24.Nur 26 - Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
الْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ وَالْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَاتِ ۖ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ ۚ أُولَٰئِكَ مُبَرَّءُونَ مِمَّا يَقُولُونَ ۖ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. Bu sonuncular, (iftiracıların) söylediklerinden çok uzaktırlar. Kendileri için bağışlanma ve güzel bir rızık vardır. (Nûr 24:26, Diyanet Vakfı)
26-) Çirkin fikir ve davranış sahibi kadınlar, çirkin ahlâklı erkekler içindir; çirkin ahlâklı erkekler de çirkin fikir ve yaşam içindeki kadınlar içindir… Temiz, iyi fikir sahibi kadınlar, temiz erkekler içindir; temiz fikir sahibi erkekler, iyi fikir sahibi, saf kadınlar içindir… İşte bunlar, (o iftiracıların) dedikleri şeylerden uzak olanlardır… Onlar için bir mağfiret ve kerîm bir yaşam gıdası vardır. (A.Hulusi)
Elhabisâtü lilhabisiyne velhabisûne lilhabisât tıpkı iyi kadınlar iyi erkeklerin, iyi erkekler de iyi kadınların dengi olduğu gibi. Ya da diğer anlamıyla iyi söz ve davranışlar iyi adamların, iyi adamlar da iyi söz ve davranışların layığı olduğu gibi.
ülaike müberreune mimma yekulun işte onlar bu dünyada iftiracıların dillerine doladıkları şeyden tamamen uzaktırlar, masumdurlar.
İşte bu ayet Hz. Aişe’yi aklayan ayetti. Bu ayet ininceye kadar 40 gün geçmişti. Allah tarafından aklanmak ne müthiş bir şey. Tarihin 2. Yusuf’u olmuştu Hz. Aişe.
Hz. Aişe diyor ki; “Benim gibi biri için ayet nazil olmaz zannediyordum. Benim için mi Allah vahiy indirecek diye düşünüyordum. Olsa olsa Resulallah’a ilhamen ya da bir işaret gösterilir diyordum. Bunu bekliyordum ama, benim için vahiy iner beklemiyordum.”
«Ben iki gece bir gün hep ağladım, gözüme hiç uyku girmedi. Bu ağlamanın ciğerimi parçalayacağını zannediyordum. Ben ağlarken anam ve babam da yanımdan ayrılmıyordu. Evimize Ensârdan bir kadın geldi, müsaade alarak yanıma girdi, başucumda oturdu. Ben ağlarken o da benimle beraber ağlamaya başladı. Tam o sırada Allah Resulü yanımıza girdi, selâm verip oturdu. Bu dedikoduların çıktığı günden beri hiç yanımda oturmamıştı, bir aydır da bu mevzuda kendisini aydınlatacak bir vahiy gelmemişti. Allahü Teâlâ’ya hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu:
“Ya Aişe, hakkında bana hep hayırlı olduğun bahsedildi. Şayet bu işte bir vebalin yoksa Yüce Allah senin paklığını bana bildirir, eğer senden bir günah, hata sâdır olduysa tevbe ve istiğfar et. Kul günahkâr olup o günahını ikrar ederek tevbe ederse Allah onun tevbesini kabul eder.»
Allah Resûlü’nün bu sözlerinden sonra ağlamam kesildi, gözümden bir damla bile yaş gelmedi. Babama, «Ben Resûlüllah’a ne cevap vereceğimi bilemiyorum, sen ona cevap ver» dedim. Babam da «vallahi Resûlüllah’a ben de ne diyeceğimi bilmiyorum» dedi. Genç olduğum için o sıra henüz Kur’an’dan yeteri kadar bilgi öğrenememiştim. Sonra Resûlüllah’a «ben size yapmadığım şeyi yaptım desem, Allah yapmadığımı biliyor. O, bildiğine göre yalan söylemiş olurum. Vallahi benimle sizin benzeriniz Yusuf’un babası Yakub gibidir. Bana düşen Yakub’un dediği gibi «artık bana güzelce sabır gerekir, anlattıklarınıza ancak Allah’tan yardım istenir.»
Böyle konuşup döşeğime yattım. Allah-ü Telâ’nın beni temize çıkaracağını umuyordum. Fakat hakkımda bir âyetin nazil olacağım hiç tahmin etmiyordum, yalnız Resulallah’ın rüyasında benim suçsuz olduğumun bildirileceğini tahmin ediyordum. Vallahi Peygamber yerinden kalkmadan kendisinde vahiy alâmeti belli oldu. Şakakları terledi, ellerinin üstünden bile terler çıkıyordu.
Vahyin gelmesi tamamlandıktan sonra tebessüm ederek «Ya Âişe, müjdeler olsun, vallahi Allah-ü Teâlâ seni bu dedikodudan temize çıkardı.» dedi.
Bunun üzerine anam «Âişe kalk, Resûlüllah’ın elini öp» dedi. Ben «Resûlüllah’ın elini öpmem, benim hamd ve minnetim Allahü Teâlâ’yadır. Çünkü beni temize çıkaran O’dur.»]
Bu aynı zamanda nedir biliyor musunuz, bu 40 gün, acı ile geçen, herkesin diken üstünde durduğu, Resulallah’ın evinde adeta acı yudumlandığı bu 40 gün neden beklendi? Vahyin Allah’tan olduğunun en büyük delillerinden biridir işte. Aynı zamanda eğer Allah bildirmezse peygamber kendi eşi hakkında ki bir iftira konusunda dahi son sözü söyleyemez. Yani Allah’ın bildirmediğini peygamber dahi olsa bir insan bilemez mesajı idi. Eğer Allah bildirirse bilir mesajıydı. Aslında bu mesajları düşündüğümüzde vahyin kaynağının ilahi olduğunu bir kez ve berrak bir biçimde bir kez daha anlıyoruz.