Hırsızlık yapan sahabe - Nisâ 105-115
Allah´ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab´ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma! (Nisâ 4:105, Diyanet Vakfı)
Ve Allah´tan mağfiret iste, çünkü Allah, çok yarlığayıcı, ziyadesiyle esirgeyicidir. (Nisâ 4:106)
Kendilerine hıyanet edenleri savunma; çünkü Allah hainliği meslek edinmiş günahkârları sevmez. (Nisâ 4:107, Diyanet Vakfı)
Onlar yaptıklarını insanlardan gizleyebildiler ama Allahtan gizleyemezler; çünkü gecenin karanlığında, Allahın tasvip etmediği düşünce ve inançları her ne zaman tasarlasalar, Allah onların yanı başındadır. Ve Allah onların bütün yaptıklarını (ilmiyle) kuşatır. (Nisâ 4:108, Muhammed Esed)
Haydi siz dünya hayatında onlara taraf çıkıp savundunuz, ya kıyamet günü Allah´a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak? (Nisâ 4:109, Diyanet Vakfı)
Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah´tan mağfiret dilerse, Allah´ı çok yarlığayıcı ve esirgeyici bulacaktır. (Nisâ 4:110, Diyanet Vakfı)
Kim bir günah kazanırsa onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. Allah her şeyi bilicidir, büyük hikmet sahibidir. (Nisâ 4:111, Diyanet Vakfı)
Kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur. (Nisâ 4:112, Diyanet Vakfı)
Allah´ın sana lütfu ve esirgemesi olmasaydı, onlardan bir güruh seni saptırmaya yeltenmişti. Onlar yalnızca kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana Kitab´ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir. Allah´ın lütfu sana gerçekten büyük olmuştur. (Nisâ 4:113, Diyanet V.)
Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanların arasını düzeltmeyi isteyen (in fısıldaşması) müstesna. Kim Allah´ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz. (Nisâ 4:114, Diyanet Vakfı)
Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber´e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir. (Nisâ 4:115)
Bu ayetin iniş sebebi, Hazineden bir zırh çalan Sahabenin, bu suçu bir yahudiye iftira ederek atması ve neredeyse Rasulullahı vereceği hükümde yanlış yönlendirmesi üzerine Allahın gerçeği ortaya çıkarmasıdır.
Bir eşya çalan Tu’me ibn Ubeyrik adlı sahabe bıraktığı izlerden yakalanınca, bu hırsızlığı kendisinin değil, bir Yahudi’nin yaptığını söyler. Vaka Hz. Peygambere iletilir.
Sanığın yalan ama inandırıcı beyanı, yalancı Müslüman şahitlerin ifadeleri gibi görünür delillere bakarak Hz. Peygamber de hırsız ve müfteri sahabe lehine karar vermeye eğilim gösterince Nisa suresinin on ayeti (105–115) nazil olur.
Olayda hırsızlık yapan Ubeyrik adlı kişi Müslüman ve sahabe, karşı taraf yani iftira ile hırsızlık suçunu işlediğine dair itham edilen kişi ise bir Yahudi olduğu halde, Kur’an’ın yani Allah’ın tavrı ve tarifi çok nettir.
HIRSIZLIK YAPAN VE BU YAPTIĞINI BAŞKASI YAPTI DİYE İFTİRA EDEN HAİNDİR.
Bu ayetlerde Hz. Peygamber ve O’nun üzerinden bütün Müslümanlar sert ve net ifadelerle, “‘sakın hainleri savunma, onlara arka çıkma” ve “Allah’tan af dile, hainleri savunmaya kalkma!” diye uyarılmaktadır.
Müslümanların bu “hainleri” savunması ve onlara arka çıkması asla yapılmaması gereken bir günah olup, buna meyleden Müslümanların derhal Allah’tan af dileyerek bu tavrından vazgeçmesi gerekir.
Yaptığı hırsızlık ve yolsuzluk ayetlerle ifşa olunca Tu’me ibn Ubeyrik Hz. Peygamber’in aleyhine döndü ve müşriklerin safına geçti. Mekke’de yine bir hırsızlık olayında öldü, bir rivayete göre de öldürüldü.
Nisâ suresi 106-115 ayetlerin Diyanet tefsirinden özeti :
HIRSIZLIK YAPAN ve bu yaptığını başkası yaptı diye İFTİRA EDENE “HAİN”
“Hainlerden taraf olmak, onları savunmak” yasaklanıyor..
“Kıyamet günü Allah’a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?” (109. Ayet) diye soruluyor. Bu hüküm ve uyarı özellikle iki meslek erbabını muhatap alıyor: Hâkimler ve avukatlar.
“Haksız menfaat elde edenler, başkalarının hak etmedikleri zarara uğramalarına sebep olanlar, tek kelimeyle hainler emellerine birtakım tuzaklarla, planlarla ulaşırlar; gizli görüşmeler yaparlar, tertipler içine girerler ve bunların gizli kalacağını zannederler.”
Ancak “İnsanlardan gizlerler de, Allah’tan gizleyemezler.”
“Kim bir suç veya günah işler, sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa şüphesiz ağır bir iftira suçunu ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur.”
Kim, doğruluk ve dürüstlük yoluna değil, “başka bir yola girerse onu girdiği o yolda bırakır ve kendisini cehenneme atarız. Ne kötü gidiştir o!”