Ka'kaa-i bin Amr bin Malik Temiymi ve Ayyâş b. Ebu Rabia
Ka'kaa-i bin Amr bin Malik Temiymi (القعقاع بن عمرو التميمي )
İnternette Ka' Kaa-i R.A hakkında uydurma bir bilgi dolanmakta ve malesef onun hakkında yahudilerden ziyade bizim müslümanlar olumsuz yazılar paylaşmaktalar...
Asıl ismi القعقاع بن عمرو التميمي Ka'kaa-i bin Amr bin Malik Temiymi (ö. 40/660) Tabiinin ileri gelenlerindendir (sahabidir diyen hadisciler de vardır). Hulefâ-yî Râşidîn devrinin ünlü kumandanlarındandır.
Hz.Ömer in(R.a) emriyle Hâlid b. Velîd'le peygamberlik iddiasında bulunan Tuleyha ile yaptığı Büzâha savaşına katıldı. Kâdisiye Savaşı'nda (15/636) büyük kahramanlık gösterdi. Cemel ve Siffîn savaşlarında Hz. Ali'nin saflarında çarpıştığı söylenir...
Diyanet İ.A., Diyanet Vakfı Yayınları, 24/216
_____________________________________
Ayyaş, Arapça ayş (=yaşamak) kök sözcüğünden kaynaklanmaktadır. Maaş, iaşe , Aişe, Maişet kelimeleri de aynı köktendir. Hayata bağlı, hayatı seven, hayatın keyfini çıkaran kimse, Ekmekçi ,Zahireci. Osmanlıda "ayyaş-ı bed maāş" geçim darlığı çeken kimse demektir. Bu cümlenin zamanla 'bed maaş' ibaresi düşünce sadece 'ayyaş' kısmı keyif ehli,sorumsuz, çok içki içip gezen kimseler için bugünkü Türkçede kullanılır olmuştur.
Ayyâş b. Ebu Rebia (عياش بن أبي ربيعة)
Hâlid b. Velîd ve Ebû Cehil’in amcazadesi, aynı zamanda Ebû Cehil’in ana bir kardeşidir. Hz. Peygamber daha Dârülerkam’a gitmeden önce müslüman oldu. Müşriklerden ağır işkenceler gördüğü için karısı ile Habeşistan’a hicret etti. Oğlu Abdullah orada doğdu. Habeşistan’dan döndükten sonra Hz. Ömer’le beraber Medine’ye hicret etti. Rasûlullah'ın Himyer kralına gönderdiği bir elçidir.
Hz. Ömer’in hilâfeti zamanında Şam’da vefat etti. Yemâme (Haziran 632), ya da Yermük savaşında (20 Ağustos 636) şehid olduğu da söylenir. Yermük savaşında İslam ordusu kendisinden yaklaşık yedi kat daha kalabalık olan Bizans ordusu karşısında büyük bir mücadele veriyordu. Müslümanlar, şehit olma arzusu ile düşman saflarına atılıyorlardı. Hz. Ayyâş da bunlardan birisi idi. Huzeyfe (r.a)'ın yaşadığı bu savaştaki "Üç yaralıya da nasip olmayan su" olayında adı geçen sahabelerden 1.si Haris (r.a), 2.si İkrime (r.a), 3.sü Ayyâş (r.a)'dır.
23.02.1999
Mehmet Bülbül
Sosyal medyada yayılan "Hz. Ka'ka", "Hz. Ayyaş" ve "hele şükür" gibi iddialar dil bilimi ve tarih açısından asılsız şehir efsaneleridir. Bu kelimelerin ve deyimlerin dildeki anlamlarının kasıtlı olarak başka yönlere çekildiği iddiası gerçeği yansıtmamakta, kelimeler tamamen farklı köken ve bağlamlara dayanmaktadır.
Gerçekler ve Kelime Kökenleri
Hz. Kaka / Ka'ka': Sahabe arasında yer alan kişinin ismi "Kaka" değil, Arap alfabesindeki kalın "k" (قاف) harfleriyle yazılan Ka'ka' bin Amr'dır (Hz. Ka'ka'). Çocuk dilindeki dışkı anlamına gelen "kaka" sözcüğü ise evrensel bir bebek sesletimidir ve bu tarihi şahsiyetin ismiyle hiçbir bağı yoktur.
Sorularla İslamiye
Hz. Ayyaş: Sahabe olan Ayyaş bin Ebî Rebîa'nın ismi, Arapçada "yaşayan, hayat süren" kökünden gelir. Türkçedeki "sarhoş/içki düşkünü" anlamına gelen "ayyaş" kelimesi ise dilimize Osmanlı döneminde Arapçadan geçmiştir; isimle aradaki benzerlik tamamen tesadüfidir.
Hele Şükür: Türkçedeki pekiştirme ve vurgu bildiren "hele" zarfı ile Arapça "şükür" kelimesinin birleşimidir. Sosyal medyada iddia edildiği gibi İskandinav mitolojisindeki "Hel" adlı tanrıça veya putla hiçbir dilbilgisel ya da tarihi bağı bulunmamaktadır.