Bakara 285 - Mümin ve Müslim kavramları
Mümin kelimesi, Kurân-ı Kerim’de yaklaşık 220 defa, müslim kelimesi ise, yaklaşık 44 defa geçmektedir.
İman; inanmak, güvenmek ve kalben tasdik etmek anlamına gelir. İslam ise; teslim olmak, boyun eğmek, itaat, bağlanmak ve selamette olmak gibi anlamlara gelmektedir. (İbn Manzûr, Lisanu’l-Arab; İsfahani, Müfredat)
Mümin, Allah’a samimiyetle inanan, O'nun gönderdiği tüm elçilere ve indirdiği kitaplara, içerdiği tüm ayetlere kesin inanıp güvenen kişidir. (Bakara 2/285; Enam, 6/82-89)
Müslim; Allah’ın dinine inandım deyip teslim olan kişidir. (Bakara 2/136; Al-i İmran 3/84)
İslam geniş bir daire iken, iman bu dairenin içerisinde daha küçük bir dairedir. “Zani, mümin olarak zina etmez, hırsız, mümin olarak hırsızlık yapmaz, içki içen, mümin olarak içmez.” hadisi bu düşünceyi destekler mahiyettedir.(Buhârî, Mezalim, c.3, s.107, Hudud, c.8, s.13, 15; Müslim, İman, c.1, s.76; A. b.Hanbel, Müsned, c.2, s.317; c.6, s.139).
Buna göre kişi bu fiilleri işlediği zaman iman dairesinden çıkarak İslam dairesine geçiş yapmaktadır.” (Ahmed b.Hanbel Kitabu’s-Sünne, s. 311).
Böylece “İman özel, İslam ise daha geneldir/ أَنَّ الْإِيمَانَ أَخَصُّ مِنَ الْإِسْلَامِ”, demişlerdir. (İbn Kesir, Tefsirul Kuranil Azim; Fahreddin Razi, Mefatihul Gayb, Hucurat 14. ayetin tefsiri)
“Gevşemeyin, yılgınlık göstermeyin ve üzülmeyin. Eğer (gerçekten) inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz.” (Âlî İmrân 3:139)
فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
(Bu azap gelmeden önce) Oradaki müminleri (şehrin dışına) çıkardık.
فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ الْمُسْلِمِينَ
Zaten orada -bir ev haricinde- hiçbir Müslüman da bulamadık. (Zariyat 51/35-36)
وَقَالَ مُوسَى يَا قَوْمِ إِن كُنتُمْ آمَنتُم بِاللّهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُواْ إِن كُنتُم مُّسْلِمِينَ
Musa dedi ki: “Ey halkım! Allah’a inanmış ve ona teslim olmuş kimselerseniz yalnız ona güvenip dayanın.” (Yunus 84)
وَإِذْ أَوْحَيْتُ إِلَى الْحَوَارِيِّينَ أَنْ آمِنُواْ بِي وَبِرَسُولِي قَالُوَاْ آمَنَّا وَاشْهَدْ بِأَنَّنَا مُسْلِمُونَ
Bir gün havarilere “Bana ve resulüme inanıp güvenin!” diye vahyetmiştim. Onlar da “İnanıp güvendik, bizler Allah’a teslim olan/Müslüman kimseleriz; sen buna şahit ol!” demişlerdi. (Maide 5/111)
عَسَى رَبُّهُ إِن طَلَّقَكُنَّ أَن يُبْدِلَهُ أَزْوَاجًا خَيْرًا مِّنكُنَّ مُسْلِمَاتٍ مُّؤْمِنَاتٍ قَانِتَاتٍ تَائِبَاتٍ عَابِدَاتٍ سَائِحَاتٍ ثَيِّبَاتٍ وَأَبْكَارًا
“Eğer sizi boşarsa bakarsınız ki Allah yerinize daha iyi eşler verir. Onlar, Allah’a teslim olan, inanıp güvenen, boyun eğen, ona yönelen, ibadet eden ve gezip gerçeği gören dullardan ve bakirelerden olabilir.” (Tahrim 66/5)
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ ... (١٠)
Müminler kardeştir... (Hucurat 49:10)
إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ...
... أَعَدَّ اللَّهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا (٣٥)
Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar...... var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. (Ahzâb 33:35)
وَوَصَّىٰ بِهَآ ابراهيم بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ يَٰبَنِىَّ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰ لَكُمُ ٱلدِّينَ فَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ
İbrâhim de bunu kendi oğullarına vasiyyet etti, Ya´kub da: Oğullarım, Allâh, sizin için o dini seçti, öyleyse sadece müslümanlar olarak can veriniz. (dedi). (Bakara 2:132)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ (١٠٢)
Ey iman edenler! Allah´tan, O´na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin. (Âl-i İmrân 3:102)
قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا وَلَكِن قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ وَإِن تُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
(Bedevi) Araplar: İnandık dediler. De ki: İnanmadınız, fakat ´İslâm olduk´ deyin. Henüz iman kalblerinize girmedi. Eğer Allah´a ve Elçisine itâ´at ederseniz (Allâh), yaptığınız güzel işlerden hiçbirinin sevâbını size eksik vermez. Allâh çok bağışlayan, çok esirgeyendir. (Hucurât 49:14)
يَمُنُّونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُوا قُل لَّا تَمُنُّوا عَلَيَّ إِسْلَامَكُم بَلِ اللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَدَاكُمْ لِلْإِيمَانِ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
“Müslüman oldular diye seni minnet altında bırakıyorlar. De ki: “Müslüman oldunuz diye beni minnet altında bırakmayın. Eğer doğru söyleyen kimselerseniz imana erdirdiği için sizi asıl Allah minnet altında bırakır.” (Hucurat, 49/17)
İslamın ilk devirlerinde ve hakim olduğu dönemlerde teslim olup kalplerine iman girmeyen müslümanlar var idi, bugün ise iman ettiğini söyleyen ama islama teslim olmayan müminler var. Allah kullarından samimi bir iman istiyor.
أَحَسِبَ النَّاسُ أَنْ يُتْرَكُوا أَنْ يَقُولُوا آمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ (٢)
“İnsanlar, (sadece) “İman ettik” diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?” (Ankebut Suresi, 2)
Ey iman edenler! İman edin Allah'a, O'nun Elçisi'ne, O'nun peyderpey elçisi'ne indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği mesaja! Zira kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, rasullerini ve Ahiret Günü'nü inkar ederse, işte o derin bir sapıklığa düşmüştür. (Nisâ 4:136)
“Onların çoğu ortak koşmadan Allah'a inanmazlar.” (Yunus 106)
Resûlullah dedi ki; “Kalp bir tüye benzer, her an sağa sola oynayabilir, onu her an kontrol edin.”
اللَّهمَّ يا مقلِّبَ القلوبِ ثبِّتْ قلبي على دينِك
"Ey kalpleri çeviren Allahım! Kalbimi dininde sabit kıl".
03.10.2023 Salı
Mehmet Bülbül