111. Tebbet Suresi tefsiri
Tebbet Suresi Mekke döneminde Fâtiha’dan sonra nâzil olmuştur. Mushafta 111, iniş sırasına göre 6. sûredir ve 5 ayettir.
تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ(١) مَا أَغْنَىٰ عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ(٢) سَيَصْلَىٰ نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ (٣) وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ (٤) فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ (٥)
(1-5) Ebu Leheb´in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşte yanacak. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek). (Tebbet 111:1, Diyanet Vakfı)
Tebbet: kurudu, (Tebbet yeda;kahrolası)
Yeda: iki eli
Ebî leheb : Ateşin babası, ateş babası, alev alev parıldayan, parlak yüzlü, ateş kürükleyen,
Vetebbe: kurudu da.
Tebbet: pişmiş ve kurutulan et.
Yed: el, yeda iki el “güç”.
“Leheb: ateş. (Mecazi olarak toplumun içine ateş atmak halkı kışkırtmak yalan haberler yaymak).
Hammalete (حَمَّالَةَ) : yük yüklenmek, yük taşımaktır. İnsan doğru yoldan saptığı için kendi günahlarını ve yaptıklarını “odun hammalı gibi taşıyacak”. Günümüzde de kullanılan hamile, hamal gibi sözcükler bu kelimeden türemiştir.
Hatab (الْحَطَبِۚ): odun demektir. CİN suresi 15. ayet; doğru yoldan sapanlar cehenneme ("hataba” حَطَبًاۙ) odun olarak geleceklerdir der.
"Hablun min mesed“ (boynunda lifli bir iple); “hablun” kelimesi ALİ İMRAN 103. ayette "Allah’ın ipine sarılın" cümlesinde de geçer. ALİ İMRAN 112. ayette Allah’ın ipine sarılanların kurtulduğu, İnsanların ipine sarılanların ise kaybettiği anlatıır. İnsan vahye sarılmadığı için günahları ve yaptıkları lifli bir ip gibi boynuna dolanacak.
TEBBET Suresi açıklamalı Meali: (1-5) “Kurudu! İki gücü Ebu lehebin (kötülüklere öncülük yapanın, halkı kışkırtanın), kurududa Kazandığı malı onu kurtarmadı. kötülüklere öncülük yapan halkı kışkırtan ve ona destek veren nankör eş de ateşe atılacak, o kendi günahlarını ve yaptıklarını odun hamalı gibi taşıyacak Allah’ın ipine sarılmadığı için lifli bir ip gibi boynuna dolanacak.
Sure fiili maziyle başlar.
Tebbet kelimesi kuranı kerimde dört yerde geçer. İkisi tebbet suresinde, biri HUD suresi 101. ayette تَتْب۪يبٍ “tetbibin” şeklinde bir diğeri de MÜ’MİN 37. ayette. تَبَابٍ۟ “tebâbin” şeklinde geçer.
Bu kelimenin geçtiği HUD ve MÜ’MİN suresindeki ayetlerde firavunundan bahseder. Firavun kavmine öncülük yapan onları kışkırtan kişidir. Ayetlerde bahsi geçen “iki el” Firavunun iki gücüdür. MÜ’MİN suresi 23-24 ayetlerinde Karun ve Haman’dan bahseder. Devamında "Kazandığı malı onu kurtarmadı" der.
Tebbet 3.ayette kötülüklere öncülük yapan halkı kışkırtanları ateşe yaslayacağım mânasına gelen "seyasla naran zeete leheb" gecer. Devamında وَامْرَاَتُهُۜ ve o kadını “Vemraetuhu” (marife ve zamirli) bilinen bir kadından bahseder.
Allah Teala bu kelimeyi kitabında sorunlu nankör eşler için de kullanıyor.
Tahrîm suresi 10. ayette Nuh ve Lut nebinin eşleri (امْرَاَتَ “emraete”) onlara hainlik ettikleri bildirilir ve o iki kadına: "Girenlerle beraber siz de ateşe girin" denir. Tahrîm 11.ayette Firavunun hanımı (امْرَاَتَ “emraete”) Firavundan, yaptıkları kötülüklerden ve zalim olan kavimden kurtulmak ister ve "Rabbim cennetinde bana ev yap" der.
Surenin nuzulu ile ilgili pek çok rivayet vardır ama en meşhuru şöyledir:
Kur’an’da, “En yakın akrabanı uyar” meâlindeki âyetin (eş-Şuarâ 26/214) inmesi üzerine Resûlullah bir sabah vakti Safâ tepesine çıkıp Kureyş mensuplarına seslenmiş, Kureyş mensupları etrafında toplanınca, “Size şu dağın arkasından bir düşman süvari birliğinin gelmekte olduğunu söylesem bana inanır mısınız?” diye sormuş, onlar da, “Daha önce senin herhangi bir yalanını duymadık” demiştir. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem kendisinin şiddetli bir azap öncesinde gönderilmiş uyarıcı bir elçi olduğunu bildirmiştir. Dinleyiciler arasında bulunan amcası Ebû Leheb onu azarlamış ve, “Kahrolası! Bizi bunun için mi buraya çağırdın?” diyerek uzaklaşmıştır. Bu olayın ardından, Ebû Leheb’in kullandığı “tebb” kavramıyla başlayan bu sûre nâzil olmuştur (Müsned, I, 281, 307; Buhârî, “Tefsîr”, 111; Tirmizî, “Tefsîr”, 111)
Kureyş’in Bedir’deki yenilgisini ve ağır kayıplarını haber aldıktan yedi gün sonra kahrından öldüğü söylenmektedir. Çiçek hastalığının kendilerine de bulaşacağı korkusuyla ailesinden hiç kimsenin ona yaklaşmadığı, öldüğünde ücretle tuttukları Sudanlılar’a defnettirdikleri rivayet edilir. Ebû Leheb’in kızı müslüman olarak Medine’ye hicret etmiş, oğulları Utbe ile Muttalib de Mekke’nin fethinden sonra İslâm’a girmişlerdir (fazla bilgi için bk. Mehmet Ali Kapar, “Ebû Leheb”, DİA, X, 178-179).
Kaynak: TDV Ansiklopedi Tebbet Suresi maddesi.
Bazı Rivayetlere dayanarak, amcası EbuLeheb'in nebinin vefatından sonra öldüğünü anlatırlar ve Tebbet suresinde haşa Allah'ın beddua ettiğini söylerler fakat ne hikmetse bu uyduruk rivayetlere göre o kişinin gücü epeyce kurumamış ve zenginliği uzun süre devam etmiş.