KIRTAS OLAYI
Kırtas Hadisesi Peygamberimizin vefatından yaklaşık 4 gün önce (perşembe günü) vuku bulduğuna inanılır.
Buhari, İbn Abbas’tan şöyle nakletmektedir:
لمَّا اشْتَدَّ بِالنَّبيِّ وَجَعُه، قالَ: ائْتُونِي بِكتابٍ أَكتُبْ لَكُم كِتاباً لا تَضِلُّوا بَعدَه، قالَ عُمرُ: إنَّ النَّبيَّ[ص] غَلَبَه الْوَجَعُ وَ عِندَنا كِتابُ اللهِ حَسبُنا، فَاخْتَلَفُوا وَ كَثُرَ اللَّغَطُ. قالَ: قُومُوا عَنّي وَلا يَنبغِي عِندي التَّنازُعُ. فَخرجَ ابنُ عَبّاسٍ يَقولُ: إنَّ الرَّزيَّةَ كُلَّ الرَّزيَّةِ ما حالَ بَينَ رَسولِ الله[ص] وَ بَينَ كِتابِه
Peygamberin hastalığı ağırlaştığında, şöyle buyurdu: “Bana bir kağıt verin size bir vasiyet "YAZAYIM" ki benden sonra yoldan çıkıp sapmayasınız.” Ömer dedi ki: “Peygamberin ağrıları ona galebe çalmıştır ve bizim yanımızda Allah’ın kitabı var, o bize yeter.” Peygamberin yanındakiler arasında ihtilaf çıkıp gürültü ve bağrışmalar kopunca, Peygamber şöyle buyurdu: “Kalkın yanımdan, benim yanımda çekişip niza etmeniz yakışık almaz.” İbn Abbas, şöyle dedi: “En büyük musibet, peygamberin yazmak istediği vasiyetinin yazılmasına izin vermedikleri musibettir.”
(Sahihi Buhari h. 114).
Hadisin Bir başka versiyonlarında "Peygamber ne dediğini bilmeyecek halde, bu yüzden sayıklıyor" diye yazmasına engel olunduğu yazılıdır.
Buhari, bu hadisi birkaç yerde daha zikretmiştir. Bu Kaynak dışında 3053, 3168, 4431, 4432, 5669, 7366 numaralarda da geçmektedir.
Ehlisünnet in kütübü sitte (Buhari, Müslim, Ahmed b. Hanbel) sünen kitapları ve tarih alanında yazılmış kitapların tamamında olay nakledilir.
Şialar açısından, Hz. Resulullah’ın vasiyet yazdırmadaki amacı, kendisinden sonra Hz. İmam Ali’nin imamet ve hilafet ine tekitte bulunmak ve vurgulamak içindir.
Oysaki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kağıt kalemi Perşembe günü istedi. Kağıt kalem gelmeyince bir şey demedi. Eğer mutlaka demesi gereken bir şey olsaydı vefatına kadar geçen dört gün içinde mutlaka söylerdi. Buna ne Hazreti Ömer mani olabilirdi ne de Hazreti Ebûbekir (r.a). Çünkü Kur'an iki omuzu üzerinde duruyor Ona şöyle diyor: “Ey Nebi! Sen sana, peyderpey, ceste ceste indirilen şeyi tebliğ et, eğer nübüvvet vazifesini tebliğ etmezsen risalet vazifesini yapmamış olursun.” Maide 67. Bu emri alan Efendimiz’in, söylemesi gereken bir şeyi söylememesi mümkün müdür? Hâlbuki Cuma, Cumartesi, Pazar günleri içinde kendinde olduğu çok saatler oldu. Fakat, ağzını açıp bu mevzuda bir şey söylemedi. Mektup kâğıt kalem getirin size bir şey yazayım diyebilirdi, demedi.
Şiîlerde Kırtas olayı inancı :
Şii müelliflerden el-Hacui, kırtas hadisesinden dolayı Ömer'in yaptığını içtihad olarak görenlere karşı "Resulullah'ın sözünü reddetmek ve hilafına amel etmenin tam bir küfür olduğunu bilmiyorlar mı? demekte ve bu olaydan dolayı Ömer'i, "lain oğlu lain" diyerek lanetlemektedir.
(Hacui - mize, 413)
Şii kaynaklarına göre Ömer, Ebubekir ile daha önce yapmış oldukları gizli anlaşmadan dolayı onu halife olarak tayin etmiştir.
Sakife toplantısında Ömer'in, Ebubekir'e biata razı olmasının sebebi ise ancak, Ali'nin biatına engel olmasından dolayıdır.
Şayet serbest bırakılsaydı kendi nefsini tercih eder ve orada kendini halife seçtirirdi.
(Şerif el Murtaza eş -Şafi fil imame 4, 126)
Mustafavi'ye göre Ömer, Sakifede Ebu Bekir'in halife seçilmesini sağlamış, onun bu zorlaması meyve vermiş, yaptığının karşılığını almıştır.
Ebubekir de Resulullah'ın bir emri olmaksızın yaptığı hizmet ve arkadaşlık hakkını yerine getirmek için onu halife olarak yerine bırakmıştır.
Osman ise Ömer'in Ebubekir tarafından vasiyet edilmesi konusunda tam sevgisini açığa vurmuş, onun halife olmasını desteklemiş, Ömer'in hizmetinde mümkün mertebe var gücüyle çalışmıştır.
Ömer'de Osmanı mukafatlandırmış ve çok çirkin bir şekilde onu halife tayin etmiştir.
Şii âlimlere göre bütün bunlar, ilk üç halifenin kendi aralarında Ehli Beyt'e karşı anlaştıklarını, komplo kurduklarını, ihtilal yaptıklarını, İslam'da ilk darbeyi gerçekleştirdiklerini ortaya koymakta, böylece Ali'yi makam ve haklarından menettiklerini göstermektedir.
Aynı şekilde Ebubekirin, Allah Resulünden sonra zekat vermeyenlere veya dinden dönenlere karşı savaş açması külliyen yalandır.
Şii âlimlerine göre, Ebubekir'in savaş açtığı kabileler Ali'nin hilafetini arzulayan ve hakkının gaspına karşı gelenlerdir. (Mustafavi- 217)
Çok sert ve kaba biri olarak gösterdikleri Ömer'i halife tayin etmesinden dolayı Ebubekir Şii müellifler tarafından kıyasıya eleştirilmektedir.
(Mustafavi- 215)
Sonuç olarak:
Temel inanç sistemini imamet nazariyesi üzerine inşa eden imamiye Şia'sına göre Hz Ali kesin bir biçimde nas (âyetle) imam tayin edilmiştir.
Diğer üç halife onun bu hakkını batıl yollarla, inkılap ve zorbalıkla gasp etmişlerdir.
Bundan dolayı ilk üç halife gasıp ve yalancıdırlar.
Her üç halife de Allah Resulü'nün ortaya çıkışından önce kafir ve risaletten sonra zalim olduklarını gösteren kimseler olduklarından, onlara halife denilse bile imam denilemez.
Çünkü zalim olduklarından, "Allah'ın imamet ahdi onlara erişmez"
( Bakara- 124)
Şii müellifler Ali ile ilk üç halifeyi mukayese ederken, zaman zaman çok aşırı ithamlarda bulunarak ilk üç halifenin şahsiyetlerine yakışmayacak suçlamalar, hatta iftiralarda bulunmuşlardır.
Bazı rivayetlerde çok daha aşırıya gidilerek, "Ali beşerin en hayırlısıdır" demeyenin kafir olduğuna hükmedilmiştir.
Şia'nın 'ın bir kısmı da bu konuda daha da aşırıya giderek hululiyet inancına saplanmıştır.
Esasen Şia'nın Ali ve Ehli Beyt'e aşırı sevgi beslenmelerinin altında eski İran'ın Hululiyet inancı yatmaktadır.
Özellikle 12 imam inanç ve anlayışını Hulul inancından bağımsız olarak düşünmek olanaksızdır.
TDV islam ansiklopedisi Ömer maddesinde Kırtas Hadisesi şöyle anlatılmaktadır :
Hz. Peygamber, hastalığının şiddetlendiği bir sırada kâğıt ve kalem getirilip söyleyeceklerinin kaydedilmesini istemişti. Hz. Ömer’in de aralarında bulunduğu bazı sahâbîler buna gerek olmadığını, Resûlullah’ın rahatsızlığının şiddetlenmesi yüzünden böyle bir talepte bulunduğunu, Allah’ın kitabı ve Hz. Peygamber’in sünnetinin yeterli olduğunu söylemiş, bazıları ise aksi kanaat belirtmiş, bunun üzerine Resûl-i Ekrem, yanında tartışmamalarını söyleyerek kendisini yalnız bırakmalarını bildirmiştir. Tarihe “Vasiyetnâme” veya “Kırtâs Vak‘ası” diye geçen bu olay (Tecrid Tercemesi, I, 108-111; XI, 412-417) bilhassa Şiîler tarafından Hz. Ömer aleyhine kullanılmıştır (Fığlalı, s. 18-22).