4. Nisa 163. Ayet - Yunus Aleyhisselam
NİSA 4:163 - Nuh’a ve ondan sonraki nebîlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrâhim’e, İsmâil’e, İshak’a, Yâkub’a ve torunlarına, Îsâ’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik.
EN'AM 6:86. İsmail, Elyesa´, Yûnus ve Lût... Hepsini âlemlere üstün kıldık.
89. İşte bunlardır kendilerine kitap, hükmetme gücü ve peygamberlik verdiklerimiz. Şimdi şu insanlar bütün bunları inkâr ederlerse biz, bunları inkâr etmeyecek bir topluluğu onlara vekil ederiz.
SAFFAT 37:139. Doğrusu Yunus da gönderilen peygamberlerdendi.
140. Hani o efendisinden kaçan bir köle gibi dolu bir gemiyle kaçmıştı.
141. Ve sonra kur'a çekilmiş, o, (kur'ada) kaybedenlerden olmuştu.
142. Derken o derin bir pişmanlıkla kıvranır haldeyken iri balık tarafından yakalanmıştı.
143-144. Fakat o eğer Rabbinin yüceliğini sürekli hatırda tutan biri olmasaydı, yeniden diriliş gününe kadar onun karnında olacaktı.
145. Bir süre sonra onu, çıplak araziye attık. Hastalanmıştı.
146. Onun üzerine de geniş yapraklı bir ağaç bitirmiştik.
147. Ve onu yüz bine Resul gönderdik ve hattâ artıyorlardı.
148. Sonunda ona iman ettiler, Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
YUNUS 10:96-97. Gerçekten haklarında Rabbinin sözü (hükmü) sabit olanlar, kendilerine (istedikleri) bütün mucizeler gelmiş olsa bile, elem verici azabı görünceye kadar inanmayacaklardır.
98. Bir kent inansa da imanı kendisine yarar sağlasa ya! Yûnus´un kavmi müstesna. Onlar inanınca, dünya hayatında rezillik azabını üstlerinden kaldırmış ve kendilerini belirli bir süreye kadar nimetlendirmiştik.
99. Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların tümü inanırdı. Öyleyken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?!
100. Hem Allah'ın (akıl ve irade vermek suretiyle gerçekleşen) izni olmasaydı, hiçbir insan imana eremezdi! Ve O aklını kullanmayanları pisliğe mahkum eder!
ENBIYÂ 21:87. Ve balık olayının kahramanını da (an, hatırla )! Hani bir zamanlar o, hakkında işlem yapamayacağımız (kendisini sıkıştırmayacağımızı) düşünerek, öfkeyle (görev yerinden) çekip gitmişti. Derken o (düştüğü) zifiri karanlığın (bunalımın) içerisinde İbadete layık başka ilah yok; sadece yüceler yücesi olan Sen varsın: hiç şüphesiz ben (bu tavrımla) zalimlerden biri olup çıktım! diye yakarmıştı.
88. Bunun ardından Biz de onun yakarışını kabul ettik ve onu içine düştüğü GAM'dan (sıkıntı ve kederden) kurtardık: işte Biz, inanıp güvenenleri böyle kurtarırız.
KALEM 68:48. Öyleyse, Rabbinin hükmüne sabırla katlan ve öfkeye kapılıp da sonra (ızdırap içinde) haykıran büyük balık sahibi gibi olma!
49. Eğer Rabbinden ona bir ni´met yetişmeseydi, yerilerek çıplak bir yere atılırdı.
50. Fakat Rabbi onun du´âsını kabul etti de onu Sâlih (iyi insan)lardan yaptı.
-------------------------------------------------
Kalem suresi 48.ayette Allah Teâlâ, Hz Muhammed'e Yunus gibi olma, çünkü o görev yerini terketmek zorunda kalmış ama halkı o gidince inanmış ve tevbe etmişti,Hz Muhammed'e işte sen de Rabbinin hükmüne sabırlı ol diyerek adeta Mekke halkının da Müslüman olacağını bir mucize gibi haber vermiştir.
(Mehmet Bülbül, Kalem 48.ayet te'vili)
--------------------------------------------------
Yunus Aleyhisselam Asur devletinin başkenti Ninova'ya gönderilmiş bir peygamberdir. Onun yaşadığı yer Ninova ortadoğunun bir ucunda, halkı inanmadığı için ordan ayrılıp gittiği yer ise balık karnı anlamına gelen Lübnan'dır. Bu coğrafya balığa benzetildigi için başı Dicle Nehri kenarında bugünkü Musul topraklarında bulunan Ninova, karnı ise Lübnan'dır. Bu yüzden iki balık sahibi anlamında Zunnun denilmiştir.
“Lübnan” لبنان ismini dağlarının zirvesini kaplayan karlara atfen Sami dillerinde “beyaz” manasına gelen veya bu manayı çağrıştıran “leban” kelimesinden almaktadır.
"Zu" eki arapça hükümranlık anlamına da gelmektedir, "Nun" ise çok büyük balık, kılıcın keskin tarafı manasına gelmektedir. Yunus Aleyhisselam terkettigi Ninova'ya geri gelerek hükümran olmuştur.
Yunus Peygamber’den örnek verildiği sırada Peygamberimiz Taif'den dönmektedir. Kendini ifade edecek birilerini bulamamıştır, bunalmıştır. Bu sırada gelen ayetlerle kendisine, ‘Yunus gibi olma, Eyyûp gibi diren, sonunda Süleyman gibi olacaksın.” denmektedir.
-------------------------------------
Yunus Aleyhisselamın gönderildiği toplumla ile ilgili Saffat 147.ayette geçen "ev" edatına "veya" manası verildiği için bazı art niyetli kimseler "yüz bin mi veya daha fazlası mi" diye eleştiride bulunuyorlar. Haşa "Allah sayıyı tam bilmiyor mu?" diyorlar.
وَأَرْسَلْنَاهُ إِلَىٰ مِائَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ (Sâffât 37:147)
Ve onu yüz bine Resul gönderdik ve hattâ artıyorlardı (Sâffât 37:147, Elmalılı H. Yazır)
Fiili muzari öncesi "ev" edatı gelirse "ila" edatı gibidir. Bu gramer kuralına göre ayetin tercümesi:
"Yunusu yüz bin kişilik topluluğa gönderdik ve daha da fazlasına" şeklinde olur.
Bakara suresi 135.ayette de benzer ifade vardır.
وَقَالُوا كُونُوا هُودًا أَوْ نَصَارَىٰ تَهْتَدُوا ۗ قُلْ بَلْ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا ۖ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ (١٣٥)
Yahûdi veya hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız. dediler. De ki: Hayır, biz dosdoğru İbrâhim dinine (uyarız). O, (Allah´a) ortak koşanlardan değildi. (Bakara 2:135, Süleyman Ateş)
(yahudiler): “yahudi olun” ve (Hristiyanlar da): “Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. De ki: “Hayır, hakka yönelen İbrahim’in dinine uyarız. O, Allah’a; ortak koşanlardan değildi.” (Bakara 2:135)
Mevdudi tefsirinde 1891 Ağustosunda İngiltere de gerçekleşen bir olayı anlatır. Balina avcılarından biri yaralı bir balina tarafından yutulur. James Börtli diye bir adam bu. Ve 60 saat sonra yaralı balina ölü olarak kıyıya vurur. Balinanın karnını yardıklarında James Börtli balinanın karnından diri olarak çıkar. Çok ilginç 19. yy. yaşanmış böyle bir olay tarihe geçmiş.
13.12.1989
Mehmet Bülbül