22. Hac 15. Ayet
مَنْ كَانَ يَظُنُّ أَنْ لَنْ يَنْصُرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ فَلْيَمْدُدْ بِسَبَبٍ إِلَى السَّمَاءِ ثُمَّ لْيَقْطَعْ فَلْيَنْظُرْ هَلْ يُذْهِبَنَّ كَيْدُهُ مَا يَغِيظُ .
Her kim, Allah'ın kendisine dünya ve ahirette asla (doğrudan) yardım etmeyeceğini düşünüyorsa, bir sebebe tutunup göğe uzanıversin ve (Allah dışında yalvardıklarından vazgeçip ilişkiyi) kessin; daha sonra görsün bu tedbiri kendisini öfkelendiren şeyin kökünü kazıyacak mı (kazımayacak mı)? (Hac 22:15)
Hacc 15. Ayette semaya bir sebeb uzatsın yani semaya ellerini açsın ( burda sebeb Bakara 153 deki gibi vastaiynu bissabri vessalah) summe (ve bir de) diğerlerinden istemeyi kessin, görecekki onu bunaltan şey yok olmuştur.
Maalesef bu ayetin çevirileri pek çok çevirici tarafından manasından uzaklaştırılarak çevrilmiştir.
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
15. Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir baksın; başvurduğu (bu yöntem), öfkelendiği şeyi giderecek mi?*
*Diyanet İşleri Meali (Yeni) Hac Suresi 15. Ayet Açıklaması:
Âyet şöyle de tercüme edilebilir: “Her kim ona (Muhammed’e) Allah’ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa, hemen göğe bir ip çeksin (bir merdiven kursun) ve onunla yol alsın. Böylece baksın bakalım başvurduğu bu yöntem, öfkelendiği şeyi giderecek mi?”
Elmalılı Meali (Orijinal)
15. Her kim, ona Allah Dünyada ve Âhırette aslâ yardım etmez zannediyorsa hemen Semâya bir ip uzatsın sonra nefesini kessin de baksın keydi gayzını giderecek mi?
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
15. Her kim O'na (peygambere) Allah'ın ne dünyada ve ne de ahirette yardım etmeyeceğini zannediyor ise semaya bir ip uzatsın, sonra onunla intihar etsin, artık baksın ki, kendisinin bu hilesi onun nefret ettiği şeyi giderecek mi?
Süleyman Ateş Meali
15. Kim Allah'ın, dünyada ve ahirette kendisine yardım etmeyeceğini sanıyorsa öfkesini gidermek için göğe bir sebep (ip) ile uzansın, sonra (ayaklarını yerden) kessin de baksın, bu çaresi, öfkelendiği şeyi giderebilecek mi?
İsmail Yakıt
15. Her kim Allah’ın ona/peygamberine dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa, göğe bir sebeple uzansın, sonra da (ayaklarını) yerden kessin de bir baksın bakalım; bu tuzağı öfkesini giderebiliyor mu?
Krş. Yûnus, 10/103; Mü’min, 40/51; Fetih,48/6
Süleymaniye Vakfı Meali
15. Kim Allah’ın, dünyada da âhirette de kendine asla yardım etmeyeceği kanaatine varmışsa bir gerekçeyle göğe (Allah’a) yönelsin[*], diğer ilişkilerini derhal kessin ve baksın ki bu yol kendini bunaltan şeyi gerçekten giderecek mi yoksa gidermeyecek mi?”*
[*] Göğe yönelmek demek Allah'ın makamına yönelmek demektir. En yaygın şekli ellerini göğe açarak dua etmek veya namaza durmaktır.
Mehmet Okuyan Meali
15. Kim Allah’ın, dünya ve ahirette kendisine asla yardım etmeyeceğini sanıyorsa, artık göğe doğru bir sebebe uzansın; sonra da (diğer şeylerle ilişkisini) kessin! Baksın ki bu önlemi kendisini öfkelendiren şeyin kökünü nasıl da kazıyacak! [*]
*Mehmet Okuyan MealiHac Suresi 15. Ayet Açıklaması:
Bu ayet Hacc 22:11. ayetten itibaren ele alınan ve iman ile inkâr arasındaki çizgide bulunan olumsuz insan tipiyle ilgilidir; yoksa iddia edildiği gibi konu hiçbir şekilde Hz. Muhammed’le ilgili değildir.
Muhammed Esed Meali
15. Kim ki Allah’ın kendisine bu dünyada da, ahirette de yardım etmeyeceğini ¹⁴ düşünüyorsa, göğe başka bir yolla ulaşmayı denesin de yol katetsin; ¹⁵ ve böylece görsün, bakalım, bu hilesi onu sıkıntısından ¹⁶ kurtaracak mı?*
*Muhammed Esed MealiHac Suresi 15. Ayet Açıklaması
(14) Yani, kendisine yardım için Allah’ın yeterli olmadığını; öyle anlaşılıyor ki, “[imanla küfrün] sınır[ında] Allah’a kulluk eden” (bkz. 11. ayet) ve bu yüzden de Allah’ın gücünün insanı bu dünyada da, öte dünyada da mutluluğa ulaştırmaya yeteceğinden şüphe eden kimse îma ediliyor. Yukarıda hû kişi zamiriyle Hz. Peygamber’in işaret edildiği yolunda müfessirlerin çoğunluğunun ileri sürdüğü görüş bizce, biraz zorlama bir görüştür ve yukarıdaki anlam akışıyla çakışmamaktadır.
(15) Li-yekta‘ ifadesinin “yol katetsin” şeklinde aktarılması kata‘a (lafzen, “kesti”) fiilinin bilinen deyimsel anlamına dayanmaktadır (“mesafe kat etmek”); Ebû Müslim’in yekta‘ ibaresine ilişkin yorumu da bu yöndedir (Râzî). “[Başka] bir yolla” (bi-sebebin) ifadesi ise yukarıda 12-13. ayetlerde dile getirilenlerle alakalıdır.
(16) Lafzen, “onu öfkelendiren” ya da “kızdıran şeyden”; yani kendini çaresiz ve terk edilmiş bulmanın verdiği sıkıntıdan.
Mustafa İslamoğlu Meali
15. Her kim, Allah’ın kendisine[²⁸⁰⁶] dünya ve âhirette[²⁸⁰⁷] asla (aracısız) yardım etmeyeceğini düşünüyorsa, bir sebebe[²⁸⁰⁸] tutunup göğe uzanıversin ve (Allah dışında yalvardıklarıyla ilişkiyi) kessin;[²⁸⁰⁹] daha sonra görsün bu tedbiri kendisini öfkelendiren şeyin kökünü kazıyacak mı (kazımayacak mı)?*
*Mustafa İslamoğlu MealiHac Suresi 15. Ayet Açıklaması:
[2806] Hu zamirinin Allah Rasûlü’nü gösterdiği görüşü sûrenin bağlamıyla uyuşmamaktadır. Baştan beri Allah Rasûlü’ne hiç atıf yapılmaması bir yana, konu tevhid, muhatap da insan cinsidir.
[2807] Yani: “..her zaman ve mekânda..”
[2808] Sebeb, hurma ağacına çıkmak için hurmanın tepesine bağlanarak aşağı sarkıtılan ipe denir. Âyet, Allah’a ulaşmada doğru vesilenin dua olduğu imasını içerir.
[2809] Veya 31. âyetin ışığında: “o ipi kessin (de kendini parçalanmak üzere yere bıraksın)”. Parantez içi açıklamaların gerekçesi âyetin bağlamı, özellikle de 12-13. âyetlerdir. Sınırda kulluk edenlerden imanı Allah’a has kılmaları istenmektedir.
[2810] Hel soru edatının genellikle cevabın olumluluğuna delâlet ettiği hatırlanmalıdır. Keyd’in müsbet anlamı için bkz: 12:76. Bu belâgat şahikası âyetin konumu da, mefhumu da emeği gerektirmektedir. Bu âyetin nasıl anlaşılması gerektiği, muhatabın kimliğine göre değişkenlik arzeder. Bu konuda iki ihtimal vardır:
1) Muhatap inkârcılardır: Bu inkârcılar: a) Birinci ve ikinci sınıfı 8 ve 11. âyetlerde dile gelen “insanların” bir üçüncü sınıfı da olabilir. Bağlaçsız gelmesi ve mine’n-nâsi men.. kalıbının kullanılmaması üçüncü bir sınıf olma ihtimalini zayıflatıyor. b) 11. âyetteki “sınırda kulluk edenler” içinden birileri olabilir: Doğrusu bu olsa gerektir. Burada resmi çizilen tip iman küfür sınırında tereddüt eden bir tiptir. “Uzak tanrı” düşüncesi öylesine yer etmiş ki, bu yüzden ne Allah’a aracısız kulluk edilebileceğine, ne de Allah’ın yardım edeceğine aklı yatıyor. Bu düşünce ile Allah’ın dininden çıkmak istiyor, onu da yapamıyor. Neticede öfkeden patlayacak hale geliyor. Bu âyet işte bu tipe ‘ironik’ bir îmâ ile öfkesinden kurtulmanın yolunu tarif ediyor ve zımnen diyor ki: Aracısız ne kulluk olur, ne de Allah’ın yardımı gelir düşüncesini aklından kazı! Bunun tek yolu bu! Allah uzak değil, şahdamarından yakındır. Eğer bu hakikate inanmak yerine bir adım daha atınca küfre düşecekmiş gibi sınırda inanmaya devam edersen, bu seni teskin ve tatmin etmek yerine öfkelendirir. Bu takdirde işte sana öfkeden kurtulmanın kestirme yolu..” c) Üçücü bir ihtimal; “kendisini öfkelendiren şey” ile kast edilen Furkan 27’de beliğ bir biçimde tasvir edilen, ahirette kendi kendisini aldatmış insan tipi olabilir. Bu tip, kendisini Hesap Günü kurtarsın diye Allah’la arasına aracı koyduğu kişiden dolayı hayal kırıklığına uğrayınca, “Ah, keşke!” diyecek, ama iş işten geçmiş olacaktır.
2) Muhatap Allah Rasûlü’dür: Bu takdirde Hac 15’i, En’âm 35 ışığında anlamak daha doğru olur. Zira her iki âyetin de ortak noktası “bir biçimde göğe uzanmak”tır. Hac 15’te bunun sebeb adı verilen “ip merdiven” ile, En’âm 35’te ise bunun sullem adı verilen “merdiven” ile yapılması teklif ediliyor. Üslup, imkânsızı teklif ve meydan okuma üzerine kuruludur. Zımnen denilen şudur: Allah’ın sana yardım etmeyeceğini sakın aklına dahi getirme! Kâfirlerin ısrarla istedikleri mucizeleri sen göğe tırmanıp da zorla indiremezsin. Diyelim ki bunu başardın, bu takdirde dahi seni üzen ve öfkelendiren kâfirler inatlarından vazgeçmezler. Yani sorun yine çözülmüş olmaz. En iyisi sen Allah’a teslim ol ve içini ferah tut!