Nikah - Evlenme - Muşriklerle-1
2. Bakara 221. Ayet - Müşriklerle evlenmek
Müşrik kadınlarla evlenmek haram mı ya da tavsiye edilmeyen bir durum mu?
وَلَا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ حَتَّىٰ يُؤْمِنَّ ۚ وَلَأَمَةٌ مُؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكَةٍ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ ۗ وَلَا تُنْكِحُوا الْمُشْرِكِينَ حَتَّىٰ يُؤْمِنُوا ۚ وَلَعَبْدٌ مُؤْمِنٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكٍ وَلَوْ أَعْجَبَكُمْ ۗ أُولَٰئِكَ يَدْعُونَ إِلَى النَّارِ ۖ وَاللَّهُ يَدْعُو إِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِإِذْنِهِ ۖ وَيُبَيِّنُ آيَاتِهِ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ (Bakara 2:221)
“İman edene kadar, müşrik kadınlarla evlenmeyin. İman etmiş esir kadın, müşrik kadından elbette iyidir; isterse sizi çok etkilemiş olsun. İman edene kadar, müşrik erkeklerle kız vermeyin. İman etmiş esir erkek, müşrikten elbette daha iyidir; isterse sizi çok etkilemiş olsun. Onlar sizi ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle Cennet’e ve günahlardan arınmaya çağırır. Allah âyetlerini insanlara açıklar ki akıllarını başlarına toplasınlar.”
(Bakara 2/221)
Evlenilmesi haram olan kadınların sayıldığı Nisa 23 ve 24’de din şartı yoktur. Kur’ân’ın müşrik saydığı (Tevbe 9/31) ehl-i kitapla evlenmenin helal olması (Maide 5/5), Nuh ve Lut aleyhisselamın kâfir olan eşleri ile Firavun’un mümin olan eşinin örnek verilmesi (Tahrim 66/10-11) ve Nebîmizin hiçbir eşi, inanç farkından dolayı ayırmamış olması, müşrikle evlenmenin haram kılınmadığını gösterir.
Zânî bir zâniye veya müşrikeden başkasını nikâh etmez, zâniye, onu da bir zâni veya müşrikten başkası nikah etmez, mü´minlere ise bu haram kılındı. (Nûr 24:3, Elmalılı H. Y.)
Nur suresi 3.ayette 'zina eden biri (müslüman, kâfir ya da müşrik olsun farketmez) ancak zina etmiş ya da müşrik biri ile evlenir' denilmektedir. Eğer zina eden bir Müslüman, bir kâfir ya da müşrikle evleniyorsa demekki bu geçerlidir.
Geleneksel islam anlayışında bir müslüman kadının müslüman olmayan bir erkekle evlenemeyeceği, kadının evlendikten sonra müslüman olması durumunda ise o andan itibaren asla evli kalamayacağı iddiası vardır. Erkeğin ise bir müslüman kadın dışında ehli kitaptan olan yani yahudi veya hristiyan bir kadın ile evlenebileceğini söylemektedirler. Bu durumun delili olarak şu ayeti delil getirmektedirler;
“Bugün size, iyi olanlar helâl kılındı. Kendilerine Kitap verilmiş olanların yiyeceği size helâl, sizin yiyeceğiniz onlara helâldir. Mehirlerini verir, namuslu olur, gizli dost tutmazsanız iffetli mümin kadınlar ile kendilerine Kitap verilmiş olanların iffetlileri size helâldir . Kim imanını gözardı ederse yaptıkları boşa gider; Ahirette kaybedenlere karışır.”(Maide 5/5)
Ayrıca gelenekte ehli kitap yani yahudi ve hristiyanlar müşrik sayılmamıştır. Oysa kafir olan kişi aynı zamanda müşriktir. Kuran-ı Kerim’e bakıldığında Yahudi ve Hristiyanların Mekkeli müşriklerden bir farkı olmamakla birlikte dini açıdan durumları onlardan daha ağırdır. Allah-u Teala şöyle buyuruyor;
“Allah Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih şöyle demişti: Ey İsrail oğulları, benim ve sizin Sahibiniz olan Allah’a kul olun. Kim Allah’a şirk koşarsa Allah ona cenneti haram eder. Onun gideceği yer cehennemdir. Yanlış yapanın yardımcısı olmaz. ”Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler gerçekten kâfir olmuşlardır. Hâlbuki bir tek ilah dışında ilah yoktur. Böyle demeyi bırakmazlarsa bu kâfirleri acı bir azap saracaktır.”(Maide 5/72-73)
BuAyetlerde "Allah Meryem’in oğlu mesihtir ve Allah üçün üçüncüsüdür" diyen Hristiyanlardan bahsedilmektedir. Bu durum tamamen şirktir. Ayette bahsi geçen şirk koşanın cennete giremeyeceği de Hristiyanlar için kullanılmış olup, onların hem müşrik hem kafir olduklarının göstergesidir. Yahudiler için ise Allah-u Teala şöyle buyuruyor;
“Yahudiler; “Üzeyir Allah’ın oğludur ” dediler. Hıristiyanlar da “Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu, dillerine doladıkları sözleridir. Önceki kâfirlerle aynı ağzı kullanıyorlar. Allah kahretsin onları! Bu iftiraya nereden sürükleniyorlar? Bilginlerini ve din adamlarını Allah’tan önceki rableri/efendileri saydılar. Meryem oğlu Mesih’i de öyle. Oysa onlara verilen emir, sadece tek bir Tanrı’ya kul olmalarıdır. Ondan başka tanrı yoktur. Allah, onların şirkinden uzaktır.”(Tevbe 9/30/-31)
Bu ayetler Yahudi ve Hristiyanların kesin olarak hem müşrik hem kafir olduklarını göstermektedir. Demek ki Maide suresinde bahsedilen kitap ehlinin de müşrik olduğu kesindir. Ayrıca ehli kitabın müşrik olması sebebiyle Bakara 221. Ayette geçen “müşrik kadınlarla evlenmeyin” ifadesine dahil olmaktadır. Fakat bu müşrik kadınlarla evlenmenin haram olduğunu göstermez. Zira ayetin devamında gelen “daha hayırlıdır/iyidir” ifadesi iki hayırlı şey arasında seçim yaparken kullanılacak bir ifadedir. Yasak olan birşeyin ikincisi için “daha hayırlıdır/iyidir” ifadesi kullanılamaz. Ayette Cenab-ı Hakkın evlenmeyin demesi haram değil bir tavsiyedir. Bu ayete dayanarak müşrik kadınlarla evlenmek haramdır denemez. Ayrıca ayette kadın ve erkek arasında evlilik tavsiyesi açısından bir fark görülmemektedir.
Nur 32. Ayette "aranızdaki bekarları evlendirin" emri de böyledir.
وَأَنْكِحُوا الْأَيَامَىٰ مِنْكُمْ وَالصَّالِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَإِمَائِكُمْ ۚ إِنْ يَكُونُوا فُقَرَاءَ يُغْنِهِمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ ۗ وَاللَّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ (Nûr 24:32)
Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir. (Nûr 24:32, Diyanet Vakfı)
Allah-u Teala evlenme konusunda şöyle buyurmaktadır; “Babalarınızın nikâhladığı kadınları nikâhlamayın. Geçmişte olan oldu. O çirkin, çok iğrenç ve pek kötü bir yoldur! Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşinizin kızları, kız kardeşinizin kızları, sizi emzirmiş olan analarınız, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anaları, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz karılarınızın yanınızda bulunan kızları size haram kılınmıştır. Gerdeğe girmeden ayrıldığınız kadınların kızları ile evlenmezin günahı yoktur. Kendi soyunuzdan olan oğullarınızın eşleri ile iki kız kardeşi birlikte nikahınız altında bulundurmanız da haram kılınmıştır. Geçmişte olan oldu. Allah’ın bağışlaması çok ikramı boldur. Elinizin altında olan (savaş esirleri) dışındaki kocalı kadınları nikâhlamanız da haramdır. Bu Allah’ın size farz kıldığıdır.
Namuslu yaşamanız ve zinadan kaçınmanız şartıyla, bunların dışındaki kadınlarla evlenmeniz helal kılındı ki mallarınız karşılığında onlara talip olasınız. Bunlardan hangilerinden nikâh ile yararlanırsanız mehirlerini belirlediğiniz miktarda veriniz . Mehri belirledikten sonra gönül rızası ile başka bir şekilde uyuşmanızın bir günahı yoktur. Allah bilir, doğru karar verir. Mümin, iffetli ve hür kadınları nikâhlayacak kadar varlıklı olmayanlar, emriniz altında olan mümin kızları (cariyeleri) nikahlayabilirler. İmanınızı en iyi bilen Allah’tır. Hepiniz birbirinizdensiniz. Onları ailelerinin izni ile nikahlayın ve mehirlerini marufa uygun olarak verin. Onlar da iffetli olsunlar, zinadan uzak dursunlar ve gizli dostlar edinmesinler. Evlenirler, sonra da zina etmiş olarak karşınıza çıkarlarsa onlara verilecek ceza, hür kadınlara verilenin yarısı kadardır. Bu ruhsat , içinizden zor duruma düşmekten korkanlar içindir. Ama sabretmeniz daha iyi olur. Allah bağışlar ve merhamet eder.”(Nisa 4/22-25)
Kuran-ı Kerimde her konunun örneğini veren Cenab-ı Hak evlilik konusunda bize şöyle örnek vermektedir;
“Allah kâfirlere; Hz.Nuh ve Hz.Lut’un karısını misal yaptı. Bu iki kadın, kullarımızdan birer salih kulun nikâhı altında idiler ve onlara hıyanet ettiler. Onun için o iki salih kul da, (peygamber) onları Allah’ın azabından kurtaramadı ve onlara “girin cehenneme” denildi. Allah iman edenlere de ,firavun’un karısını misal yaptı. (Âsiye) O demişti ki, “nezdinde bana da cennette bir ev yap ve beni firavun’dan ve onun amellerinden kurtar, o zalimler topluluğundan”
(Tahrim 66/10-11)
Bu ayetlerde; 'kendi mümin ama karısı kafir olanların' ve 'kendi kafir ama karısı mümin' olanın örneklerini vermiştir. Eğer böyle bir evlilik haram kılınmış olsaydı böyle bir örnek verilmesi söz konusu olmazdı.
Sonuç olarak Cenab-ı Hakk evlilik konusunde gözetilmesi gereken sırayı şöyle tavsiye etmiştir; 1. Tercih namuslu müslümanlar, 2. Tercih namuslu müslüman esirler, (tavsiye edilmese de) 3. Tercih ise namuslu müşriklerdir. Din farkından ziyade namuslu olma şartı olmazsa olmaz şarttır.
Nur 24.ayette; "Kötü kadınlar kötü erkekler içindir" ve "kötü erkekler kötü kadınlar içindir " derken kasdedilen "müşrik erkeklerle müşrik kadınlar birbiriyle evlenir" anlamından ziyade, "namuslu" olmalarıdır.
(Nur 24/26)
الْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ وَالْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَاتِ ۖ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ ۚ أُولَٰئِكَ مُبَرَّءُونَ مِمَّا يَقُولُونَ ۖ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
Kötü kadınlar kötü erkekler için kötü erkekler kötü kadınlar içindir. İyi kadınlar iyi erkekler için iyi erkekler de iyi kadınlar içindir. Bunlar o iftiracıların dediklerinden uzaktırlar. Onların payına düşen bağışlanma ve kerim rızıktır.
--------------------------------------
Hz. Peygamber'in mü'min ve kafir eşler arasında nikahlarını devam ettirdiği bir gerçektir:
a) Mekke fethinden az bir zaman önce, Ebu Süfyan İslâm'ı kabul etmiş ve eşi Hind de İslâm'ı kabul etmiş ve nikahlarını yenilememelerine rağmen, Hz. Peygamber (s.a) onlara nikahlarına devam etme izni vermiştir.
b) Mekke'nin fethinden sonra Ebu Cehil'in oğlu İkrime ile Hakim bin Hizam, Mekke'den kaçmışlar ama onların ardından eşleri İslâm'a girmiştir. Daha sonra kocaları adına "eman" almak için Hz. Peygamber'e (s.a) başvuran bu kadınlar, kocalarını geri çağırmışlar, onlar da Hz. Peygamber'in (s.a) huzuruna gelerek İslâm'ı kabul etmişlerdir. Hz. Peygamber (s.a) ise, onların nikahlarını devam ettirmiştir.
c) Hz. Peygamber'in (s.a.) kızı Zeynep hicret ederek Medine'ye gelmiş ve kocası Ebu'l-As kafir olarak Mekke'de yaşamaya devam etmiştir. Müsned-i Ahmed, Ebu Davud, Tirmizî ve İbn Mâce'nin İbn Abbas'tan naklettikleri bir hadise göre, Ebu'l-As hicretin 8. yılında Medine'ye gelerek İslâm'ı kabul etmiştir. Hz. Peygamber (s.a) onun eşiyle nikahını yenilemesine gerek görmeyerek onların eski nikahlarına devam etmelerine izin vermiştir.
(Mevdudi Tefhimul Kuran Mumtehine 10.ayet tefsiri)
--------------------------------------
İslam dünyasında Ehl-i kitap içinde de müşrik olanı vardır olmayanı da. Kur’an da bütün ehl-i kitabı aynı kefeye koymaz.
“Şu bir gerçektir ki, iman edenler, Yahudiler, Sabiiler (Bir yaratıcının varlığına inanıp ateist gibi yaşayanlar, ehli kitap olmayanlar) ve Hıristiyanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapanlar için korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.” (Maide 69)
Bu Kur’an hükmüne göre erkek olsun, kadın olsun müslümanlar Allah’a ve ahiret gününe inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapan erkek ve kadınlarla evlenebilirler.
{Prof. Süleyman Ateş (Diyanet işleri eski başkanı) 03.02.2006 tarihli köşe yazısından alıntı}
--------------------------------------
Müslüman olan kadının kocası, Müslüman olursa evlilik sürdürülür. Kocanın Müslüman olmaması halinde ise kadının hicreti varsa evlilik sona erdirilir yoksa kadının seçimine bırakılır. Şöyle ki: Kocanın Müslüman olmaması durumunda kadının velîsi konumunda olan yetkili yönetici, eşleri hukûken ve fiilen ayırır veya kocasından ayrılıp ayrılmama yetkisini kadına verir. Hilafet başkanlığı döneminde Hz.Ömer'in bu tür çift yönlü uygulamaları vardır. Örneğin O, karısı Müslüman olan Ubade b. Numan Et-Tağlebiye, Müslüman olmasını ya da karısını kendisinden ayıracağını bildirmiş, Müslüman olmaması üzerine ayırmıştı. (İbn Kayyim el-Cevzi, Zadül-Mead, Hükmühü fi İslâm-i Ehadiz-Zevceyni) Ancak onun Müslüman olan kadını, Ehl-i Kitap kocasından ayrılıp ayrılmamakta muhayyer bıraktığı da rivayet edilmektedir. (Abdurrezzak, Musannef Hn. 10073; İbn Ebî Şeybe, Musannef Hn.18307) Hicret etmeyenler ve kocaları ve çocuklarından ayrılmak istemeyenler ise özgür bırakılır. Onlar İslâm öncesi kıyılan nikâhları geçerli kılan hükmün geçerliliği kuralından yararlanabilirler. Hz.Ömer'in bir uygulaması da özgür bırakmak şeklinde olmuştur.
26.01.2023
Mehmet Bülbül