18. Kehf 110. Ayet - Rasulullahı övmek
Resulullah buyurdu ki: "Hakkımda, Hristiyanların Meryem oğlu İsa'ya yaptıkları aşırı övgülerde bulunmayın. Şurası muhakkak ki ben bir kulum. Benim için "Allah'ın kulu ve elçisi deyin." (Buhârî, Enbiya 44)
Peygamberimiz buyurmuştur ki: "Ey insanlar! Allah’tan korkun. Sakın şeytan sizi aldatmasın. Ben Abdullah’ın oğlu Muhammed’im. Allah’ın kulu ve resulüyüm. Allah’a yemin ederim ki beni, Allah’ın bana verdiği makamın üstüne çıkarmanızı sevmiyorum."
(Ahmed b. Hanbel, 3/153, 241, 4/25, 40. / Ebû Davud, Edeb, 9.)
Mekke'nin fetih günüydü... Bir adam Resulullah'ın yanına yaklaştı. Korkudan, heyecandan titriyordu.
Resulullah da gördü adamın bu halini ve dönüp seslendi: "Titremene lüzum yok, ben kral değilim"
Ve ardından dedi ki; "Kureyşli kuru et yiyen bir kadının oğluyum ben."
"Muhakkak ki, en güzel söz / sözlerin en güzeli Allah'ın kitabıdır. Hedyin / yol gösterici rehberlerin en güzeli, (Hz.) Muhammed'in rehberliğidir. İşlerin en kötüsü sonradan icat edilenlerdir (bidatlardır). Her bidat dalalettir. Her dalalet ateştedir." (Müslim, Cuma, 13; İbn Hacer, X/511)
De ki: "Ben de sadece sizin gibi bir insanım. Bana sizin tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmak isterse iyi amel yapsın ve kullukta hiçbir kimseyi Rabbine ortak koşmasın." (Kehf 110)
De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor. O'na yönelerek kendinizi düzeltin! O'ndan af dileyin! O'na ortak koşanların vay haline!" (Fussilet 6)
Allah'ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiği bir kimsenin, insanlara "Allah'ı bırakıp bana kul olun!" demesi mümkün değildir. Aksine "İlâhî kelâmın bilgisini öğreterek ve onu derinlemesine inceleyerek Allah adamları olun" der. (Ali İmran 79)
Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler gelip geçti. O ölür veya öldürülürse gerisin geri mi döneceksiniz? Kim geri dönerse Allah'a en küçük bir zarar vermiş olmaz. Fakat şükredenlere Allah mükâfatını verecektir. (Ali İmran 144)
De ki, "BEN SADECE RABBİME ÇAĞIRIRIM; O'na hiç kimseyi ortak koşmam." De ki, "Ben size ne bir zarar ne de bir yarar verme gücüne sahip değilim." De ki, "Hiç kimse beni Allah'a karşı savunamaz, O'ndan başka sığınak da bulamam. BANA DÜŞEN YALNIZCA RABBİMİN RİSALETİNİ TEBLİĞ ETMEKTİR, kim Allah'a ve rasulüne karşı gelirse bilsin ki, onu içinde temelli kalacağı cehennem ateşi beklemektedir." (Cin 20-21-22-23)
"Fakat onunla(firavun ile) tatlı dille konuşun, hikmetle ve ibret verici güzel öğütlerle onu hakîkate dâvet edin. Tartışmak gerektiğinde, kaba ve kırıcı davranmadan, gönül incitmeden konuşarak ona ayetlerimi tebliğ edin ki, belki bu sayede öğüt alır; yâhut en azından ilâhî azaptan korkup zulüm ve haksızlık yapmaktan çekinir.”
Yüce Allah firavun ile dahi tatlı dille konuşulmasını emretmiştir.