Pergamon Antik Kenti Bergama İzmir
Pergamon, eski çağlarda Misya bölgesinin önemli merkezlerinden biriydi. MÖ 282-133 arasında da Pergamon Krallığı'nın başkentiydi.
Pergamon adı, bir söylence kahramanı olan Pergamos'tan gelir. Pergamos'un, Teuthrania kralını öldürdükten sonra kenti ele geçirdiği ve kendi adını verdiği düşünülür.
Başka bir söylenceye göre de Teuthrania Kralı Grynos savaşta Pergamos'tan yardım istemiş, zaferden sonra iki kent kurdurarak birine onun onuruna Pergamon, ötekine de Gryneion adını vermiştir.
Zeus Sunağı
Bergama'nın en parlak çağı olan 2. Eumenes M.Ö. 197-159 döneminde inşa edilmiştir. Sunak Pergamon krallığının Galatlar'a karşı kazandığı zaferi simgeler. Sunağın iki yanındaki kabartmalarda Tanrılarla devlerin savaşı ve Bergama'nın efsanevi kuruluşu resmedilmektedir. Bergama‟da ilk kazılar 1874'te Alman yol mühendisi Carl Human tarafından başlamıştır. Kültür Bakanlığı tarafından Ümit Yaşar Gözüm'ün yayın yönetmenliğinde hazırlanan “Yitik Mirasın Dönüş Öyküsü”nde Zeus Sunağı'nın Almanya'ya götürülüşü şöyle aktarılmaktadır:[1][13][14] “ 1878 yılında kazı izni verildikten sonra, Bergama‟da yapılan kazıların ilk üç yılında çıkarılan eserlerin, devlete ait üçte birlik kısmı takdir edilen meblağü karşılığında Almanlara verilmiştir. Bu kazıların dördüncü ve beşinci yıllarında çıkarılan eserlerin bir kısmının Almanya ile yapılmış anlaşma uyarınca, daha önce çıkarılıp Almanya‟ya taşınmış olan eserlerin devamı oldukları için, bir kısmının da Padişah izin verdiği için Almanlara bırakıldığı görülmektedir.”
Günümüzde Pergamon antik kent içerisindeki görkemli yapılardan biri olan Zeus Sunağı'nın sadece antik temelleri bulunmaktadır.
Agustos 2026
Zeus Tapınağı Bergama
Bergama Zeus Sunağı ya da Zeus Altarı, Kuzey Batı Anadolu'da, İzmir'in kuzeyinde bulunan günümüzde Bergama olarak anılan antik Pergamon şehrinde Pergamon Krallığı'nı yöneten Attalos hanedanı tarafından MÖ 2. yüzyılda yaptırılmış anıtsal dinsel bir yapıdır. Keskin bir U şeklinde olan yapı Bergama Akropolü üzerinde bulunur. 35,64 m genişliğinde 33,4 m derinliğindedir. Yapının ön tarafında bulunan merdivenler 20 m genişliğindedir.
Dışında ve iç mekanlarında bulunan mermer kaplama üzerindeki freskler sanat tarihinin en önemli yapıtları arasında sayılır. Dış cephe freskleri antik Helen dünyasının Olimpos tanrıları ile devler (Gigantlar) arasındaki savaşı, iç alandaki freskler Pergamon'un kuruluş söylecesi olan Telefos söylencesini anlatır.
Bu görkemli yapının kalıntıları 1870'li yıllarda Türkiye'den çalınmıştır.
KIZIL KİLİSE (KIZIL AVLU) - BERGAMA / İZMİR
İzmir ili Bergama ilçesinde bulunan Kızıl Kilise (Serapis Mabedi-Kızıl Avlu) MS. II. Yüzyılda Roma döneminde Mısır Tanrılarından Serapis (Osiris) adına yapılmıştır. Yapının üzerindeki mermer kaplamaları dökülmüş ve kırmızı tuğlalar ortaya çıkmıştır. Bu yüzden de halk arasında Kızıl Avlu veya Kızıl Kilise ismi yakıştırılmıştır.
Bizans döneminde ana binanın içerisine Aziz Yuhannes e adanmış bir kilise yapılmıştır. Bu kilisenin yapımında Serapis Mabedine ait yapı malzemeleri kullanılmıştır. Bu arada Apsisinde bazı değişiklikler yapılarak kilise daha belirgin olarak ortaya çıkarılmıştır. Bizans döneminde yapılan kilise iki nefli olup, ayrı bir apsis buraya eklenmiştir.
Bu yapı ile ilgili birbirinden farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bazılarına göre agora, borsa dairesi, kent kütüphanesi, mahkeme, hamam olarak nitelenmiştir. Ancak 1932 de başlayıp 1938 yılına kadar süren Th. Wiegantın kazıları sonucunda burasının Mısır tanrısı Serapis adanmış olduğu kanıtlanmış, güneydeki yuvarlak kulede bulunan iki insan büyüklüğündeki Mısır üslubunda yapılmış heykellerin parçaları da bu iddiayı kuvvetlendirmiştir.
Kilise ana bina ve iki yanındaki ek binalardan oluşmuştur. Bunlardan ön kısımdaki bölümde 200x100 m. ölçüsünde geniş bir avlu bulunmaktadır. Ana binanın 7.00x14.00 m. yüksekliğinde anıtsal bir girişi vardır. Bu girişin iki yanına beşer sütunlu revaklar yerleştirilmiştir. Ayrıca girişin karşısında da 20 sütunlu bir başka revak sırası bulunmaktadır. Bu revakların ortadaki dört sütunu bir bakıma ikinci bir anıtsal girişi meydana getirmiştir. Bu giriş 7.50x2.00 m. ölçüsünde tek parça monolitik mermerden yapılmıştır. Mermerlerin iki tarafında dikkati çeken beşer metre uzaklıktaki delikler de girişin tunç kapısına ait menteşe izleridir.
Yapının döşemesi ve duvarları tamamen mermerlerle kaplanmıştır. Duvarlar boyunca bütün bu mekânı saran sütunların üzerinde bir balkon bulunuyordu. Ancak bu balkon günümüze gelememiştir. Bu bölümdeki iki küçük çukur üzerindeki podyumda on metre yüksekliğinde olduğu sanılan bir kült heykelin kaidesi bulunmaktadır. Bu podyumun içerisinden geçerek kaidenin ortasına çıkan rahiplerin Tanrı ile konuştuklarına inanılmıştır.
Ana binanın iki yanındaki kuleye benzer silindir şeklindeki bölümlerin önünde yuvarlak ve ince uzun havuzlara yer verilmiştir. Birbirlerinden 16.20 m. aralıklı olan bu kuleler 15 m. çapında olup, yükseklikleri 19 m.dir. Duvarları moloz taş, küçük yontma taş ve kireç harçla yapılmıştır. Bunların üzerlerinin tuğla kubbelerle örtülü olduğu kemer izlerinden anlaşılmaktadır. Yan avlular da üç taraftan stoalarla kuşatılmış, bunların üzerine kadın ve erkek figürleri yerleştirilmiştir.