Ateş Tefsiri).
Muttakilerin özelliği sayılırken şu nitelikler önplana çıkarılmıştır: Ğaybda İken İman Ve Ğayba İman Âyetteki, بالغيب[bi'l-ğaybi] ifadesini, “ğayba iman” ve “ğaybda iman” olarak anlaşılabilir.
Ğayba iman:
1) Musa ümmeti gibi “ilâhî kudret delili” olan fiili bir ayet görmeden iman etmek.
2) Allah’ın zâtı ve âhiret gibi idraki aşan hakikatlere iman etmek.
3) Başkalarıyla birlikteyken gösteriş için değil, yalnız başınayken de iman etmek (Krş: 67:12).
Ğayb aynı zamanda Hakkında vahiy bilgisi olmadan, asla bilinemeyecek bilgilerdir. Ğaybı ancak Allah bilir, (Yûnus: 20, Hud: 123, Ra’d: 9, Sebe’: 3, Cin: 26-27) Peygamberler de ancak Allah bildirirse bilir. (Âlu İmrân: 179, En’am: 50, A’raf: 188) Allah ve Peygamberlerinin dışında cinler de dâhil ğaybı hiç kimse bilemez. (Sebe:14, Hud: 31) Ğayb üç gruba ayrılır; a- Hakkında hiçbir tarihi veri bulunmayan, geçmişe ait olaylar. (Hz. Yusuf (a.s) kıssası gibi.) b- Gelecekte olacak şeylere ait, bilgiler. (Yarın ne olacağı gibi.) c- Kıyamet ve sonrasına ait, bilgiler. (Cennet ve cehennemle ilgili bilgiler gibi.)
Onlara: "İşte bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun buyruklarına riayet eden; ğaybda (kimsenin görmediği tenhada da)Rahman'dan korkan, Allah'a yönelmiş bir kalble gelen sizlere, hepinize söz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; işte sonsuzluk günü budur" denir. (Kaf 50:32-33)
Bakara 3. Ayette geçen Rızk (“geçim aracı”), insan için yararlı olan bütün maddî (gıda, mal, çocuk gibi) veya manevî (bilgi, erdem gibi) şeyleri ifade eder. “Başkaları için harcamak”, burada, Allah’a karşı sorumluluğun bilincinde olmak ve namaz ile birlikte zikredilmiştir; çünkü gerçek erdemlilik, ancak böyle özverili davranışlar yoluyla tam semeresini verir. Unutulmamalıdır ki enfaka (lafzî karşılığıyla, “harcadı”) fiili, Kur’an’da her ne saikle olursa olsun, daima başkası için sınırsızca harcamayı veya ikramda bulunmayı ifade etmek için kullanılmıştır. (Muhammed Esed 3.Ayet tefsiri)