16. Nahl 68-69 - VAHY
Sözlük anlamı:
“ vahy”الوحى sözcüğünün “öz'’ anlamı “hızlı işaret, gizlice bilgilendirmek” demektir. Bu yüzden işaret, ima, ilham, “vahy” diye isimlendirilir. (LİSAN, TAC)
Bu anlam çerçevesinde “Gizli konuşma, işaret etme, emretme, ilham etme, ima etme, fısıldama, mektup yazma, elçi gönderme” anlamlarında kullanılır olmuştur.
Terim olarak vahy: “Yüce Allah’ın vasıtasız olarak veya değişik vasıtalarla emirlerini, hükümlerini gizlice ve süratlice peygamberlerine bildirmesi” demektir.
” Vahiy” kelimesi Kur'an'da sözcük anlamıyla iki şekilde kullanılır.
Birincisi, Allah ile ilgili olanlardır:
“Böylece Allah, onları iki evrede yedi gök olmak üzere gerçekleştirdi ve her göğün kendi işini (vahyetti) içine yükledi.” (Fussilet/ 12)
“İşte o gün yeryüzü, şüphesiz Rabbinin kendisine vahyetmesi sebebiyle tüm haberlerini bir bir söyler.” (Zilzal/ 4, 5)
Ve Rabbin bal arısına dağlarda, ağaçlarda ve yapacakları çardaklarda evler/ yuvalar edinmesini, sonra ‘Meyvelerin hepsinden ye de, Rabbinin kolaylaştırdığı yollara gir’ diye vahyetti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir içecek çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz ki bunda iyiden iyiye düşünen bir toplum için, kesinlikle bir ayet vardır. (Nahl/ 68, 69)
Hani Rabbin meleklere: «Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kâfirlerin yüreğine korku salacağım; vurun boyunlarına! Vurun onların bütün parmaklarına! diye vahyediyordu. (Enfâl 8:12, Diyanet Vkf)
Bu ayetlerde geçen “vahiy” kelimesi de “emir ve bir işi yaptırma” anlamında kullanılmıştır;
Ve hani havarilere: “Bana ve Elçime inanın” diye vahyetmiştim. Onlar, “İnandık!” ve “Bizim gerçekten Müslümanlar olduğumuza şahid ol” demişlerdi. (Maide/ 111)
Bu âyette zikredilen “vahiy” kelimesi “ima etme, ilham” manalarını ihya etmektedir.
Ve Biz Mûsâ’nın anasına vahyettik: “Onu emzir. Eğer o’nun için korkarsan o’nu nehre bırakıver, korkma ve üzülme. Şüphesiz Biz o’nu sana döndüreceğiz ve kendisini elçilerden biri yapacağız.” (Kasas/ 7)
Bu ayette geçen “vahiy” kelimesi “ilham ve rüya” anlamlarında kullanılmıştır.
İkincisi Allah ile ilgili olmayanlardır :
Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye (vahyetti) işaret etti. (Meryem 19:11)
Bu ayette vahiy kelimesi sözlük anlamı itibariyle “ima etmek, işaret etmek” anlamında kullanılmıştır;
Böylece Biz, her peygamber için gizli-açık şeytanlarını düşman yaptık: Ki dünya malına aldanmaktan dolayı, âhirete inanmayan kimselerin kalpleri ona kansın, ondan hoşnut olsun ve yapmakta olduklarını yapsınlar diye bunların bazısı bazısına sözün süslüsünü (vahyeder) gizlice telkinde bulunur/fısıldar. –Ve şâyet Rabbin dileseydi onu yapmazlardı. Öyleyse onları ve uydurdukları şeyleri bırak!– (En’am/112, 113)
Bu ayette şeytanların birbirlerine vahyetmesi; sözlük anlamı itibariyle “fısıldama, gizli konuşma” anlamlarında kullanılmıştır.
Ve üzerine Allah’ın adı anılmayan şeylerden yemeyin. Ve şüphesiz o, tam bir yoldan çıkıştır. Ve şüphesiz kendi yakınlarına şeytanlar sizinle mücâdele etmeleri için gizlice telkinde bulunurlar (vahyederler) Ve eğer onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz ortak koşanlar oldunuz demektir. (En’am/ 121)
Bu ayetteki “vahiy” kelimesi “teşvik etme, telkin etme, söyleme” anlamlarında kullanılmıştır.
Bu taktik, bu sinsi yöntem, çağımızda ileri boyuta taşınmış olan “Subliminal Advertising” yöntemidir. Bu deyim Türkçe’ye “Bilinçaltına Gömülen/İşlenen Reklâmlar” diye çevrilmektedir. Konuyla ilgili bir hayli araştırma ve bilimsel yazı bulunmaktadır.
Terim olarak vahy
Bu saydıklarımızın dışındaki ayetlerde (68 yerde) ise tüm terim anlamında kullanılmıştır.
Bizim burada üzerinde durduğumuz, konumuz olan vahy ise terim anlamıyla vahydir. Terim anlamıyla vahy, sadece Allah’a özgüdür. Ne melek, ne peygamber ne de herhangi bir insan vahyedemez.
“ لقاءLikâ”, “ إلقاءilgâ”
Vahy karıştırılmadan doğru anlaşılması için rabbimiz vahy, “ilka” fiiliyle açıklamaştır.
“ Likâ” لقاء, iki şeyden birinin diğerine tam anlamıyla kavuşması, “ إلقاء ilkâ” da “iki şeyden birinin diğerine tam anlamıyla kavuşturulması” demektir.” Bu kavuşma, yüz yüze, karşı karşıya, gözle idrak ile olabilir. (TAC; LİSAN, MÜFREDAT)
وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْآنَ مِنْ لَدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ
Şüphesiz bu Kur’an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından (ilka edilmektedir) verilmektedir . (Neml 27:6, Diyanet İşl.)
إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا
Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız. (Müzzemmil 73:5)
رَفِيعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِ يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِ عَلَىٰ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ لِيُنْذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِ
Dereceleri yükselten, Arş´ın sahibi Allah, kavuşma günüyle korkutmak için kullarından dilediğine iradesiyle ilgili vahyi indirir. (Mü’min(Ğâfir) 40:15, D.V)
وَمَا كُنْتَ تَرْجُو أَنْ يُلْقَىٰ إِلَيْكَ الْكِتَابُ إِلَّا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ ۖ فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرًا لِلْكَافِرِينَ
Sen, bu kitabın sana verileceğini ümit etmiyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kâfirlere sakın arka çıkma. (Kasas 86)
Sonra da Âdem, Rabbinden birtakım kelimeler aldı/kendine vahyedildi; Biz dedik ki: “Hepiniz oradan inin. Artık size Benden bir hidayet geldiğinde, kim buna uyarsa, onlar için hiçbir korku yoktur; onlar mahzun olmayacaklardır. Ve küfretmiş ve âyetlerimizi yalanlamış kimseler; işte onlar, ateşin ashâbıdır. Onlar, orada temelli kalıcıdırlar.” Sonra da Allah, onun tevbesini kabul etti. Kesinlikle O, tevbeleri çokça kabul eden, çok tevbe fırsatı verenin, çok merhametli olanın ta kendisidir. (Bakara/ 37-39)
Peygamberlere Vahyetmenin sırf Allah’a özgü bir iş oluşu
Rabbimiz vahiyde aracı kullanmamakta, vahyini elçisinin kalbine bizzat kendisi ilka etmektedir. Vahyin bu şekilde gerçekleştiği başka ayetlerden de anlaşılmaktadır:
Dereceleri yükselten, Arş´ın sahibi Allah, kavuşma günüyle korkutmak için kullarından dilediğine iradesiyle ilgili vahyi indirir. (Mü’min(Ğâfir) 40:15, D.V)
İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisi ile doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner. (Şûrâ 42:52, Diyanet İşleri)
Melekleri, emrinden olan ruh (vahy) ile kullarından dilediğine indirir: (İnsanları) Benden başka tanrı yoktur, benden korkun! diye uyarın! (der). (Nahl 16:2)
Ve sana (ruhtan) vahiyden soruyorlar. De ki: “Vahy, Rabbimin işindendir. Size ise az bilgiden başka bir şey verilmemiştir.” (İsra/ 85)
Kur’an âyetleri dikkate alındığında, Peygamberlere Allah tarafından yapılan vahy, bir takım çevresel etkenler ile belirli bir süreçte zihinde oluşturulan bir olgu olmayıp, her necm (bir kerede inen ayet gurubu), defaaten peygamberin kalbine bırakılmıştır.
De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana ilâhınızın bir tek İlâh olduğu vahy olunuyor. Artık O´na yönelin, O´ndan mağfiret dileyin. Ortak koşanların vay haline! Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de onlardır. (Fussilet 41:6-7, Diyanet Vakfı)
De ki: “Ben ancak sizin gibi bir beşerim. Bana ilâhınızın ancak bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa sâlih ameli işlesin ve Rabbine kullukta, hiç kimseyi ortak etmesin.” (Kehf/110)