Cami katliamları 600-2000
25. 02.1994 El Halil şehrindeki Halil İbrahim Camiinde sabah namazını kılan Filistinlilere bir Yahudi yerleşimci M-16 otomatik silahıyla ateş açarak 29 kişiyi öldürdü ve 125 kişiyi yaraladı.
Saldırgan, Baruch Goldstein isimli ABD kökenli bir doktor olup, silahının tutukluk yapması nedeniyle ateş edemeyince saldırıdan sağ kurtulanlar tarafından linç edilmiştir.
16.04.1993 Ahmici katliamı, 16 Nisan 1993'te Hırvat-Müslüman Savaşı sırasında Hırvat Savunma Konseyi üyeleri tarafından yaklaşık 120 Bosnalı Müslüman sivilin Ahmici Camiinde toplu katliamıydı. Savaşta yıkılan caminin yerine 13 Nisan 2013 tarihinde yeni bir cami ve bir de 120 şehit için bir anıt listesi yapıldı.
Haziran 1992 Diyarbakır'ın Silvan (Farqîn) ilçesine bağlı Yolaç (Susa) Köyü Camiini basan PKK'liler, ibadet eden Müslümanları cami avlusuna, ellerini bağlayarak sıraladıktan sonra kurşuna dizdi.Bu saldırıda 10 Müslüman Kürt, PKK'nin ihanet kusan kurşunlarıyla şehid oldu.
20 Kasım 1979: Suudi hükümetine karşı olan yüzlerce silahlı kişi, Mescid-i Haram'ın içinde onlarca hacıyı rehin aldı. Yaşanan çatışmada 153 kişi ölürken, 560 kişi de yaralandı.
01.06.1916 Medine Müdafaası, Şerif Hüseyin'in 30.000 Haşimi bedevi ordusu ve 50.000 İngiliz askeri desteğiyle isyan ederek Medine'yi hedef alması üzerine başlayıp, 2 yıl 7 ay sürdü. Fahrettin Paşa İngilizler tarafından tutuklanarak Malta'ya sürgün edildi.
1915'te Ermeni çeteleri, 300 kişiyi Ardahan'da Arap camiine doldurup camiyle beraber yaktılar. Bugün Yanık Cami olarak biliniyor.
1805 Vehhabi çetesi her iki kutsal şehri de işgal etti ve kendisine karşı koyan kim varsa kellelerini kesti. Eski halifelerin ve din büyüklerinin mezarları dahil; Hazreti Muhammed’in Ravzası hariç ne kadar mezar varsa, hepsini yerle bir etti! Kutsal topraklarda artık terör vardı. Hacca yıllarca gidilemedi ve bütün uyarılara rağmen kelleyi koltuğa alıp Mekke’ye doğru yola çıkanlardan da hiçbir haber alınmadı.
1803 Başlarında Abdullah b. Suud'un bulunduğu isyancılarTaif’e girip Taif halkını doğradılar…
1801 Kerbelâ saldırısı ; Vehhabiliğin kurucusu Abdülvehhab (d. 1703) 84 yaşında öldü, getirdiği inancı yayma işi damadı Muhammed’e düştü. Arap yarımadasının ortasında Necd bölgesinde bir çeyrek asır kapalı bir toplum halinde yaşayan Vehhabîler’in dünyaya açılmasını daha sonra Muhammed’in torunu Abdullah başlattı. Yani, Osmanlı’nın başına uzun müddet belâ olan, hattâ hacca gidilmesini bile engelleyen Abdullah bin Suud...
Abdullah, fikirlerini yaymak ve insanları ikna etmek için tek bir vasıta kullandı: Kanlı bir kılıç! Kıt’a Arabistanı’nın orta bölgelerinde isyan bayrağını açtı, onbinlerce başıbozuğu yanına topladı ve 1801’de Kerbela’ya saldırdı. Çoluk-çocuk demedi, üç günde beş binden fazla kafa kesti, hattâ “dinde mezar yoktur” deyip Hazreti Muhammed’in torunu Hazreti Hüseyin’in sandukasını bile yaktı!
930'da Karmatiler döneminde kabe baskına uğradı. Ebu Tahir komutasındaki Karmati ordusu hac zamanı Kabe’yi basıp katliam yaptıktan sonra “Hacerul Esved’i” kendi ülkesine götürdü. Hacerül Esved Fatımi halifesinin müdahalesine kadar Karmatiler’in elinde kaldı ve sonra iade edildi. (Karmatîler Kûfe'de İsmâilî dâîsi Hamdân b. Eş'as Karmat'a (ö. 293/906) nisbetle bu adı almışlardır, bunlar Sabiilerdendir).
692'de İkinci saldırı halife Abdülmelik döneminde yaşandı. Abdülmelik’in komutanı “zalim” Haccac Bin Yusuf öncülüğündeki ordular Kabe’yi mancınıklar ile dövdüler. Haccac şehrin sakinlerini günlerce aç bıraktıktan sonra 692 yılında şehre girdi ve sahabeden Abdullah Bin Zubeyr’in kafasını kestirdi.
682 yılında Emeviler döneminde süren kıyasıya siyasi mücadele sırasında Kabe saldırıya uğradı. Bu saldırıların birincisi 682 yılında Yezid’in orduları tarafından yapıldı. Mekke şehri mancınıklar ile harap edilirken sadece şehir değil “Allah’ın evine kimse saldırmaz” diye düşünerek sığınanlar nedeniyle Kabe hedef alınmıştı. Emeviler sonuna kadar gitmeyi planlamıştı ancak Yezid’in ölüm haberi gelince kuşatma yarım kaldı ve Kabe daha sonra onarıldı.