Nikah - Evlenme müşriklerle-2
Nebîmizin kendi kızından bir örnek.
Ebü’l-Âs b. er-Rebî’ Nebîmizin damadıydı. İslâm’dan önce Zeyneb’le evlenmiş ama müslüman olmamıştı. Bedir savaşında esir düşünce Zeyneb, bir miktar malla beraber evlendiklerinde annesinin taktığı gerdanlığı fidye olarak göndermişti. Buna üzülen Nebî gerdanlığın Zeyneb’e iadesini ve Ebü’l-As’ın da serbest bırakılmasını söyledi. Ebü’l-As’dan kızını Medine’ye göndermesini istedi. O da karısını çok sevmesine rağmen sözünde durdu ve Zeyneb’i Medine’ye gönderdi. Ebü’l-Âs, hicretin 6. yılında müşriklerin kendisine emanet ettiği ticaret mallarıyla birlikte Suriye’den dönerken kervan müslümanlar tarafından ele geçirildi ama o, kaçtı. Gece Zeyneb’in yanına gidince Zeyneb onu himayesine aldı. Nebîmiz de savaşçılara; “ganimetlerin kendilerine ait olduğunu ama Ebü’l-Âs’a geri verdikleri takdirde memnun kalacağını” iletti. Bunun üzerine kervandaki malların tamamı Ebü’l-Âs’a iade edildi. Ebü’l-Âs Mekke’ye varınca emanetleri sahiplerine teslim ederek müslüman oldu ve Medine’ye hicret etti[2]. Nebîmiz altı yıllık bir aradan sonra Zeyneb’i eski nikâh ile ona geri verdi, hiçbir şeyi yenilemedi.Çünkü Ebü’l-Âs’ın kafir olması, Zeynep ile olan nikâhlarını ortadan kaldırmamıştı.
Not : Bu olay Hudeybiye barış antlaşmasından sonra olmuştur.
Kaynak : Ebu Davud, Sünenu Ebi Davud, İstanbul, 1401/1981, Talâk 24, (2240); Tirmizi, Nikâh 43, (1143).
İbnu Şihâb’tan rivayet edildiğine göre “Resûlullah (s.a.v) zamanında, kimi kadınlar, kendi yurtlarında Müslüman olmuş, hicret etmemişlerdi[4]. Bunlar müslüman olurken kocaları kâfir idiler. Velîd İbnu’I-Mugîre’nin kızı bunlardandı. Safvân İbnu Ümeyye ile evliydi; Fetih günü müslüman olmuştu ama kocası Safvân İslâm’dan kaçmıştı. Allah’ın Elçisi, bir emân = güvence işareti olarak kendi kaftanını vererek onun amcasının oğlu Vehb İbnu Umeyr’i arkasından gönderdi. Onu İslâm’a çağırıyor ve yanına gelmesini istiyordu; hoşuna giderse kabul edecekti, yoksa iki ay serbest dolaşacaktı. Safvân kaftanla birlikte, Allah’ın Elçisi’ne gelince, halkın yanında yüksek sesle şöyle dedi: “Ey Muhammed! Şu Vehb İbnu Umeyr senin kaftanını getirdi; beni yanına çağırdığını, bu iş hoşuma giderse kabul edeceğimi, gitmezse bana iki ay süre tanıdığını iddia ediyor”. Allah’ın Elçisi; ” Ebu Vehb, in aşağı!” dedi ama o; “Hayır, vallahi, bana açıklamadan inmem!” dedi. Bunun üzerine; “Hayır, dört ay serbest dolaşabilirsin” dedi… Safvân kâfir, karısı müslümandı. Nebîmiz, Safvân müslüman olana kadar karısı ile arasını ayırmadı. Karısı eski nikâhıyla onun yanında kaldı.
Not : bu olay Mekke’nin fethinden sonra olmuştur.
Kaynak : İmam Malik, el-Muvatta’
(Muhammed b. Hasen eş- Şeybânî rivayeti), Nikâh 44, (2, 543, 544)
Nebîmiz din farkından dolayı hiçbir karı-kocayı ayırmamıştır. Söylenen doğru olsaydı mutlaka bunun bir uygulamasını yapardı. Nisa 22’den 24’e kadar evlenilmesi yasak olan kadınlar sayılmış ama din farkına yer verilmemiştir. 25. âyette ise namuslu mümin kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyenlerin namuslu mümin cariyelerle evlenmesi istenmiş ama onlarla evlenme yerine sabırlı olunması tavsiye edilmiştir. Buna göre birinci tercih, namuslu mümin kadınlar, ikinci tercih namuslu mümin cariyelerdir. Maide 5. âyette ehl-i kitabın namuslu kadınları ile evlenmeye izin verildiğine göre onlar üçüncü tercihtir. Öyleyse namuslu mümin cariye, namuslu ehl-i kitap kadınından iyidir. Namuslu mümin cariye ile evlenmek tavsiye edilmediğine göre ehl-i kitaptan namuslu bir kadınla evlenmek hiç tavsiye edilmez ama haram da kılınmaz. Ehl-i kitap da müşriktir. Bu sebeple âyet, kadın-erkek farkı gözetmeden müşrikle evlenmeyi anlatmaktadır. “İmana gelene kadar, müşrik kadınlarla evlenmeyin. Mümin cariye müşrik kadından elbette iyidir; isterse beğeninizi kazanmış olsun. İmana gelene kadar, müşrik erkeklere kız vermeyin. Mümin esir müşrikten elbette iyidir; isterse beğeninizi kazanmış olsun. Onlar sizi ateşe çağırırlar; Allah ise kendi izniyle cennete ve affa çağırır. Allah âyetlerini insanlara açıklar, belki akıllarını başlarına toplarlar.” (Bakara 2/221) Ayetlerde olmazsa olmaz şart namustur. Bu sebeple zina eden bir müslüman, ya kendi gibi zina eden bir müslümanla ya da müşrikle evlenebilir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
الزَّانِي لَا يَنْكِحُ إِلَّا زَانِيَةً أَوْ مُشْرِكَةً وَالزَّانِيَةُ لَا يَنْكِحُهَا إِلَّا زَانٍ أَوْ مُشْرِكٌ وَحُرِّمَ ذٰلِكَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ.
“Zina eden erkek, ancak zina edenle veya müşrik bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadını da, ancak zina eden veya müşrik olan bir erkek nikâhına alır. Bunlar müminlere haram kılınmıştı.” (Nur 24/3) “Mersed İbnu Ebi Mersed adında bir adam vardı. Mekke’den esirleri alır Medine’ye taşırdı. Mekke’de Anak adında fahişe bir dostu vardı. Rasulullaha gelerek
“Ey Allah’ın Elçisi, Anak’la evleneceğim” dedi; sustu; şu âyet ininceye kadar ona cevap vermedi. “Zina eden erkek, ancak zina edenle veya müşrik bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadını da, ancak zina eden veya müşrik olan bir erkek nikâhına alır…” (Nur, 24/3). Sonra dedi ki, “Bak Mersed, zina eden erkek ancak zina eden veya müşrik olan bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadını da ancak zina eden veya müşrik olan bir erkek alabilir, onunla evlenme!” Nebîmiz “onunla evlenme” derken kadının şirkini değil, zinasını gerekçe gösterdi.
Kaynak : Tirmizî, Tefsîr, 25, H.no: 3177