ŞAFİİ MEZHEBİNE GÖRE SEFERİLİK HAKKINDA KISA BİLGİLER:
* Şafii mezhebine göre Seferilik müddeti 3 gündür. Buna giriş ve çıkış günleri dahil değildir. Yani kişi şehre geldiği günü ve çıkış yaptığı günün haricinde 3 günden fazla kalmaya niyet ederse Seferilik ruhsatı biter.
* İşinin aniden bitmesi durumu varsa Yani mesela alacaklı alacağını arıyor aldığı gibi dönecekse, yada bir kafileyi bekleyip geldiği gibi çıkacaksa, bu durumda 18 güne kadar seferilik ruhsatlarından istifade edebilir. (Önceki maddede de geçtiği gibi 3 günden fazla kesin kalmaya niyet ederse seferi olmaz)
* Şafii mezhebine göre seferilik mesafesi ihtilaflıdır. 90 km görüşü olsa da halil günenç hoca 144 km der, hediyetul Habibde ise 124 km der. İstenilen görüşle amel edilebilir ama ortası 124 kmdir.
* Seferilik mesafesi üç merhaleden fazla ise namazı kasr etmek(kısaltmak) daha evladır, üç merhaleden az ise tam kılmak daha evladır. (Bir merhale seferilik mesafesinin yarısıdır. Yani seferilik mesafesini 124 km olarak aldığımızda bu üç merhale 186 km yapmaktadır.)
* Şafii mezhebine göre; kasr etmek (yani seferinin 4 rekatlık namazı 2 olarak kılması) farz yada vacip olmayıp, sünnettir.
* Şafii mezhebine göre; mahremsiz sefere giden kadın veya günah amacıyla yola çıkan kimse seferilik ruhsatlarından faydalanamaz.
* Bir kimse bir kastı olmaksızın sadece şehirleri gezmek amacıyla yola çıkarsa seferi sayılmaz. Sıla-i rahim, ticaret, Peygamber efendimizin kabrini ziyaret gibi sahih bir maksadı olması gerekir.
* Seferilik mesafesi şehrin surlarından veya çıkıştaki evlerin sonundan başlar.
* Namazı kasr etmek (kısaltarak kılmak) sadece 4 rekatlık namazlar için geçerlidir. Yani öğle, ikindi ve yatsı.
* Bir kimse imsakdan önce şehrin dışına çıkmışsa o günkü cuma namazı ve o günün farz olan ramazan orucu farziyeti düşer. Ancak imsakdan sonra sefere çıksa cuma ve orucu tutmakla mükelleftir.
* Kasr edilen namaz farz namaz olmalıdır Yani nezr edilen namaz, ikamet halinde iken kazaya Kalan namaz ve sünnet namazlar kısaltılamaz.
* Yolcu olan bir şahıs bir anlığına yani namazın bir bölümünde bile olsa; gerek yolcu gerekse mukim olsun; namazını tam kılan, Cuma namazı kılan, sabah namazı kılan, nafile namaz kılan kimseye uymuş olsa, örneğin imamı namazın sonunda yakalasa veya imama uymasının ardından abdestini bozsa namazını tam olarak kılması gerekir. Aksi takdirde namazı geçersiz olur.
[*] - Bunun delili Ahmed b. Hanbel'in sahih bir senetle İbn Abbas'tan rivayet ettiği şu hadistir: İbn Abbas'a şu soru soruldu: Niçin yolcu tek başına namaz kıldığında iki rekat, mukım bir imama uyduğunda dört rekat namaz kılmaktadır?
ibn Abbas (ra) "çünkü sünnet böyledir"(Yani biz Peygamberden böyle gördük) diye cevap verdi.(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1,237)
* Alimlerin görüş birliği ile namazları cem ile kılmamak (yani bir vakti diğerinin vaktinde kılmayıp), her namazı kendi vaktinde kılmak daha faziletlidir. Ancak namazı kaçırma riski varsa cem etmek daha evladır.
* Öğle namazını ikindinin vaktinde kılmaya veya akşamı yatsı vaktinde kılmaya Cem'i tehir(ertelemek) denilir.
* ikindiyi Öğle vaktinde kılmaya veya yatsıyı akşam vaktinde kılmaya ise cemi takdim(öne almak) denilir.
* Öğle ile ikindi kendi aralarında, akşam ile yatsı da kendi aralarında cem olur. Yatsı ve Sabah namazında ise cem olmaz.
{ KAYNAKLAR: ENVARUL MESALİK, MUĞNİ'L MUHTAC, HEDİYETU'L HABİB, FIKHUL MENHECİ }