Muteber hadis eserlerine göre; KUR’AN-I HAKİM EKSİKMİŞ! -HAŞA-
Hadislere göre; Kuran eksikmiş ! -HAŞA-
129 ayetten oluşan Tevbe Suresi’nin ayet sayısı mevcut ayet sayısının 4 katı idi!!
Yani Tevbe Suresi 129 değil 516 ayet olmalıydı!!
Yani Ehli Sünnet’e göre sadece Tevbe Suresi’nden 387 ayet eksik!!
Aynı şekilde 73 ayetten oluşan Ahzab Suresi de en az Bakara Suresi kadar diye rivayet edilmiş!!
Yani Ahzab Suresi 73 değil en az 286 ayet olmalıydı!!
Yani Ehli Sünnet’e göre sadece Ahzab Suresi’nden 213 ayet eksik!!
Sadece bu iki rivayet ile toplam eksik ayet sayısı takribi 600 eder bu da neredeyse elimizdeki mushafın %10’u eksik demektir!!
Hz. Adem’den (a.s.) bu yana; hadis kaynakları, tarihi kayıtları ve Kitab’ı ile bu kadar çelişkiye düşen, etrafına bu kadar şüphe ve kuşku tohumları saçan başka bir yol olmadı!!
İbn-i Mes’ud’un şöyle dediği rivâyet edilir:
“Rasulullah (asm)’a bir âyet indirildi. Ben de onu mushafıma yazdım. Sabahleyin bir de baktım ki, kâğıt (varaka) bembeyaz! Bu durumu Rasulullah (asm)’a haber verince şöyle buyurdu: “Bilmiyor musun, o âyet bu gece kaldırıldı.” (İbnu’l-Cevzî, Nevâsih, 34)
İbn Abbas’tan nakledildiğine göre, Hz. Ömer minbere oturup müezzin ezanı bitirdikten sonra kalkarak, Allah’a layıkıyla hamdettikten sonra şöyle der:
“Ey insanlar bir şey söyleyeceğim. Onu söylemem mukaddermiş. Belki de vefatım yakındır. Kim onu kavrar ve anlarsa, devesinin ulaştığı yerde anlatsın. Kim de kavramazsa hakkımda yalan söylemesini helâl etmem. Yüce Allah Muhammed (asm)’i hak ile gönderdi ve ona Kitab’ı indirdi. Ona indirilenler arasında recm âyeti de vardı. Onu okuduk, kavradık ve anladık. Rasulullah recmetti, ondan sonra biz de recmettik. İlerde bir kimsenin, 'Recm âyetini Allah’ın Kitabı’nda görmüyoruz.' diyerek Allah’ın farz kıldığı bir şeyi terk etmekle dalalete düşmesinden korkuyorum..."
Zührî’den gelen bir rivâyete göre ise Hz. Ömer şöyle demiştir:
“Biri çıkıp da Ömer Allah’ın Kitabı’na ilavede bulundu demese, yemin olsun ki onu Kur’ân’a yazardım.” Keza başka bir rivâyette de bu âyetin “eş-şeyhu ve’ş-şeyhatu izâzeneyâ fercumûhumâ elbettete” olduğunu belirtmiştir. (Nehhâs, I, 435 vd.; İbnu’l-Cevzî,Nevâsih, s. 35; Zerkeşî, II, 42)
Bir başka rivâyette ise, Ubeyy b. Ka’b’ın şöyle dediği belirtilmektedir:
“Biz Ahzâb sûresini Bakara sûresini okumamız gibi okurduk. Ve orada eş-şeyhu ve’ş-şeyhatu izâ zeneyâ fercumû humâ elbettete nekâlen mina’llah. Vallahu Azizun Hakîm âyetini de okuyorduk.” (İbn Hazm, s. 9; İbnu’l-Cevzî, Nevâsih, s. 36; Suyûtî, el-İtkân, II, 718; Zerkanî, II, 111)
Ebu Musa el-Eş’arî’nin de şöyle dediği rivâyet edilmektedir:
“Berâe sûresi gibi bir sûre indirildi, sonra neshedildi. Bu sûreden akılda kalan şu ifadedir: “İnnellahe yueyyidu’d-dîne bi-akvamin lâ halâkalehum. Velev enneli’bni Adem vadiyeyni min malin le-temennâ vadiyen salisen. Ve-lâ yemleu cevfe’bniAdemille’t-turab. Ve yetubu’llahu alâ men tâb/ Allah din’i nasibi olmayan kimselerle güçlendirir. Ademoğlunun iki vadi dolusu malı olsa mutlaka üçüncüsünü ister. Onun karnını ancak toprak doyurur. Allah, tövbe edenlerin tövbesini kabul eder.” ( İbn Hazm, s.9; İbnu’l-Cevzî, Nevâsih, s.34; Zerkeşî, II, 43; Suyûtî, II, 717, 719)
Süt kardeşliğiyle alakalı olarak Hz. Aişe’den ayet diye nakledilen 'sözde âyetler' de böyledir: Onun şöyle dediği nakledilir:
“Kur’ân’dan indirilen âyetlerden biri de aşru radaatin ma’lumatin yuharrimne (on kere emme haram kılar) âyetleriydi. Sonra hamsu radaatin ma’lumatin yuharrimne (beş kere emme haram kılar) âyetiyle neshedildi. Rasulullah vefat ettiği sırada bu, Kur’ân âyeti olarak okunuyordu.” ( Nehhâs, I, 443 vd.; Mekkî, s. 35; İbnu’l-Cevzî, Nevâsih, s. 37; Suyûtî, el-İtkân, II, 708; Zerkanî, II, 110.)
Ebu Ümame’ye bir grup sahabînin anlattığına göre, onlardan biri geceleyin kalkarak ezbere bildiği bir sûreyi okumak ister, ancak besmeleden başka bir âyeti okuyamaz. Sabahleyin bu durumu sormak üzere Peygamber (asm)’in kapısına varır. Derken başkaları da oraya gelip toplanır. Birbirlerine ne için geldiklerini sorarlar. Aynı sûreyi unutma sebebiyle geldiklerini söylerler. Sonra, Resulullah (asm) onları kabul eder ve haberlerini anlatırlar. Unuttukları sûreyi sorarlar. O da bir müddet suskun vaziyette cevap vermeden bekler. Sonra şöyle der:
“O sûre, geceleyin neshedildi. Bu yüzden ezberleyenlerin göğsünden ve yazılı bulunduğu her şeyden silindi.” (Ebû Ubeyd, s.13-14; İbnu’l-Cevzî, Nevâsih, s.33.)
Sünnetin Kur'an'ı neshini caiz görenlere göre, Bakara Suresinin 180. ayetini şu hadis neshederek hükmünü kaldırmıştır:
"Varise vasıyyet yoktur." (Buhârî, Vasâyâ, 6; Ebu Davud, Vasâyâ, 6; Buyu', 88; Tirmîzi, Vasaya, 5)
Kuranın bir misli daha verildi hadisi
“Şunu iyi biliniz ki, bana Kur'an-ı Kerim ile birlikte onun bir benzeri de verilmiştir. (Bu konuda) dikkatli olun; (çünkü) koltuğuna kurulan tok bir adamın ‘Size (Hz. Peygamberin sünneti / hadisleri değil) sadece şu Kur'an lazımdır, onda bulduğunuz helali helal, haramı da haram kabul ediniz yeter!’ diyeceği (günler) yakındır...”
Bu hadis-i şerif -farklı nüanslarla- kütübü sitte ve diğer bazı kaynaklarda geçmektedir (bk. Ebu Davud, Sünnet, 5(6), İmaret,33; Tirmizî, İlim, 10; İbn Mace, Mukaddime, 2; Darimî, Mukaddime,49; Ahmed b. Hanbel, 2/367, 4/131-132, 6/8).
Tirmizî’nin bir rivayeti şöyledir:
"Dikkat edin! Sizden birinizi; emrettiğim veya yasakladığım konulardan birisi kendisine ulaştığında -koltuğuna yaslanmış bir hâlde- ‘bilmiyorum Allah’ın kitabında ne bulursak ona uyarız (hadisleri tanımayız derken)’ bulmayayım."
Tirmizî, bu hadisin hasen-sahih olduğunu belirtmiştir. (bk. Tirmizi, İlim,10).
İslam alimleri bu gibi hadislere dayanarak, Kur’an’da olmayan (en azından açıktan görülmeyen) birçok hükmün Allah Resulünün (asm) sünnetiyle sabit olduğunu söylemişlerdir. İmam Şafiî gibi bazı büyük alimler bu hadislere dayanarak “Hz. Peygamberin sünneti, Kur’an’ın bir tefsiri, bir açıklaması hükmünde olduğunu...”belirtmişlerdir.
Çok açıktır ki, İslam’ın temel esaslarından olan namaz, oruç, hac, zekât gibi vecibelerin hiçbiri Kur’an’da detaylandırılmamıştır.Bu detayların tamamını sünnetten öğreniyoruz. Hz. Peygamber (asm)'in şu hadisleri de bu gerçeğe işaret etmektedir:
“Namazı nasıl kıldığımı gördüyseniz, siz de öyle kılın!”,
“Haccın menasikini(hac vecibelerini) benden alın / benden öğrenin.”
Malesef pek çok HADİS KURANDAN BAŞKA KURAN ARAYIŞLARININ Ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
Yunus 15:"Onlara ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman bize kavuşmayı beklemeyenler: "Ya BUNDAN BAŞKA BİR KUR'AN GETİR VEYA BUNU DEĞİŞTİR" dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım."
Allahın Resülü Elbetteki Devrindeki Müşriklerin bu talebini karşılamadı, Başka kuran getirmedi, Bu Kur'anı da değişdirmedi ve Sadece Ona uydu.
Ama Asırlar sonra Birileri "Bana Kur'an ve benzeri verildi" sözünü Resüle atfederek Onun adına uydurdukları ile Kendi beşer sözlerini Kurana denk kılmak istediler.
Üstelik
Tur Suresi 33:"Yoksa: 'Onu kendisi uydurup söyledi' mi diyorlar? Hayır; onlar iman etmiyorlar.
Tur Suresi 34:Şu halde, eğer doğru söylüyor iseler, BENZERİ BİR HADİS getirsinler. " diye meydan Okuyan Allaha " "Bana Kur'an ve benzeri verildi" sözünü resüle mal ederek Meydan okudular.
Ve üstelik Allah;
" İsrâ 88:"De ki: Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler."
Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Hakkında sustuğu ise serbesttir. Allah’ın serbest bıraktıklarını kabul edin ve bilin ki Allah hiçbir şeyi unutucu değildir."
(Ebu Davud k. etime 39/Tırmizi k. libas 6 ibni mace k. etime 60/ El-müracaat sayfa 20)
"Kuran, Allah’ın katından kendi ilmiyle indirdiği (11-Hud Suresi 14; 4-Nisa Suresi 166), muhkem kıldığı (22-Hac Suresi 52), sonra da ayetlerini uzun uzun açıkladığı (11-Hud Suresi 1, 6-Enam Suresi 55, 97, 98, 126; 7-Araf Suresi 52, 174; 9-Tevbe Suresi 11), her taraftan gelebilecek saldırı ve noksanlıklardan koruduğu (15-Hicr Suresi 9, 17) yüce bir kitaptır. Allah bu kitapta (14-İbrahim Suresi 45; 30-Rum Suresi 58) ibret alınacak şeyleri açıkladı (3-Ali İmran Suresi 13) ve onu iyiyi kötüden ayırt edici (25-Furkan Suresi 1; 8-Enfal Suresi 29), karanlıktan aydınlığa çıkarıcı (14-İbrahim Suresi 1), yol gösterici (2-Bakara Suresi 2) ve sapıklıktan hidayete ulaştırıcı (4-Nisa Suresi 131) kıldı.”
İşte Allah, din, resül, vahiy, Kuran anlayışları sakat olan bu insanların yazdıkları HADİS KİTABLARI VE İÇİNDEKİ HADİSLER KURANDAN BAŞKA KURAN ARAYIŞLARININ ÜRÜNÜDÜR. VE ALLAHIN DİNİNE PARALEL AMA AKSİ İSTİKAMETE GÖTÜREN Dinler OLUŞTURMUŞLARDIR.