2. Bakara 283. Ayet - Şahitlik-2
Bakara 283.Âyet: “Erkeklerinizden iki de iyi tanık tutun. Şayet iki erkek tanık] olmazsa, o zaman bir erkekle iki kadın olsun; iki kadın olması, bunlardan birisi yanılırsa, şaşırırsa, öbürü hatırlatsın diyedir. – Tanıklar, razı olacağınız iyi tanıklık yapacak kimselerden olsun.- Tanıklar da çağırıldıklarında kaçınmasınlar.” ifadelerinden anlaşılıyor ki, borçlaşma protokollerindeki şahitlerin, öncelikle nitelikli iki erkek olması gerekir. Eğer iki erkek bulunamıyorsa, bir erkek ile iki kadın şahit tutulmalıdır.
Şahitlik meselesi İslâm dinin hassasiyetle üzerinde durduğu bir konudur. Önce konunun ciddiyetini gösteren birkaç âyete göz atalım.
…. De ki: “Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Kendi yanındaki, Allah’tan gelen bir şâhitliği saklayandan daha zalim, kendisine daha haksızlık eden kim olabilir? …. (Bakara; 140 )
Ey iman etmiş kimseler! Kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, Allah için tanıklık eden kimseler olarak hakkaniyeti tümden ayakta tutanlar/ gözetenler olun. İster zengin olsun, ister fakir olsun, bilin ki Allah, ikisine de daha yakındır. Artık adaleti yerine getirebilmek için boş-iğreti arzunuza uymayın. Eğer eğip bükerseniz veya geri durursanız, biliniz ki şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisa; 135)
Ey iman etmiş kişiler! Allah için, hakkaniyeti ayakta tutan tanıklar olunuz. Ve bir topluma olan kininiz, sizi adaletsizlik yapmaya sürüklemesin. Adaletli olun, adaletli olmak, Allah’ın koruması altına girmeye daha yakındır. Allah’ın koruması altına girin. Şüphesiz Allah, yaptıklarınıza haberdardır. (Maide; 8)
Âyetleri okuyunca izaha gerek kalmıyor, şahitliğin ne kadar ciddi ve hassas bir konu olduğu, şahitlerin tüm olaylarda âdil, razı olunan kimselerden olması gerektiği anlaşılıyor.
Bu âyetlere dikkat edildiyse muhatap kadın erkek ayrılmıyor, insanlar, Müslümanlar hepsi muhatap alınıyor. Erkek ve kadın ayrışımı yapılmıyor.
Bu ayette bazı teknik noktaları tahlil zorunluluğu hissediyoruz. Bunlar ayetteki “ ممّن ترضونmin men terzavne….” ve “ ان تضلّen tedılle……” ifadelerinin bağlantı merkezleri “ تضلّtedıllu” ve “تذكر tüzekkirü fillerinin yapıları ve “ رجل وامراتان racülün vemreatani” üzerinde vakıf; durma (Türkçedeki imla kurallarına göre nokta koyma) konularıdır. Bunları tek tek tahlil ediyoruz:
Klasik kabulde,
- “… امراتانemretani” üzerinde nokta konmayıp ayetin “ ممن ترضونmimmen terzavne….” bölümü “ رجل وامراتانracülün vemreatani” ifadesine “sıfat” yapılmıştır.
- Böylece metinden “o zaman razı olacağınız şahitlerden bir erkekle iki kadın …….” anlamı elde edilmiştir. Buna göre nitelikli tanık aramak “bir erkek, iki kadın tanıklığın”da ön görülürken, “iki erkek tanıklığın”da dikkate alınmamış olmaktadır.
Halbuki Rabbimizin Talak/2’deki beyanına göre de tanıkların adil; razı olunan âdil kimselerden olması gerekir. Yani “iki erkek tanığın da razı olunan; adil (özgür, reşit, Müslüman, neye şahadet ettiğini bilen, şahadeti sebebiyle bir menfaat elde etmeyecek veya bir zararı gidermeyecek olan, yanılma özelliği ile tanınmayan, kişilik sahibi ve aleyhine şahadet ettiği kimse ile bir düşmanlığı bulunmayan) kimselerden olması gerekir. Bu nedenle ayetteki “ممن ترضون mim men terzavne” ifadesi “ استشهدوisteşhidü” fiiline bağlanmalıdır. Buna teknik bir engel de bulunmamaktadır.
Kadınlardan iki tanık tutulması, kadınların, o dönemde aile içi işlerle meşgul olmalarından dolayı, ticarî konu ve ilişkilere âşina olmadıklarına, bir ihtilaf vukuunda, yıllar evvele ait bir ticarî konuyu karıştırabileceklerine bağlanmıştır. Ki kadın tanıklar, gerektiğinde tanık oldukları olayı aralarında müzakere edecekler; olayı iyice hatırlayacak ve öyle şahitlik yapacaklardır. Aksi hâlde haksızlığa vesile olabilirler. Ayetten yanılma, sapma ihtimali olmayacak nitelikli; ticârî ve idârî konularda bilgili, deneyimli kadınlardan tanık olarak bir erkekle birlikte bir kadının yeterli olacağı anlaşılmaktadır.
Âyette, borca yapılan alış-verişin mutlaka yazılması ve şahit tutulması istenmektedir. Zira bu tür işlemlerde, ihtilaf ve niza olağan şeylerdendir. Kişiler miktarı ve vadeyi unutabilir ya da inkâr edebilir yahut alacaklı miktarı ve vadeyi değiştirmeye kalkabilir. Ama yazılı ve şahitli olunca bu sorunlarla karşılaşılmaz.
Âyetteki, “Tanıklar, razı olacağınız iyi tanıklık yapacak kimselerden olsun.” ifadesiyle de, şahitlerin alelusul belirlenmemesi, onlarda belirli özelliklerin aranması gerektiğine dikkat çekilmiştir. Ayrıca, ileride geleceği üzere boşanma sırasında da "ve sizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tutun (Talâk 65:2)" buyrulmuştur. Bundan anlaşılan şu ki; şahitler, “âdil” sıfatına layık kimselerden olacaktır. Yani şahit; özgür, reşit, Müslüman, neye şahadet ettiğini bilen, şahadeti sebebiyle bir menfaat elde etmeyecek veya bir zararı gidermeyecek olan, yanılma özelliği ile tanınmayan, kişilik sahibi ve aleyhine şahadet ettiği kimse ile bir düşmanlığı bulunmayan bir kimse olmalıdır.