ADET GÖRMEYEN KADINLAR
TALAK 4. Ayette ADET GÖRMEYEN (AMENORELİ) KADINLAR KİM?
.
Bu kadınların kim olduğunu anlamak için –Âdem ile Havva’dan beri bilinen- şu bilgileri dikkate almak yeterlidir, yani bunun için doktor olmaya gerek yoktur;
.
1-BİLGİ 1: Kadınlar, ergenlik çağından itibaren adet görürler. Ancak ergenliğe girdikten sonra adet görmeyen kadınlar da olur;
.
PRİMER AMENORE (hiç adet görmeme): Genç bir kızın 18 yaşına geldiği halde adet görmemesi primer amenore olarak adlandırılır. Nedeni genellikle genetik ya da hormonaldir. Bu tür kişilerin bir kısmında koku alma duyusu da yoktur. Bu durum da Kallman Sendromu olarak adlandırılır. Sekonder seks karakterleri normal olan 16 yaşındaki kızlarda ise %1-5’tir(1).
.
SEKONDER AMENORE: Âdetin 3 ay veya daha fazla bir süre ara vermesidir. Bu oran primer amenoreden daha yüksektir. Mesela Suudi Arabistan’da tespit edilen 18-25 yaş arası kadınlardaki amenore oranı %9,2’dir(2).
• Rokitansky Sendromu: Anne karnında gelişen dişi ceninin rahmi hiç gelişmeyebilir; bu durumda yumurtalıklar ve hormonlar normal olsa da adet görememe meydana gelir. Bu sendroma Rokitansky Sendromu denir. Kadın ancak taşıyıcı anne ya da rahim nakli ile çocuk sahibi olabilir.
.
Demek ki hamilelik ve menapoz haricindeki kadınların yaklaşık %10’u adet görmüyor. Ve bunu, bu sorunu yaşayan kadınlar sayesinde Âdem ile Havva’dan beri her toplum da biliyor.
.
2-BİLGİ 2: İddet, kendisi ile cinsel ilişki kurulduktan sonra dul kalan bir kadının başka bir erkekle evlenebilmesi için beklemesi gereken süredir(2/221;65/4). Kur’ana göre zifafa girilmeden boşanan bir kadın iddet beklemez. Nitekim ilgili ayet şöyledir;
.
‘’Ey Mümin erkekler! Mümin hanımlarla evlenip zifafa girmeden önce onları boşadığınız takdirde, onların iddet beklemelerini isteme hakkınız yoktur…’’(33/Ahzâb 49, Mustafa Öztürk meali)
.
3-BİLGİ 3: Kur’an, evlilik için ergenlik+rüşd şartını koşar. Şöyle ki;
.
‘’Ve yetimleri nikâh çağına ermelerine kadar gözedib deneyin, o vakit kendilerinden bir rüşd hissettiniz mi hemen mallarını kendilerine teslim edin’’(Nisa, 4/6, Elmalılı HY)
.
Görüldüğü üzere Kur’an hem nikâh çağından bahsediyor [iżâ belaġû-nnikâha] hem de –yetimler bağlamında- malların teslim edilebilmesi için rüşd/olgunluk şartını arıyor. Nikâh için mehir vermek şart olduğuna göre(4/25:5/5) demek ki sadece ergenlik bile yetmiyor, olgunluk da gerekiyor. Ama daha da önemlisi Kur’anın nikâh çağından bahsetmiş olmasıdır. Demek ki Kur’ana göre nikâhın bir çağı/dönemi var.
.
Şimdi Talak 4’e bu bilgiler ışığında bakalım;
‘’Hayızdan kesilmiş olan kadınlarınız - şübhelendinizse - onların ıddeti de üç aydır, hayız görmiyenler de öyle, yüklülerin ise ecelleri hamillerini vaz'ı etmeleridir ve her kim Allaha korunursa Allah onun işine bir kolaylık verir.’’(Talak 65/4, Elmalılı HY meali)
.
Buradaki hayız görmeyen kadınların amenoreli kadınlar olduğu (yani ergenliğe girdiği halde hiç adeti başlamayan veya adet gördüğü halde ara veren kadınlar olduğu) şu hususlardan anlaşılabilir;
.
1-Ayette ‘’ini-rtebtum’’ ifadesi ile ‘’eğer şüphede’’ iseniz denmektedir. Demek ki adetin olmaması gibi şüphede bırakan bir durum var. İşte bu durumdaki kadınların iddeti de tıpkı adetten kesilen(menapoza giren) kadınlar gibi 3 aydır deniyor.
.
2-Ayetin konusu iddet olduğuna ve iddeti de kendisi ile cinsel ilişki kurulduktan sonra boşanan kadın beklediğine ve evlilik için de nikah çağı (ergenlik+rüşd) şart olduğuna göre, bu ayetteki adet görmeyen kadınlar ancak ve ancak nikah çağına (ergenlik+rüşde) erişen, evlenen, zifafa giren ve adet görmeyen (amenoreli) kadınlar olabilir. Ergenliğe girmemiş kızlar olamaz (ayetteki ifadenin kızlarınız şeklinde değil de ‘’min nisâ-ikum/kadınlarınız’’ şeklinde olduğuna da dikkat).(3)
.
Peki tarihselci teze sahip olanlar bu ayete nasıl meal vermişler, şimdi de ona bakalım;
.
‘’Âdetten kesilmiş kadınlarınızın iddet süreleri konusunda şüphe ediyorsanız bilin ki onların iddet süreleri üç aydır. [Yaşlarının küçüklüğünden dolayı] hiç adet görmemiş kadınların iddet süresi de aynıdır. Hamile kadınların iddet süreleri ise doğum yaptıklarında sonar erer. Kim Allah’ın emirlerine itaatsizlikten sakınırsa Allah da ona işinde kolaylık ihsan eder.’’(65/Talâk 4, Mustafa Öztürk meali)
.
Öztürk, bu mealinin altına da şu açıklamayı eklemiş;
.
‘’Bu ayetteki vellâî lem yahidne ifadesi, çocuk yaşta evlenip dul kalmış fakat hâlen âdet görmemiş kız çocuklarının yeniden evlilik yapabilmesi için ne kadar bir süre iddet beklemesi gerektiği meselesiyle ilgilidir(Bkz.Taberî, İbn Atiyye).’’(Mustafa Öztürk, Talâk 4 açıklaması)
.
Allah aşkına sırf ‘’Kur’an henüz ergenliğe girmemiş küçük kızlarla evliliği ve onunla cinsel ilişkiyi onaylıyor, çünkü o indiği toplumun örfünü onaylayan tarihsel bir hitaptır’’ diyebilmek için reva mıdır Kur’ana yapılan bu zûlüm?
.
Dikkat! Burada, ergenliğe girmiş ama günümüz şartlarında küçük kabul edilen mesela 14-15 yaşındaki kızların evliliğinden bahsetmiyoruz. Bunun 14 asır önceki Araplarda da bizde de var olduğunu biz de biliyoruz. Ama burada söylenenler bu değil ki; henüz ergenliğe girmemiş, mesela 7-8 yaşındaki bir kız çocuğu nikâhlanıyor, kendisi ile zifafa giriliyor, belli bir süre sonra –mesela 9 yaşında- boşanıyor ve hala adeti başlamamış olduğu için iddet bekliyor! Ayetin konusu bu imiş!
.
Kız çocuğu ile müjdelenince yüzünü ekşiten Araplara ‘‘ne kadar da iğrenç düşünüyorsunuz’’ diyen bir Kur’an(16/58,59), bundan çok daha vahim/iğrenç olan, insan haysiyet ve onuruna/fıtratına yakışmayan ve hatta o kızları ölüme sürükleyen böyle bir şeyi gayet nötr bir tavırla ve hatta onu meşrulaştırarak bize naklediyor, öyle mi? Fesubhanallah! Fesubhanallah!
.
Kadınların yaklaşık %10’u adet görmediği halde neden adet görmeyen kadınlar ifadesini görünce ilk aklınıza gelen ergenliğe girmemiş küçük kızlar oluyor ki? Neden?
.
Ergenlik dönemine girmeyen bir kız çocuğunun genital yapısı cinsel ilişki için uygun anatomi ve fizyolojide değildir. Hormonal gelişimlerini tamamlamadıkları için elbette ki psikolojik olarak da buna hazır değillerdir. Böyle bir kız çocuğu ile cinsel ilişki kurmak onu biyolojik ve psikolojik olarak travmatize eder. Ciddi genital laserasyonlar/yırtılmalar, kanamalar ve enfeksiyonlar oluşur. Bu kızların 14 asır önceki şartlar nedeniyle yaşaması mümkün değildir. Ölümleri neredeyse kaçınılmazdır, ölmeseler de sürünürler. Bunun örfle, gelenekle vs ilgisi yok. Bu biyoloji ve fıtrata aykırı olan bir şey...
Kaynaklar:
1-Oral E, Aydoğan B. Primer amenore. Türk Ped Arş 2011; 46 Özel Sayı,92-96
2-Prevalence of menstrual problems and their association with psychological stress in young female students studying health sciences. Saudi Med J. 2018 Jan;39(1):67-73
3-Orum F, Bayraktar Z. Eṭ-Ṭalāḳ Suresinin 4. Ayetindeki ve’l-lā ī lem yaḥiḍne İfadesinin Anlam ve Yorumu Üzerine. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 55:1 (2014), s.35-69
Zeki Bayraktar
Geleneksel fıkıhta Talak 4. ayet kapsamında buluğa ermemiş çocuklarinda evlenmesine cevaz verilmiş..
Birde Erken dönemlerden günümüze dek başta fıkıh kitapları olmak üzere konuyla doğrudan ya da dolaylı ilgili nerdeyse tüm eserlerde küçüklerin evlendirilebileceğine hükmedilmiştir.
Furû-ı fıkıh eserlerinde özellikle nikâh ve talâk bölümleri ve bu bölümlerin ilgili meselelerinde küçüklerin velileri tarafından evlendirilebileceğine hükmedilmektedir.Bu eserlere göre evlilik akdini yapanların âkil bâliğ olmaları ise de evlilik akdinin yapılabilmesi ve sıhhati için evlenen kişilerin âkıl baliğ olmaları şart değildir.
Küçüklerin yerine bu görevi veliler yapmaktadır. Mezhebler arasında bir takım farklılıklar olsa da genel de baba, dede, vasî, hakim ya da asabelerden birinin velâyet sebebiyle küçükleri evlendirebileceği kabul edilmektedir.
Hanefîlere göre şayet velâyet icbârî ise, yani küçükler baba veya dedeleri tarafından evlendirilmişse bu durumda tarafların büluğdan sonra muhayyerlik hakları (bülûğ muhayyerliği) da bulunmamaktadır.Yine bu kitapların talâk bölümlerinin iddet konuları içerisinde küçüklerin iddetlerinin üç ay olduğu hükme bağlanmaktadır. Bu, evlendirilen küçüklerin boşamaya da konu olabilecekleri anlamına gelmektedir. Şimdi bu kitaplarda zikredilen delillere kısaca göz atalım: Bazı fakihler Talâk suresinin
“Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır.” mealindeki 4. âyetinde, küçüklerin iddetinin düzenlendiği görüşündedir.( serahsi mebsut)
Bu görüşte olanlara göre âyette geçen “lem yahıdne = لم يحضن ” ifadesi ile henüz hayız görmemiş olanlar yani çocuklar kastedilmekte, âyet küçüklerin iddetini düzenlemekte, şer’an iddetin sebebi nikah olduğu için de küçükler evlendirilebilmektedir
Kaynaklar :
Şeybânî, el-Câmi’u’s-sağîr ( en-Nâfiu’l-kebîr isimli şerhle birlikte), Âlemü’l-kütüb, Beyrut, 1986, s. 170 vd.; 171; Kitâbü’l-asl el-ma’rûf bi’l-Mebsût, Âlemü’l-kütüb, Beyrut, 1990, I, 409-410, II, 395; el-Câmi’u’l-kebîr, Dâru’l-kütübi’l-ılmiyye, Beyrût, 2000, s. 101, 102; Mergînânî, el-Hidâye, Beyrut, 1995, I, 186, 191, 193, 194, 195, 197, 222, 224, 258, 264, 274, 276, 286, 292, 293, 294; Mevsılî, el-İhtiyâr, İstanbul, 1984, III, 94, 95, 155, 158, 172, IV, 12; Meydânî, el-Lübâb, İstanbul, t.y., III, 10, 14, 18, III, 80, 83, Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, Mısır, 1958, III, 168 vd.; Derdîr, eş-Şerhu’s-sağîr, Kahire, II, 396 vd