12. Yusuf 6 - RÜYA
Rüya, henüz çözülmüş bir mesele değildir. Freud “Rüyaların Yorumu” diye iki ciltlik bir eser yazmıştır (MS 1900).
Günümüzde rüyaları yormaktan vazgeçildi, klinik psikoloji gelişti. Artık beyindeki nöronlar arasındaki akımlar vb. ölçülüyor.
HZ. YUSUF’UN RÜYASI
Yusuf Nebinin rüyasının anlatıldığı Yusuf suresinde, zımnen ilk muhatap olan hz.Muhammed’e mesaj veriyor Rabbimiz: “Ey Mekke’nin Yusuf’u! Olana bakma, onun altında yatan hakikate bak.”
Ayette geçen “Te'vil (yorum)”, bir şeyi hakikatine döndürmektir. “Te'vil il ehadis”, “olayların özünü kavramak için onları ilişki ve sebeplerine döndürmek” demektir. Rüyalar, “hakiki” değil “temsili” bir manaya sahip olduğu için “tasdik” edilmezler, “tabir ve tevil” edilirler. Bu ayette Hz. Yakub oğlu Yusuf’un gördüğü rüyayı tabir ve tevil ederek (yorumlayarak) ulaştığı sonuçları aktarıyor (Yusuf 12:6).
Zindandaki Yusuf’un, Kralın rüyasını yorarak (Yusuf 12:47) Mısır Sarayına hazineden sorumlu vezir olarak atanması, o zaman Mısır’a hükmeden Hiksos hanedanlığıyla Yusuf arasında sanki bir hanedan-kabile yakınlığını gösteriyor. Hiksos yöneticilerine Kur’an “Firavun” demez, “Melik” der. Kaldı ki, Yusuf bir peygamberdir ve bir peygamberle Rablik iddiasındaki Firavunun uyum içinde çalışması düşünülemez.
Mısır’ın yerlisi olmayıp işgalci bir hanedan olan Hiksoslar, MÖ 1680-1580 arasında yaklaşık 100 yıl idarede kalırlar. Hiksosların Orta Asya kökenli, Allah’a inançları olan ve Oğuz soyundan geldiği söylenir. Bu hanedan sonra ülkeden kovulur.
Yusuf iyi bir gözlemciydi. İklim olaylarını çok iyi öğrenmişti. Nil’in taşması, göç hareketleri vb. olaylarla metafiziğin ilişkisini kavradı.
Babası Yakub Nebi’nin, on dört yıl boyunca öğrendiklerini Yusuf’a öğrettiği ifade edilmektedir. Rivayete göre Yusuf on yedi yaşına kadar okula (Bet Ha-Midraş) devam etmiş ve dinî konularda kardeşlerine yardım edecek kadar bilgi edinmiştir. Bundan dolayı babası Yusuf için liderliğe, ya da asalete işaret eden bir giysi olan uzun ve renkli bir pelerin yapmıştı.
Cezaevinde Kralın rüyasının yorumunda da bu bilgisini kullandı. Yorum yapmada yaşı, aile yapısı, aldığı eğitim ve yetiştiği çok üst düzey ortam etkili olmuştu.
Elbette ki bütün bunların oluşumunda Rabbimizin yardımı ve desteği vardı: “Ve lekad Kerremna beni Âdem (İsra 17:70)” Ona da kat kat ikram edilmişti.
Rüya yorumu sayesinde cezaevinden çıktı.
Ayrıca, Yusuf bir peygamberdi. Peygamberler çok üst düzey insanlardır. Bütün peygamberlerin ortak özelliklerinden biri de akıllı ve uyanık olmalarıdır. Onun için insan, bitki ve hayvan topluluklarının yorumlamasını çok iyi biliyorlardı.
İBRAHİM’İN RÜYASI
Kur’an’daki İbrahim’in oğlu İsmail'i kurban etme konusu, rüya ile amel edilmemesinin izahıdır. Rabbimiz diyor ki, “Ey İbrahim! Sen rüyanı tahkik ettin (gerçekleştirdin), hâlbuki tabir etmen gerekirdi (gerçekleştirme). Bu zamana kadar gelenek olarak uygulanan çocuk kurban etme âdetine son ver. İnsan kurban edilmez. “
Yusuf’un rüya yorumu ile Süleyman’ın karınca ve kuşlarla konuşması, dini ve mucizevi bir olay değil, tabiata dönük bir olaydır.
İSRA BİR RÜYADIR
Sevgili Nebi’mizin gece yürüyüşü (İsra) Kur’an’la sabit rüyadır: “Sana onun rüyasını göstermiştik (İsra 17:60)”. Daha sonra İsra’nın yanına bir de miraç uydurdular. Hâlbuki İsra Sevgili Nebimizin gördüğü bir rüyaydı.
PEYGAMBERLERİN RÜYALARI
Soru: “Peygamberlerin gördükleri rüyalar, gelecekten (Gayb) haber verme midir?
Peygamberin rüya veya her hangi bir vesileyle gelecekten bahsettikleri doğrudur. Ancak bunlar Gaybden haber vermek değildir. Peygamberlerin rüyaları birer temenni ve hedef göstermedir…
Gerçekleşmesini istediği büyük ülküleri, gelecek tasavvurları ve yarınlara dair umutlarıdır…
Tabiri caizse her biri insanlığın geleceğine dair büyük hayallerdir, ülküleridir.
Mekke’de Sevgili Nebimiz de işte böyle “gelecekten” bahsetmeye başlayınca alayla karşılandı.
Mekke’nin tefeci bezirgânları Peygamberimize de büyücü, cinlenmiş, mecnun diyorlardı.
“Dahası bütün önceki peygamberler de büyücü olmakla itham edilmişlerdi (Zariyat 51:52).”
Bütün peygamberler umutsuz insanlara umut, çaresizlere çare, ezilenlere gelecek vadeden “büyülü sözler” söyledikleri için itham edildiler. Tabi ki büyük rüyalar gördükleri, statükoları aşarak yeni bir dünya hayal edebildikleri ve bu muhayyile içinde dünyayı yeniden kurmak istedikleri için…
Gerçek anlamda “devrimcilik” de budur zaten.
Yusuf’un rüyası da bununla ilgiliydi. O dönemde dünyaya egemen olan bir süper gücün hazinelerinin yoksullara ve ezilenlere dağıtılması rüyasıydı.
Allah Resulü de zaman zaman “Kisra’nın ve Kayzer’in hazineleri sizin olacak” demişti…
Rüyalar bilinçdışının bir tezahürüdür. Bilinç onları dosyalıyor ve orada yeniden yaşıyoruz.
Hayal uyanıkken görülen rüya, rüya uyurken görülen hayaldir.
VE RABBİMİZ HÜKMÜNÜ VERİR:
“Allah, elçisinin ve onun rüyasına/hayaline adanmışların rüyasını/hayalini bir amaç uğruna doğru çıkarır. Bundan hiç şüpheniz olmasın (Fetih 48:27).”
Sonuç: Allah aklını kullan diyor, rüyayı kullan demiyor.
Bize aklımızı kullanmayı lütfeden Allah'ım. Seni sınırsızca övüyor ve çok seviyoruz.
Ankara, 14 Kasım 2022
Prof. Dr. Orhan Aslan