Kaza namazı
Enes (ra) dan rivayet edilmiştir;
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim bir namaz unutacak olursa hatırlayınca derhal kılsın. Unutulan namazın bundan başka kefareti yoktur.
Konu: Namazın Eda Ve Kazasının Vücubu Hakkında - NAMAZ BÖLÜMÜ
Kaynaklar: Tirmizi, Salat 131, (178), Ebu Davud, Salat 11, (442), Nesai, Mevakit 52, 53, (2, 293, 294)
Kur'an'da vaktinde kılınamayan namazların kaza edilmesi ile ilgili olarak herhangi bir ifade yoktur.
Unutma ve uyuma gibi bir mazeret olmaksızın, kasıtlı olarak terk edilen namazların kazası ile ilgili herhangi bir hadis de bulunmamaktadır.
İmam İbn Teymiyye, hocası İbnu’l-Cevzi, büyük talebesi ibn Kayyım el-Cevziyye “Bile bile terk edilen namazın kazası olmaz” demişlerdir. Buna da Peygamberimizin hayatında böyle bir örnek yok, O'nun yaptığı kazalar ya Hendek gününde olduğu gibi cihadın namazın önüne geçip efraz olduğu için kılamadığı namazların kazası; ya da iki kez gerçekleştiği gibi uyuya kalındığı için geçirilen sabah namazının kazası…
Allah-u Teâlâ, kişinin kıldığı sünnetlerle kılamadığı farz namazları telafi eder inşallah.
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Kuşkusuz ki, kıyamet gününde insanların amellerinden ilk hesaba çekileceği şey, namazdır. Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ en iyi bilen olduğu halde meleklere:
−‘Kulumun namazına bakın, onu tamam mı yaptı, yoksa noksan mı yaptı?’ buyurur. Namaz tamam ise o tamam olarak yazılır. Ondan bir şey noksan ise Allah Azze ve Celle şöyle buyurur:
−‘Bakın, kulumun sünnet namazları var mıdır?’ Kulun sünnet namazı varsa, Allah Azze ve Celle şöyle buyurur:
−‘Kulumun farzlarını sünnet namazları ile tamamlayınız!’ Sonra bütün ameller işte böyle hesaba çekilir.”
Ebu Davud 864, Tirmizi 409, Nesei, İbni Mace 1425
Din İşleri Yüksek Kurulu kaza namazı ile ilgili kararı:
Kur’an’da vaktinde kılınamayan namazların kaza edilmesi ile ilgili olarak açık bir ifade bulunmamakla birlikte, Hz. Peygamber (s.a.s.) vaktinde kılamadığı namazları kaza etmiş ve ashabına da bunu tavsiye etmiştir.
Resûl-i Ekrem (s.a.s.), “Kim namazı unutursa veya uyuyup kalırsa hatırlayınca onu kılsın. Onun keffâreti ancak budur.” (Buhârî, Mevâkîtü’s-Salât, 37; Müslim, Mesâcid, 315) buyurmuştur. Yine Hz. Peygamber (s.a.s.), Hendek savaşı sırasında harbin şiddetlenmesi nedeniyle ikindi namazını kılamamışlar; bunun üzerine “Bizi ikindi namazından alıkoydular. Allah da onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun.” diye beddua etmiş ve ikindi namazını akşam ile yatsı arasında kaza etmiştir (Müslim, Mesâcid, 205). Ayrıca Hayber Fethinden dönerken, bir yerde konakladıklarında uyuyakalmışlar ve vaktinde kılamadıkları sabah namazını güneş doğduktan sonra kaza etmişlerdir (Müslim, Mesâcid, 309).
Beş vakit namazın farzı ve vitir namazı kaza edilir. Kazaya kalan sabah namazı, o günün öğle vaktinden önce kaza edilecekse sünneti de kaza edilir. Ayrıca öğle namazının dört rekâtlık ilk sünneti de vakit çıkmadıkça öğlenin farzından sonra kılınır. Öte yandan geçmiş namazlar, kazaya nasıl kaldıysa öyle kılınırlar, yani seferî olarak kaldıysa seferî, mukim olarak kaldıysa mukim gibi kaza edilir (Mevsilî, el-İhtiyâr, I, 220).
Unutma ve uyuma gibi bir mazeret olmaksızın, kasıtlı olarak terk edilen namazların kazası ile ilgili herhangi bir hadis bulunmamaktadır. Fakat bu kasıtlı olarak terk edilen namazların kazasının gerekmediği anlamına gelmez. Zira, Ramazan’da kasıtlı olarak cinsel ilişkiye girerek orucunu bozan kimseye Resûl-i Ekrem’in (s.a.s.) hem keffâreti hem de o günkü orucun kazasını emretmesi (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, IV, 382), bir farz ibadetin kasıtlı olarak terk edilmesi durumunda da kazasının gerektiğine delildir. Öte yandan Hz. Peygamberin (s.a.s.) bir mazerete dayalı olarak vaktinde kılamadığı namazları kaza etmesi ve sahabeye de bu yönde emir buyurması dikkate alınacak olursa, mazeretsiz olarak terk edilen namazların kaza edilmesinin öncelikle gerekli olacağı sonucuna ulaşılır (Nevevî, el-Mecmû’, III, 68).
Din İşleri Yüksek Kurulu 12.07.2017