Türkler, Hz İbrahim' in eşi Kantura
Hadis rivayetlerine göre Hz. İbrahim eşi Sare'den olma İshak'ı yanına (Babil yakınları) almış, diğer eşi Hacer'den (Hagar) olma İsmail'i Mekke'ye (eski adı Bekke) bırakıp Sare'nin yanına dönmüştür. Diğer eşi veya bir rivayete göre cariyesi olan Kantura'dan olma birkaç oğlunu da (Tevrat'ta da anlatıldığı gibi) çok uzak ve kurak bir yerlere göndermiştir. O oğulları Hz. İbrahim'e gidip ağlayarak kendilerini o kurak ve uzak beldelere göndermemesini istemişler, ancak İbrahim bunun kendisine Allah tarafından emredildiğini anlatarak onları göndermiştir. Bunlar Orta Asya'ya gidip yerleşmişler ve oradaki Hunlar'ın arasında çoğalmışlardır.
Tevrat'taki inanışa göre, İbrahim'in evlendiği üç kadından biri Sare'dir ki bu Sami ırka mensup olup onun oğlu kendi memleketine yerleştirilmiştir. Hacer Mısırlı yani Hami olup o da o bölgeye yakın olan Mekke'ye yönlendirilmiştir. Keturah (Kantura) ise Yafes oğullarından olup, oğulları ile birlikte kendi coğrafyalarına gönderilmiştir.
-------------------------------------------
Rivayete göre, Hz. İBRAHİM A.S.'ın KANTURA adında bir eşi daha vardı veya TÜRK prensesi Kantura ile evlenmişti. Bu mübarek kadın TÜRK boylarının anasıdır. Peygamberimiz S.A.V., TÜRKLER'den KANTURA OĞULLARI diye söz ederdi. Hatta bu sebepten 9. Asırda müslüman olup halife etrafına toplanmaya başlayan TÜRKLER, soyları sorulduğunda, "Babamız İBRAHİM, amcamız İSMAİL" derlerdi!...
Abdullah İbn Mesud’dan rivâyet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur; “Türkler size dokunmadıkça sakın siz de Türklere dokunmayınız. Çünkü, Allah’ın ümmetime vermiş olduğu bu mülk ve saltanat nimetini ilk defa bu Kantura oğulları onların elinden çekip alacaklardır”(Et-Taberani, el-Mu’cemü’l-Kebir, X. s.181. Es-Suyûti, Hasâisu’l Kubrâ, II. S.434.)
Huzeyfe b. El-Yemanî’den bildirildiğine göre, Peygamber şöyle buyurmuşlardır; “Yakın gelecekte Kantura Oğulları Irak ahalisini Iraktan çıkaracaklardır. Sanki ben bunu gözlerimle görür gibiyim. Onlar kısık gözlü, yassı burunlu, değirmi yüzlü insanlardır”(Asım, A.Ebu’l-Kemal, Kamus Okyanusya tercümesi, İstanbul, 1305, II.s.646)
Hz. Peygamber’in amcası ve Hz. Ali’nin babası olan Ebu Talip bir şiirinde şöyle der; “Düşman bizim gücümüze boyun eğip kahroluyor. Halbuki onlar bizim Türk ve Aftalitler’in kapılarına sığınmamızı isterler. Allah’ın evi (Kâbe’ye) and olsun ki; sizler yalan söylüyorsunuz. İşleri karma karışık etmeden ne Mekke’yi terk ne de buralardan Türk yurtlarına göçüp gitmeyeceğiz. Allah’ın evi (Kâbe’ye) and olsun ki; sizler yalan söylüyorsunuz. Biz Muhammed’e, göğsümüzü siper edecek; onun etrafında çarpışacak, O’nu (sonuna kadar) koruyacağız....” (İbni Hişam, es-Sire, mısır 1955, I., s.275)
Halife Hz. Ömer şöyle demiştir; “Türkler ne yaman bir düşmandır. Onların (düşmanlarına) verecekleri (ganimet) çok az, alacakları ise pek çoktur” (El-Câhız,Fezâilü’l- Etrak, I. S.58). Yine Hz. Ömer bir keresinde Hz. Peygamber’in bu konudaki hadisinden hareketle şöyle demiştir; “Yüzleri deriden kalkan gibi yuvarlak ve geniş, gözleri sanki nazar boncuğu gibi olan kavimlerden çekininiz. Onlar size ilişmedikçe siz de onlara ilişmeyiniz”(Nuaym b. Hammad, El-Fiten, s.1226)
İbn Abdi Rabbih’in dediğine göre Kerbelada Yezid’in adamları tarafından muhasara altına alınınca Hz. Hüseyin Yezid’in temsilcisi Ömer b. Saad’a şöyle demiştir; “Ey Ömer! Benim için şu üç şıktan birini seç; Ya beni bırakırsın geldiğim gibi geri dönerim veya Yezid’e emniyetle gitmemi sağlarsın, elimi onun elinin üstüne koyarım. Yahut da Türk yurtlarına çekip gitmeme müsaade edersin. Orada kalır ve ölünceye kadar cihad ederim” (et-Taberi, V.s.393)
......................
Yukarıdaki bilgiler Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı’nın “Hz. Peygamber’in Hadislerinde Türkler” isimli eserinden nakledilmiştir. Söz konusu eserde bunlar gibi bir çok hadis daha bulunmaktadır.
------------------------------------------------
📙Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Ebu Sekine (ki Muharrerlerden bir kimsedir) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın bir sahabesinden naklen anlatıyor: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Sizi bıraktıkları müddetçe siz de Habeşileri bırakın. Sizi terkettikleri müddetçe Türkleri terkedin."
Kaynak : Ebu Davud, Melahim 8, (4302)
📙“Küçük gözlü, kırmızı yüzlü ve suratları kalın deriden yapılmış kalkanlara benzer Türkler’e (Yecuc- Mecuc’e) karşı savaşlar yap-madıkça hüküm günü gelmiş olmayacaktır.”
Buhari-K. Cihad 95,96; Müslim K. Fitan 63,64-66
📙Ebu Hureyre (R A) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in:
‘Müslümanlar, Türklerle muharebe etmeden kıyamet kopmaz. Onlar, öyle bir kavimdir ki yüzleri deri üzerine deri kaplanmış kalkanlar gibidir. Kıl elbiseler giyerler ve kıl ayakkabılar içinde yürürler’buyurdu.”
Buhari 2742, Müslim 2912
📙Amr bin Tağleb (R.A) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Şüphesiz sizin keçe ayakkabılar giyen bir kavimle savaşmanız kıyamet alametlerindendir. Sizin, yüzleri geniş ve deri üzerine deri kaplanmış kalkanlar gibi olan kavimle savaşmanız kıyamet alametlerindendir’ buyurdu.”
Buhari 2741
📙Dünyadaki dört şehir cehennem şehridir: İstanbul, Antakya, Tabarriye ve Sana.
Suyuti-Lealil Masnua 1/458
📙Size ilişmedikçe siz de Türkler’e ilişmeyiniz. Çünkü severlerse sizi soyarlar. Sevmezlerse sizi gebertirler.
Suyuti-Lealil Masnua 1/440
📙 “Türk dilini öğreniniz, çünkü Türklerin çok uzun sürecek bir hakimiyetleri vardır”, “Ulu ve Aziz Allah diyor ki; Benim Türk ismini verdiğim ve maşrıkta iskân ettiğim bir takım askerlerim vardır ki herhangi bir kavme karşı gazaba gelecek olursam o Türk askerlerimi işte o kavmin üstüne saldırtırım”
“Divan-ı Lügat-it-Türk” Kaşgarlı Mahmud,
Türklerin faziletleri İbn-i Cahz (Arap)
📙İbni Hacer (R. Aleyh) şöyle dedi:
“Müslümanlar, Emeviler döneminde Türklerle savaşmışlardır.Abbasi halifesi Mutesim’in askerlerinin çoğu Türklerdendi. Sonra Türkler ona galip geldiler ve oğlu Mütevekkil’i öldürdüler.
Sonra diğer oğullarını da teker teker öldürdüler. Deylem memleketi karışıncaya dek bu böyle devam etti. Sonra Türklerden şamanist krallar, yabancı memleketlere galip geldiler. Sonra Memlûkilere Sebeketkin ailesi galip geldiler. Sonra Selçuklular bölgeye hâkim oldular. Bunların toprakları Irak, Şam ve Rum topraklarına kadar uzamıştı. Sonra onların tebaasından kalanları Zengiler, Eyyubîler, Şam’da Türkler (yerli halktan) fazla oldular. Mısır, Şam ve Hicaz topraklarına hâkim oldular.
Beşinci yüzyılda Selçuklulara Guz kabilesi karşı çıktı. Beldeleri harap ettiler, insanlara saldırdılar. Sonra daha büyük musibet Tatarlar ortaya çıktı. Cengiz Han’ın çıkışı altıncı yüzyıldan sonradır. Özellikle doğu tarafı onun sayesinde devamlı tutuşturulan bir ateşe dönmüştür. Onların şerrinin ulaşmadığı hiçbir belde kalmamıştır. Sonra Bağdat’ın harap edilmesi ve Halife Mustesim’in 656 yılında öldürülmesi onların eliyle olmuştur .
Sonra onların kalanları yeryüzünü harap etmeye devam etmişlerdir. Nihayet onların sonuncusu El-Lenk bu kelimenin manası topal demektir. İsmi Timur’dur. Şam diyarını dolaşmış, orayı ifsat etmiş Suriye’nin başkenti Dımeşk’i yaktırmıştır. Rum topraklarına ve Hindistan’a girmiştir.
📙Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
“Kanture oğulları, ümmetimden mülkünü alacak ilk kimselerdir” buyurmuştur.
Hadiste Kanture oğulları ile kastedilen Türklerdir.
📙İmam Nevevi (R Aleyh) şöyle dedi:
“Bunların tamamı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in mucizelerindendir. Türklerle savaş yapılmıştır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)onların vasıflarını şöyle zikrediyor:
‘Gözleri küçük, yüzleri kırmızı, burunları basık, yüzleri geniş, sanki deri üzerine deri kaplanmış kalkan gibi kıldan ayakkabı giyerler.’
Türkleri işaret ediyor diye düşünülen ayetler :
🕋“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Mâide 54)
🕋Şu halde (işin gerçeği) öyle (umdukları gibi) değil! Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez. (Me’âric 70:41)
🕋Bakın, (ey müminler,) sizler Allah yolunda sınırsızca harcama yapmaya çağrılıyorsunuz: ama sizin aranızda (bile) cimrice davrananlar var! Ve kim (Allah yolunda) cimrice davranırsa, sadece kendisine karşı cimrilik yapmış olur. Çünkü Allah kendi kendine yeterlidir, halbuki siz (O'na) muhtaçsınız; ve şayet (O'ndan) yüz çevirirseniz, başka toplumları sizin yerinize geçirir ve onlar sizin gibi yapmazlar! (Muhammed 47:38)
🕋Onlar (o müminler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah´a varır. (Hac 22:41)