15. Hicr 27. Ayet - CİN ve CANN
İçinde El-Canne (الجان) kelimesi geçen ayetler : Hicr 27 ve Rahmân 15
Andolsun ki, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştı. (Hicr 15:26-27)
Allah insanı, pişmiş çamura benzeyen bir balçıktan yarattı. Cinleri de dumansız ateşten yarattı. (Rahman 55:14-15)
Kur’an’ın metninde “cann” kelimesi geçtiği halde onu “cin”ni diye tercüme etmeleri onunla ilgili bütün ayetlerin yanlış anlaşılmasına sebep olmuştur. Cin, yabancı insan, insanın idraki dışı,hüner; can, ise insanı ayakta tutan ruhtur enerjidir.Kur’an’ı kerimin hiçbir yerinde cinni dumansız ateşten yarattık diye bir ayet yoktur. Şeytan, cin, can, iblis kelimelerini Kur’an’ın anlatış biçimine göre kavrayamadıkları için kavram kargaşası çıkmaktadır.
“Cinn” sözcüğü, “cenn” kökünden türemiş bir sözcük olup sözcüğünün asıl anlamı, “bir şeyi duyulardan saklamak”tır. “Cennehülleylü (gece onu örttü)”, “ecennehü (onu örttürdü)”, “cenne aleyhi (üzerine örttü)” şekillerinde kullanılır. Nitekim Kur’an’da İbrahim peygamberi konu alan bir pasajda “fellema cenne aleyhilleylü (ne zaman ki gece kendisini sakladı, iyice karanlık çöktü)” diye yer almıştır (En’âm; 76).
Aşağıdaki sözcükler de “cnn” kökünden türemiştir:
Cennet: “Toprağı ağaç yapraklarıyla saklanmış yer” demektir.
Cinnet: “aklı, fikri saklanmak, delirmek” demektir.
Cenin: “ana karnında saklandığı için bu adı almıştır.
Cünnet: Kalkan; kişiyi oktan mızraktan sakladığı için bu ad verilmiştir.
“Cinn” sözcüğü bütün eski ve yeni sözlüklerde “İnsanın beş duyusuyla kavrayamadığı, algılanamayan, ama somut veya soyut, varlığı kesin olan güçler” olarak yer alır.
Sözlüklerdeki bu tarife göre melek ve şeytan terimleri de cinn kavramı kapsamına girmektedirler. Yani her melek ve şeytan cinndir, ama her cinn şeytan veya melek değildir.
Cin sözcüğünü anlamak için Kuranda geçen bazı sözcüklere bakalım.
- “Batı ve doğu” sözcükleri beraber kullanıldıkları zaman iki yönü ifade etmeyip tüm yönleri ve mekanı içine alır. Yani “Allah her yerin Rabbidir” demektir. Nur; 35, Bakara; 115, 142, 177, Şuara; 28, Rahman; 17, Müzzemmil; 9
- “Dünya ve ahiret” sözcükleri beraber söylendikleri zaman “her yerde ve her zaman” anlamını ifade eder. Bakara; 217, 220, Âl-i Imran; 22, 45, 56, Nisa; 134, Tövbe; 69, 74, Yunus; 64, Yusuf; 101, Hacc; 14, Nur; 14, 19, 23 ve Ahzab; 57.
- Yaş, kuru sözcükleri beraberce kullanıldıkları zaman “ her ne varsa, her şey” anlamını içerir. En’âm; 59. ayetindeki “… Yaş ve kuru hiçbir şey yok ki, apaçık bir kitapta bulunmasın.” ifadesi sadece yaşı ve kuruyu ifade etmeyip “her ne varsa canlı-cansız hepsini” ifade etmektedir.
- Sabah, akşam sözcükleri de Kur’an’da farklı ifadelerle sıkça yer almakta ve “daima, her zaman” anlamına gelmektedir. A’râf; 205, Ra’d; 15, Nur; 36, Mümin; 46, 55, En’âm; 52, Kehf; 28, Meryem; 11, 62, Fetih; 9, Furkan; 5, Ahzab; 42, İnsan; 25, Âl-i Imran; 41.
- İns ve cinn sözcükleri beraber kullanıldıkları zaman; “gördüğünüz, görmediğiniz; bildiğiniz, bilmediğiniz; tanıdığınız, tanımadığınız: herkes” anlamına gelir: * Zariyat; 56: Ben, cinn ve insi (herkesi) yalnızca, bana ibadet/ kulluk etsinler diye yarattım.
* İsra; 88: De ki: “İns ve cinn (herkes) bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler ve birbirlerine yardımcı olsalar, yine de, onun benzerini, ortaya koyamazlar.”
* Cinn; 5: “Oysa biz, insanların ve cinlerin (herkesin) Allah’a karşı asla yalan söylemeyeceklerini sanmıştık.”
* Rahman; 33: Ey cinn ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp geçmeye güç yetirebilirseniz,hemen aşın; ancak sultan/ üstün birgüç olmadan aşamazsınız.
* Rahman; 56: Orada daha önce ins ve cinn (hiç kimse) dokunmamış (elle vegözle değinilmemiş), bakışlarını eşine dikmiş eşler vardır.
Ayrıca En’âm; 112, 130, A’râf; 38, 179, Fussilet; 25, 29, Ahkâf; 18, Neml; 17, Rahman; 39, 74, Nas; 6, Hud; 119 ve Secde; 13.
İçinde Minel Cinni (من الجن) kelimesi geçen ayetler: A’râf 38 (ins ve cin), A’râf 179(ins ve cin), Kehf 50(İblis cinlerdendi.) Neml 17(ins ve cin) Neml 39(cinlerden bir ifrit) Secde 13(hünerli zanaatkâr kimseler) Sebe’ 12(hünerli zanaatkâr kimseler) Fussilet 25(ins ve cin),Fussilet 29(ins ve cin) Ahkâf 18(ins ve cin), Ahkâf 29 Cin 1(yabancı kişiler(Medineli yahudiler)) Cin 6 yabancı kişiler, Nâs 6(yabancı kişiler)
* Zâriyât / 56: Ve ben, Cinn-ü İnsi ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
* Ahzâb / 72: Evet, biz o emaneti(sorumluluk) Göklere, Yere ve Dağlara arzettik, onlar onu yüklenmeğe yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi, o cidden çok zalim, çok câhil bulunuyor.
Bu ayette göze çarpan bir hususta emanet insana ait. Peki cinler bu işin neresinde. Onlara emanet yüklenmediler ise imtihan olmuyorlar mı?