3. Aliimran 96. Ayet - Kıble değişikliği, Kabe ve Hacc
Kıble değişikliği ile ilgili neredeyse tüm İslam aleminde tam bir ittifak vardır. Fakat konu hep Medine’ye hicret etmiş Muhammed (s) ile o gün onun etrafında bulunan Yahudiler düzleminde ele alınmış ve kıble değişikliği derken hep Kudüs’ten tekrar Mekke’ye dönülmesi anlaşılmıştır. Oysa asıl kıble değişikliği bu değildir. Bu olsa olsa Kıble iadesidir. Kıble değişikliğini olması gereken bağlamından koparıp Muhammed (s) zamanına taşımak ve bunu da resullerin getirdikleri şeriatlerin (aslında dinlerin) farklılığına delil olarak öne sürmek Yüce Allah’ın bu dinin temeline koyduğu Tevhid ilkesini yerle bir etmek, yerine ilkesizliği, parçalanmayı, ihtilafı koymak demektir.
Çünkü Yüce Allah Kâbe’nin insanlığın toplanma merkezi, emin belde, hidayet kaynağı olduğunu Nebilerin sonuncusu Muhammed (s) zamanında değil ilk Resul olan Âdem zamanında ilan etmiştir.
إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَمِينَ(٩٦)
Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir (Al-i İmran 3/96).
(Not: Bu mealde ayetin ilk cümlesine
إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ
“insanlar için kurulan ilk ibadet evi” şeklinde bir mana verilmiştir. Oysa ayetin Arapça metninde “ibadet” manası vereceğimiz herhangi bir kelime bulunmamaktadır. Bu cümle “İnsanlık için kurulan ilk ev” şeklindedir.)
Kur’an’da anlatılan Kâbe tarihinin İbrahim’den öncesine değinmesek bile İbrahim zamanında bir kez daha insanlığın toplanma merkezi olduğu ilan edilmiştir.
وَأَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلَىٰ كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ(٢٧)
İnsanlar arasında haccı ilan et ki gerek yaya olarak gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler (Hac 22/27).
Ayetlerde kullanılan kelimelere birazcık dikkat edilirse hep “insanlık için, insanları çağır” şeklinde olduğu, oraya gelmesi/gitmesi gerekenlerin herhangi bir gurup veya herhangi bir kabile ya da sadece Müslümanlar olmadığı tam tersi tüm insanlık olduğu rahatlıkla görülecektir. Bu çağrıya iman ederek veya iman etmemiş halde icabet etmek Yüce Allah’ın insanlık üzerindeki hakkıdır.
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ الَّذِي جَعَلْنَاهُ لِلنَّاسِ سَوَاءً الْعَاكِفُ فِيهِ وَالْبَادِ ۚ وَمَنْ يُرِدْ فِيهِ بِإِلْحَادٍ بِظُلْمٍ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ (٢٥)
Küfredenlere, Allah yolundan ve yerli olsun, yolcu olsun bütün insanlar için eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlara ve orada zulüm ile sapıklık isteyenlere acı bir azap tattırırız. (Hac 22:25)
فِيهِ آيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ إِبْرَاهِيمَ ۖ وَمَنْ دَخَلَهُ كَانَ آمِنًا ۗ وَلِلَّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَإِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ(٩٧)
Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O’na muhtaçtır.) (Al-i İmran 3/97)
وَأَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلَىٰ كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ(٢٧)
İnsanlar arasında haccı ilan et ki gerek yaya olarak gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler (Hac 22/27)
وَهَٰذَا كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُصَدِّقُ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنْذِرَ أُمَّ الْقُرَىٰ وَمَنْ حَوْلَهَا ۚ وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِهِ ۖ وَهُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ(٩٢)
İşte bu (Kur’an) da bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.(Enam 6/92)
Yüce Allah İbrahim’i insanlık için imamların imamı kılmış ve onun soyundan gelecek resullerin de insanlığın imamı olacağını ilan etmiştir.
وَإِذِ ابْتَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ رَبُّهُ بِكَلِمَاتٍ فَأَتَمَّهُنَّ ۖ قَالَ إِنِّي جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ إِمَامًا ۖ قَالَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي ۖ قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِي الظَّالِمِينَ(١٢٤)
Bir zaman Rabbi İbrahim’i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder (imam) yapacağım.” İbrahim de “Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)” demişti. Bunun üzerine Rabbi, “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti (Bakara 2/124).