Mezhepler Tarihi
Sünni Mezhepler:
1. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâ'at (sünnî) olanlar;
* Hanefî mezhebi - Ebu Hanife (699-767)
* Mâlikî mezhebi - Mâlik bin Enes (712-795)
* Şâfî'î mezhebi - Şafii (767-820)
* Hanbelî mezhebi - A.b.Hanbel (780-855)
Sünni mezhepler itikadi olarak
* Maturidilik - İmam Maturidi (853-944)
* Eşarilik - Ebü'l Hasan Eş'arî (873-936)
2. Şî'a (Rafizi) itikadında olanlar;
* Caferilik - Câ'fer-i Sâdık (ö. 765)
* Zeydiyye Zeyd bin Ali (d. 699 - ö. 740)
* İsmailîyye - İsmâil b. Ca'fer Sâdık (721-755)
3. Hâricîler'in günümüze kadar ulaşan tek mezhebi "İbadiyye".
4. Diğer mezhepler;
* Zahiri Mezhebi - Dâvûd b. Ali Zâhirî (ö. 884)
* Mutezile - Vâsıl b. Atâ (ö. 748)
* Evzâ'i -Abdurrahman. b. Emr Evzâî 707–774
* Leysî - Leys bin Sa'd (713-791)
* Taberî - Muhammed b. Cerîr Taberî 839-923
* Sevrî - Süfyân as-Sevrî ibn Saîd (716-778)
* Selefilik/Vahhabilik - Muhammed bin Abdülvehhâb (1703-1792)
5. İslam aleminde, bu mezhepler dışında ya da onların altında yüzlerce grup, tarikat ve camaatler vardır.
Mezhepler tarihi
İlk dönemlerde Ali (ra) ile Muaviye arasındaki savaş ve İslam toplumundaki bölünme Sünnilik, Şiîlik ve Haricilik şeklinde ilk mezhep ayrışmasıdır.
Erken dönemlerde değişik İslam şehirlerinde, bu şehirlerin adıyla anılan fıkıh okulları bulunmaktaydı. Şam (Evzâ'i), Kufe, Basra, Medine okulları bunlardan bazılarıdır. Daha sonra Irak okulu Hanefi, Medine okulu ise Maliki mezhepleri olarak konsolide olmuş, Şafii, Hanbeli, Zahiri, Evzâ'i, Leysî, Sevrî ve Taberî mezhepleri daha sonra ortaya çıkmışlardır. Ve bu fıkhi mezheplerden son Dördü günümüze ulaşamamıştır. Daha sonra İnanç etrafında yapılan tartışmalarla inanç (itikad) mezhepleri de ortaya çıkmıştır.
Sünniler günümüzde inanç açısından Maturidilik ve Eşarilik, fıkhi açıdan da Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbelî mezheplerine bağlıdırlar. Bu dört mezhepten ilki olan Hanefi mezhebi itikad olarak Maturidiliğe diğer üç mezhep ise Eşariliğe bağlıdırlar. Bu mezhepler dışında, Sünnilik'te olan icma-i ümmete, kıyasa ve re'ye başvurulmasını kabul etmeyen, her sorunun çözümünü yalnızca Kur'an'da, Sünnette, sahabe ve tabiunun görüş ve uygulamalarında arayan bir grup daha vardır. Bunlar; Selefiyye veya Selefiyyun (geçmişe bağlılar) olarak anılır. Bu düşünceye bağlı olanlar ortaya çıkan yeni sorunlara çözüm bulmakta yetersiz kaldıkları için fazla yandaş kazanamamışlardır. Hanbelî mezhebi, Selefiyye anlayışına en yakın Sünni mezhep olarak tanınır.
Şiîlerin günümüzde bağlı olduğu en büyük fırka ise İmamiyye (Caferiyye)dir. Bunun dışında sayıları az olmakla birlikte Zeydiyye ve İsmailîyye fırkaları da günümüze ulaşmıştır.
Haricilerin ise günümüze ulaşmış olan tek fırkası İbadiyye'dir.
İslam dünyasında dört mezhebin hak, diğerlerinin batıl olduğu kararı 1223 yılında dünyaya gelip 1277'de ölen Memluk Sultanı Baybars tarafından verilmiştir. mezhepler ve diğer tüm mezhepler ortaya çıktıktan yüzlerce sene sonra Sultan Baybars'ın ''Dört mezhep haktır, gerisi batıldır'' demesiyle hak ya da batıl hüviyetini kazandılar. 1256'da Sultan Baybars'ın emriyle artık her mezhep kendi medresesini açmayacak ve sadece dört mezhep aynı çatı altında olmak kaydıyla medrese açabileceklerdi. Bir diğer husus olarak da kendisi daha önce sadece tek bir mezhepten bir baş kadı tayin etmiş iken şimdi dört mezhepten (Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli) ayrı ayrı dört baş kadı tayin etmişti.
Selçuklu Devleti kurucusu Tuğrul Bey Şafiliği ve Eş'ariliği yasaklamış hatta Horasan'da Eş'ariliğin doğrudan minberlerden lanetlenmesi için ferman çıkartmıştı.
Alparslan, veziri Nizamülmülk'ün Şafi olması sebebiyle Şafilere tekrar itibar etmiş ise de aynı dönemlerde bir taraftan Hasan Sabbah, öte taraftan Fatımiler İslam dünyasında karışıklıklara sebep oluyorlardı. Hatta Fatımi hükümdarları kendilerini halife ilan ediyorlar. O halde Sünni İslamın, Şii Fatimilere karşı birleşmesi gerekmekmekteydi. Bunun ilk adımı olarak da 1234 yılında Abbasi halifesi Muntansır Bağdat'da Hanefi, Şafi, Maliki ve Hanbeli mezhebine bağlı olanların aynı anda eğitim gördükleri Muntansıriye medresesini açmıştı. Bu, İslam dünyasında bir ilk olup ''Hak dört mezhep'' yolunda atılan ilk ve en önemli adımdı.
Memluk Devleti sonrası halifeliği Osmanlılar alınca dört mezhebin hak, gerisinin batıl olduğunu kabul ettiler. Özellikle I.Mahmud döneminde 1743'de Osmanlı Topraklarında dört mezhebin (Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli) hak, diğerlerinin batıl olduğu resmen ilan edildi ve bu durum 2017 Eğitim öğretim yılı başlarına kadar devam etti.
243 yıl aradan sonra Türkiye'de 2017 Eğitim Öğretim yılı başında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitaplarına Caferilik, beşinci hak mezhep olarak girmiş oldu. Bu kararı Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı ortaklaşa olarak verdi.
Mısır El-Ezher Üniversitesinden Şeyh Mahmut Şeltut (1893-1963) Caferî fıkhını İslam ümmeti içindeki en muteber fıkıhlardan biri olarak bilir. Mahmut Şeltut’un fetvası şöyledir:
“Oniki İmam Mezhebi olarak meşhur olan Caferî Mezhebi diğer Ehl-i Sünnet mezheplerinde olduğu gibi tabi olunabilecek ve şeriata uygun bir mezheptir.
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا ۚ .... (١٠٣)
Topluca hep birlikte Allahın ipine (KUR'ÂN'a) sarılın, fırkalara bölünüp parçalanmayın.....
(Aliimran 3:103)
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَهُمُ الْبَيِّنَاتُ ۚ وَأُولَٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ (١٠٥)
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra PARÇALANIP AYRILIĞA DÜŞENLER GİBİ OLMAYIN. İşte onlar için büyük bir azap vardır. (Aliimran 3:105)
إِنَّ الَّذِينَ فَرَّقُوا دِينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا لَسْتَ مِنْهُمْ فِي شَيْءٍ ۚ إِنَّمَا أَمْرُهُمْ إِلَى اللَّهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ (١٥٩)
Dinlerini parçalara ayırıp grup grup olanlarla senin hiç bir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır; sonra (Allah) onlara durumlarını haber verecektir. (En’âm 6:159)
27.10.2023 Cuma
Mehmet Bülbül