26. Şuara 13. Ayet - Harun-Musa
وَإِذْ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰ أَنِ ائْتِ الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ * قَوْمَ فِرْعَوْنَ ۚ أَلَا يَتَّقُونَ * قَالَ رَبِّ إِنِّي أَخَافُ أَنْ يُكَذِّبُونِ * وَيَضِيقُ صَدْرِي وَلَا يَنْطَلِقُ لِسَانِي فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَارُونَ * وَلَهُمْ عَلَيَّ ذَنْبٌ فَأَخَافُ أَنْ يَقْتُلُونِ * قَالَ كَلَّا ۖ فَاذْهَبَا بِآيَاتِنَا ۖ إِنَّا مَعَكُمْ مُسْتَمِعُونَ * فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَا إِنَّا رَسُولُ رَبِّ الْعَالَمِينَ * أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ (Şuarâ 26:10-17)
10. Hani senin Rabbin, Musa´ya seslenmişti: "Zulmetmekte olan kavme git;"
11. Firavun´un kavmine, hala sakınmıyorlar mı?"
12. (Musa): Rabbim! dedi, Onların beni yalanlamasından korkuyorum.
13.Göğsüm daralıyor, dilim çözülmüyor. Hârun´u da yanımda gönder."
14. “Onlara karşı benim bir suçum var. Beni öldürmelerinden korkuyorum.”
15. (Allah:) "Hayır," dedi. "İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz sizinle birlikteyiz (ve) işitmekteyiz."
16. Firavun’a gidip ikiniz deyin ki: Gerçekten, biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.
17. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder. (Şuarâ 26:10-17)
Şuarâ suresi 13.ayette malesef pek cok mealde farklı şekilde tercüme edilerek anlam kayması olmuştur.
Bu ayette (الى)، "ila" ekinin değişik anlamları dikkate alınmamıştır, oysaki arapçada (الى) "ila" edatı "-e, - a" manası verdiği gibi "ile, beraber, bir de, da, yanısıra, bununla beraber, birlikte" gibi anlamlar da taşır.
Zannımca bu ayet tercüme edilirken (الى) "ila" kelimesine "- e, - a, - ye, - ya" eki manası verildiğinden dolayı anlam kaymasına sebep olmuştur. Bu yüzden genellikle meallerde sanki Musa a.s Allah'a" Harun'u peygamber yap" demiş gibi, bazı meallerde de sanki "Bu işi Harun'a ver" demiş gibi çevrilmiştir.
Diyanet, M. İslamoğlu, S. Ateş, Sadık Türkmen, Şaban Piriş, Seyyid Kutup, Bayraktar Bayraklı, Elmalılı, Celal Yıldırım ve Suat Yıldırım " Harun'a elçilik ver" şeklinde tercüme etmişler.
Ali Bulaç ve Mevdudi "Cebraili Harun'a risalet için gönder" diye çevirmişler,
Muhammed Esed ve Yaşar Nuri Öztürk "bu emri Harun'a ver" diye çevirmişler.
اللَّهُ يَصْطَفِي مِنَ الْمَلَائِكَةِ رُسُلًا وَمِنَ النَّاسِ ۚ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ (Hac 22:75)
Meleklerden de, insanlardan da elçileri Allah seçer. Muhakkakki Allah (her şeyi) duyup görendir: (Hac 22:75)