2. Bakara 38.Ayet Tefsiri - Hepiniz Toplu olarak inin
فَاَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ عَنْهَا فَاَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا ف۪يهِۖ وَقُلْنَا اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ وَلَكُمْ فِي الْاَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ اِلٰى ح۪ينٍ {٣٦} قُلْنَا اهْبِطُوا مِنْهَا جَم۪يعاًۚ فَاِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ مِنّ۪ي هُدًى فَمَنْ تَبِعَ هُدَايَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ {٣٨}
36. Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” dedik. (Bakara 36. Diyanet İşleri Meali)
38. Onlara şöyle dedik:“Oradan¹ hepiniz inin!² Benden size muhakkak bir rehber gelecektir.” Kim benim gönderdiğim rehbere uyarsa artık onlara ne korku vardır ne de üzüleceklerdir. (38. Kur'an Yolu - Diyanet İşleri)
¹ Yani Âdem ve eşinin yaratıldığı cennetten veya içerisinde bulundukları makamdan.
² Yani; “Ey Âdem ile eşi ve ey iblis! İnsanlar ve şeytanlar olarak.” Bk.(A’raf: 24, Tâ Hâ: 123)
"ihbitû اهْبِطُواْ" emri çoğuldur. Arapçada çoğul, en az üç ve daha fazlası için kullanılır.
“İhbitu”, sözcüğü “inin” anlamına gelir. Ancak bu inme, yüksek bir yerden alçak bir yere inmek anlamında değil, iyi bir konumdan, kötü bir konuma inmektir. Değerde azalmayı ifade etmektedir. Ayette, “köyden şehre inmek” deyimindeki “inme” anlamındaki inmeden, yani “yer değişikliğinden” söz edilmektedir. Dolayısıyla “Cennet\ten dünyaya inmek” şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. “İhbitu" sözcüğü aynı manada bu surenin 61. ayetinde “Mısır\a inin.” şeklinde yer almaktadır.
Bakara 38.Ayete göre Âdem o zaman Nebî değildi. Allah daha sonra onu, ailesi içinden seçip Nebî yapınca (Al-i İmran 3/33) kendisine bir rehber vermişti. Hudâ =هُدًى kelimesi, bu surenin ikinci âyetinde de geçtiği gibi doğru yolu gösteren vahiylerdir. Yani Âdem'e verilecek kitaptır.
قَالَ اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ وَلَكُمْ فِي الْاَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ اِلٰى ح۪ينٍ {٢٤} قَالَ ف۪يهَا تَحْيَوْنَ وَف۪يهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ۟ {٢٥}
24. Allah, dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.”
25. Allah, dedi ki: “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız.”(Araf 24. Diyanet İşleri Meali)
Ta-Ha 120-124 Diyanet Vakfı Meali:
120. Derken şeytan onun aklını karıştırıp «Ey Âdem! dedi, sana ebedîlik ağacını ve sonu gelmez bir saltanatı göstereyim mi?»
Aciklama: Şeytan, meyvesi yasaklanmış ağacı göstererek: «Rabbiniz, iki melek haline gelmeyesiniz, yahut burada ebedî kalıcılardan olmayasınız diye -yalnız bunun için- size tüm ağacı yasakladı» diyerek onları kandırdı. Bak. A’râf 7/20.
121. Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. (Bu suretle) Âdem Rabbine âsi olup yolunu şaşırdı.
122. Sonra Rabbi onu seçkin kıldı; tevbesini kabul etti ve doğru yola yöneltti.
123. Dedi ki: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan (اهْبِطُوا) inin! Artık benden size hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz.
124. Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.
İhsan Aktaş Meal ve Tefsiri
Şeytan ile ilgili kelime Bakara 34. ayette İblis diye geçiyor, 36. ayette ise Şeytan geçiyor. İblis Şeytan mı olmuş, yoksa Şeytan İblis mi olmuş?
Cevap: İblis özel bir isim olmayıp başkaldıran ve itaatsizlik yapanın sıfatıdır, şeytan ise bu kişinin daha ileri giderek azgınlaşan, başkalarını da kandıran ve saptıran aynı kişinin vasfı oluyor. Yani iblis ve şeytan birdir, aynı kişidir, bu iki sıfat onun özel ismi değildir.
Fakat şeytan ziyadesiyle kötülükleri olan ve azgınlaşan varlık demektir.
Bu nedenle melekler arasında bulunan bu yaratık itaatsizlik yapmakla önce iblis sıfatını almış, sonra ziyadesiyle azgınlaşıp Âdem’i de doğru yoldan çıkarmaya ve onu saptırmaya çalışınca bu defa şeytan sıfatını da almış oldu. Yani böylece iblislikten şeytanlığa adım atmıştır. Bu yüzden her iki sıfat da (yani iblis ve şeytan) aynı kişiye aittir ve onun özel ismi değildir.
Her ne kadar bazı rivayetlerde onun ismi Azazil idi deniliyorsa da Kur’an da böyle bir isim geçmediği için kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Ayrıca melekler, yaratılış itibarıyla isyan edemezler, ama bu yaratık (iblis -şeytan) isyan edebilmiştir. Bu nedenle melek olamaz. Zaten başka bir ayette (فكان من الجن)’’ O cinlerdendi’’ deniliyor. Bu yüzden o da bir melek idi demek yanlış olur. Ayrıca İblis’in melekler arasında bulunması da onu melek yapamaz!
Özetle, İblis, daha ileri giderek şeytan vasfını/unvanını almış oldu, yani "şeytan" iblisin yeni vasfı/ unvanı olmuştur. Çünkü şeytanlık vasfı iblislikten daha kötü bir vasıftır...
36. Ayette geçen (اهْبِطُوا) ‘’ihbıtu’’ yukarıdan, yüksekten inin anlamında değil, çünkü yukarıdan veya yüksekten inmek için (انزال) ‘’inzal’’ifadesi kullanılır.
Mesela: Kur’anda, yağmurun meleklerin vs. inişleri hep (انزلنا)‘’enzalna’’ gibi ifadelerle geçer. (Hûd 48. Ayet buna bir örnektir).
Bakara-61. ayette (اهبطوا مصرا)’’ihbıtu mısran’’ şeklindeki (اهبطو) ’’ihbıtu’’yukarıdan inmek anlamında olmadığı gibi, 36. Ayetteki (اهبطو)’’ ihbıtu’’ da, yukarıdan inmek değildir.
Mesela: ‘’Futbolcular sahaya indi’’dendiğinde onlar yukarıdan mı iniyorlar? İşte bu ayet de öyledir. Yani Âdem’in cenneti dünya üzerinde idi (bağ, bahçe ve yeşilliklerle donatılmış bir mekân idi.)
Ayrıca meallere göre ‘’sanki yüce Allah onları birbirlerine DÜŞMAN yapmıştır. Çünkü mevcut mealler “Birbirinize düşmanlar olarak buradan inin’’şeklindedir. Haşa Allah böyle bir şey yapar mı?
Oysa (بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۚ) ’’Ba’duküm li ba’dın aduvvün’’anlamı; ‘’bir kısmınız diğer bir kısmınıza, yani siz‘’birbirinize düşmansınız!’’şeklindedir. Bu nedenle onları birbirine düşman yapan haşa yüce Allah değil. Bilakis Kendileri birbirlerine düşman olmuşlardır.