17. İsra 60. Ayet - lanetli ağaç
PEYGAMBERİMİZE AÇIKÇA GÖSTERİLEN GÖRÜNTÜ
Bu görüntünün ne olduğu hakkında farklı görüşler ortaya atılmıştır. Klâsik kaynaklarda da yer alan bu görüşlerden iki tanesi şöyledir:
1-Şia’nın görüşü: “Ağaç” ile “Ümeyyeoğulları” kastedilmiştir. “Görüntü” ise peygamberimizin Ümeyyeoğullarını “minberine sıçrayan maymunlar” olarak gördüğü rüyadır.
Bu görüşe göre, bazı gruplar, peygamberimizin rüyasında gördüğü maymunları Ümeyyeoğulları olarak kabul etmektedirler.
2- Diğer görüş: Bazı rivayetler, Allah’ın peygamberimize rüyasında Kureyş kâfirlerinin yıkılıp yere serilecekleri, ölecekleri yerleri gösterdiğini, bu rüyayı duyan Kureyşlilerin de bunu alay konusu yaparak ondan rüyanın hemen gerçekleştirilmesini istediklerini nakletmektedir. Bu rivayetlere dayanan görüşe göre, ayette açıkça gösterildiği bildirilen görüntü, peygamberimize rüyasında gösterilen Bedir’de öldürülecek müşriklerin görüntüsüdür.
Biz ise bu görüntünün Kur’an’da bahsi geçen şu iki görüntüden biri olduğu kanaatindeyiz:
1- Bu görüntü, İsra suresinin 1. ayetinde konu edilen gecede, peygamberimizin ilk vahy anında son sidre ağacında gördüğü ve ayrıntıları Necm suresinde anlatılan görüntüdür.
6,7. Ve müthiş kuvvetleri olan, üstün akıl sahibi ve hakimiyet kuran, en yüksek ufukta idi.
8,9. Sonra yaklaştı ve hemen sarktı. İki yay uzunluğu kadar, ya da daha yakın olmuştu.
10,11. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti. Gözü ile gördüğünü gönlü yalanlamadı.
12,13. Siz, onun gördüğü hakkında mı tartışıyorsunuz? And olsun onu bir başka inişte de görmüştü.
14, 15.son kiraz (sınır) ağacının yanında, Me'va cennetinin yanında (oturmaya değer konaklama yeri).
16, 17. O zaman kiraz ağacını kaplayan kaplıyordu. Göz şaşmadı ve azmadı. 18. Andolsun, Rabbinin ayetlerinin en büyüğünü gördü. (Necm/6-18)
Peygamberimiz bu gördüklerini halka anlatmış ama buna aklı yatmayanların etkisiyle toplumda fitne oluşmuştur.
2- Bu görüntü, peygamberimizin kendisinin Mekke’ye girişini gördüğü görüntüdür.
27. Andolsun ki Allah, Elçisi’nin o rüyasını hak ile doğruladı; “Siz, Allah dilerse kesinlikle, güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış kişiler olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Öyleyse Allah, sizin bilmediğinizi bilir. Sonra da size bundan ast/yakın bir fetih kıldı. (Fetih/27)
Peygamberimiz, görmüş olduğu bu rüyayı da halka bildirmiş, bazılarının iyi haber olarak yorumlaması, bazılarının da istihza ile karşılaması sonucu bu gördükleri de toplumda fitne oluşturmuştur.
Ancak dikkatle hatırda tutulmalıdır ki, burada sözü edilen görüntüler “rüyada görülen” görüntüler değil, “uyanık iken görülen” görüntülerdir.
KUR’AN’DA LÂNET EDİLEN AĞAÇ
Esbab-ı Nüzul kayıtlarında “Lânetli Ağaç” hakkında şu nakil yer almaktadır:
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de Zakkum ağacını anlatınca Ebu Cehil şöyle dedi: “Ey Kureyş topluluğu! Muhammed sizi zakkum ağacıyla korkutuyor. Siz bilmiyor musunuz ki, ateş ağacı yakar. Halbuki Muhammed ateşin ağaç bitirdiğini iddia ediyor. Siz zakkumun ne olduğunu biliyor musunuz? O hurma ve kaymak. Ey Cariye bize hurma ve kaymak getir.“ Cariye onları getirdi. Ebu Cehil: “Muhammed’in sizi korkuttuğu bu zakkumu yiyin!“ dedi. Bunun üzerine Yüce Allah şu âyeti indirdi. Kur’an’da lanetlenen ağacı, insanları sınamak için meydana getirdik. Biz onları korkuturuz da, bu onların azgınlığını artırmaktan başka bir şey yapmaz.
Klâsik kaynaklar bu konuda da rivayetlere yönelmiştir:
Birinci Görüş: Ekserisi bunun Hak Teâlâ’nın “Şüphesiz o zakkum ağacı günaha düşkün olanın yemeğidir“ [Duhan, 43-44] ayetinde bahsettiği zakkum ağacıdır. Bu ağacın zikredilmesindeki imtihan şu iki açıdan olabilir:
1- Ebu Cehil şöyle demişti: “Arkadaşınız [Muhammed], cehennem ateşinin, “Onun yakıtı taşlar ve insanlardır“
[Bakara 24] diyerek, taşları bile yaktığını iddia ediyor, sonra kalkıp o cehennemin içinde bir ağacın yeşerdiğini söylüyor. Halbuki ateş, ağacı yer, yakar, bitirir. Öyle ise o cehennemde nasıl o ağaç yeşerebilir?“
2- İbn’z-Zibe’râ şöyle der: Bizim bildiğimize göre zakkum, hurma veya kaymak demektir. Bir şeyi lokmalamak hakkında da, tezakkamû derler. İşte onlar cehennemde bir ağacın olmasına şaştıkları için, Allah Teâlâ “Hakikaten biz o [zakkum ağacını] zalimler için bir fitne yaptık“ [Saffat, 63] ayetini indirmiştir.
Mervan’ın Soyu Hakkında
İkinci Görüş: İbn Abbas şöyle der: “Burada bahsedilen ağaç ile, Ümeyyeoğulları, yani Hakem b. Ebi’l-As’oğullan [soyu] kastedilmiştir. Çünkü Hz. Peygamber [s.a.s] rüyasında, minberini Mervan’ın oğullarının birbirinden devraldıklarını görmüştü. O, bu rüyasını Hz. Ebu Bekir ile Ömer’e evinde onlarla baş başa iken anlatmıştı. Birbirlerinden ayrıldıklarında, Hz. Peygamber [s.a.s] Hakem b. Ebi’l-As’ın rüyasını aynen anlattığını duydu ve buna çok sinirlendi. Bu sırrını Hz. Ömer [r.a]’in ifşa ettiği ithamında bulundu. Sonra da Hakem’in kendilerini gizlice dinlediği ortaya çıktı. Bunun üzerine Hz. Peygamber [s.a.s], onu sürdü.“ Vahidî şöyle der: “Bu hadise Medine’de cereyan etmiştir, sûre ise Mekki’dir. Binâenaleyh böyle bir tefsir, ancak bu ayetin Medenî olduğunu söylemekle mümkündür. Ama hiç kimse bu ayetin Medine’de nazil olduğunu söylememiştir.“ Bu görüşü, Hz. Aişe [r.a]’nin Mervan’a, “Allah, sen babanın [Hakem’in] sulbünde iken, babana lanet etti. Sen de, Allah’ın lanet ettiği kimsenin bir parçasısın“ demiş olması da te’kid eder.
Üçüncü Görüş: Kur’ân’da lanet edilen bu ağaç ile Yahudiler kastedilmiştir Çünkü Cenâb-ı Hak, “Benî İsrail’den kâfir olanlar lanetlendi“ (Maide/78) buyurmuştur. Buna göre şayet birisi, “Müşrikler, Hz. Peygamber [s.a.s]’den kesin ve kuvvetli mucizeler getirmesini isteyince, Allah Teâlâ da: “Onların getirilmesinde size bir fayda yok. Çünkü eğer onlar gösterilir de siz iman etmezseniz, kökünüzü kazıyacak bir azap indiririm“ diye cevap vermiştir. Halbuki bu doğru değildir. Bu sözün, insanlar için bir fitne olan o rüyanın ve ağacın zikredilmesi ile ilgisi nedir?“ derse, deriz ki: İfadenin manası şöyledir: Sanki, “onlar bu mucizeleri isteyip, sonra da sen o mucizeleri göstermeyince, bunların gösterilmeyişi, senin nübüvvet iddianda doğru olmadığın hususunda onlar için bir şüphe olmuştur.“ Fakat bu şüphe, senin işini zayıflatmaz ve durumunun zayıflamasına sebep olmaz. Baksana, rüyadan bahsedilmesi, o kâfirlerin kalplerine büyük bir şüphe düşmesine sebep oldu. Fakat o kuvvetli şüphe bile, senin risaletin hususunda bir zayıflığa ve senin etrafında ehl-i hakkın toplanmasında bir gevşemeye yol açmadı. İşte aynen bunun gibi, mucizelerin gösterilmemesi sebebiyle meydana gelen bu şüphe de, senin durumunda bir gevşemeye ve senin risaletin hususunda bir zayıflığa sebep olmaz.
Bir görüşe göre ise; lânetli ağaç “uzak durulması, dışlanması gereken ağaç” anlamında olup bu ifade ile “altın, mal” kastedilmiştir. Çünkü Sad suresinde söylediğimiz gibi, “lânet” sözcüğü “kovmak, iyilik ve faydadan mahrum bırakmak, ailenin veya sülâlenin bir ferdinin dışlanması” demektir. Âdem’e “Bu ağaca yaklaşmayın” emrinin verildiği A’raf/19’da geçen “şecer [ağaç]” sözcüğü de “altın, mal, mülk” anlamına gelmektedir.
Nitekim Rabbimiz de Kur’an’da defalarca bunun insanlar için bir fitne olduğunu ve ondan uzak durulmasını, müptelâsı olunmamasını emretmiştir:
Enfam 27,28. Ey iman etmiş kimseler! Allah’a ve Elçi’ye ihânet etmeyin. Bile bile kendi emanetlerinize de ihânet etmeyin. Şüphesiz mallarınızın ve evlatlarınızın, kesinlikle imtihan aracı; sizi dinden çıkaracak birer varlık olduğunu ve kesinlikle de Allah katında çok büyük ecir olduğunu bilin.
Tegabun 15. Kesinlikle mallarınız ve çocuklarınız, sizi ateşe atabilecek imtihan aracıdır. Allah ise, büyük ödül Kendi katında olandır.
Zümer 49. İşte, insana bir sıkıntı dokunuverince Bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet bahşettiğimiz zaman da: “O, bana bir bilgi üzerine verildi” der. Aslında verilen nimetler, bir imtihan aracıdır. Velâkin onların çoğu bilmezler.
Sonuç: Konumuz olan 60. ayetteki lânetli ağacın Duhan/43, 44’te sözü edilen Zakkumağacı'ndan farklı bir ağaç olabilir.