6. Enam 74, Azer (Tevrat'ta Terah)
وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ لِأَبِيهِ آزَرَ أَتَتَّخِذُ أَصْنَامًا آلِهَةً ۖ إِنِّي أَرَاكَ وَقَوْمَكَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ (٧٤)
İbrahim, babası Âzer´e: Birtakım putları tanrılar mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni de kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum, demişti.
41. Kitap´ta İbrahim´i an. Zira o, sıdkı bütün bir peygamberdi.
42. Bir zaman o babasına dedi ki: Babacığım! Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda sağlamayan bir şeye niçin taparsın?
43. Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni düz yola çıkarayım.
44. Babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan, çok merhametli olan Allah´a âsi oldu.
45. Babacığım! Allah tarafından sana azap dokunup da şeytanın yakını olmandan korkuyorum.
46. (Babası:) Ey İbrahim! dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım! Uzun bir zaman benden uzak dur!
47. İbrahim: Selâm sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O bana karşı çok lütufkârdır.
48. Sizden de, Allah´ın dışında taptığınız şeylerden de uzaklaşıyor ve Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki (senin için) Rabbime dua etmemle bedbaht (emeği boşa gitmiş) olmam.(Meryem 19:41-48, Diyanet Vakfı)
51. Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
52. «Biz atalarımızı bunlara tapıyor bulduk» dediler.
53. Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi. (Enbiyâ 21:51-54)
83. Şüphesiz İbrâhim de Nûh'un milletinden idi.
84. Çünkü o, Rabbine samimi bir kalple yönelmişti.
85. O vakit, babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?”
86. “Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?”
(Saffat 83-86)
75-83. İbrâhim şöyle demişti: “Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Âhiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!”
84-89. “Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine vâris olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!” (Şuarâ 26:75-89, Bayraktar Bayraklı)
114. İbrahim´in babası için af dilemesi, sadece ona verdiği sözden dolayı idi. Ne var ki, onun Allah´ın düşmanı olduğu kendisine belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz ki İbrahim çok yumuşak huylu ve pek sabırlı idi. (Tevbe 9:114, Diyanet Vakfı)
Hz. Peygamber’den bu konuda nakledilen bir hadisin meâli şöyledir: “Kıyamet günü İbrâhim, yüzü toza toprağa bulanmış olan babası Âzer’le karşılaşacak ve ona, ‘Ben sana, bana isyan etme demedim mi?’ diyecek; babası da ona, ‘Bugün sana isyan etmem’ cevabını verecektir” (Buhârî, “Enbiyâʾ”).
ÂZER (آزر) : Kur’ân-ı Kerîm’e göre Hz. İbrâhim’in babasının adıdır.
Âzer kelimesinin menşei tartışmalıdır. İbrânîce’de “işini sağlam yapan, güçlü kuvvetli” mânasındaki âzûr kelimesinden Arapçalaştırıldığı ve Nemrud’un veziri olması, görüş ve fikirlerindeki güvenirliği sebebiyle kendisine bu adın verildiği ileri sürülmektedir (Mustafavî, I, 64-65). Nitekim Arapça’da ezr kökünde “güç, kuvvet; güçlendirmek, desteklemek” mânaları bulunmaktadır (Lisânü’l-ʿArab, “ezr” md.). Diğer taraftan âzer kelimesinin İbrânîce elizer kelimesinin bozulmuş şekli olduğu (Horovitz, s. 85), Nabatî dilinde “kocamış, ihtiyar” (Sa‘lebî, s. 55), Hz. İbrâhim’in konuştuğu dilde ise “hata eden, dalâlete düşen” anlamına geldiği de (Lisânü’l-ʿArab, “ezr” md.) söylenmiştir.
Kur’ân-ı Kerîm’de (el-En‘âm 6/74) Hz. İbrâhim’in babası Âzer diye isimlendirilirken Tevrat’ta (Tekvîn, 11/26) ve diğer İbrânî kaynaklarda ona Terah adı verilmektedir. Arkeolojik kazılarda bulunan bir tablette de “Terah oğlu Abram” ifadesine rastlanmıştır (Woolley, s. 23-24). Bu farklılığı açıklamak için çeşitli yorumlar yapılmıştır. Batılı araştırmacılardan bazılarına göre bu farklılık, Eusebius’un Historia Ecclesiastica’sından kaynaklanmaktadır. Eusebius Hz. İbrâhim’in babasına Tharra’dan bozulmuş olarak Athar demiş, İslâm âlemine de bu şekilde geçmiştir (İA, II, 91). Diğer bir kısmına göre ise Hz. İbrâhim’in babasıyla hizmetçisinin adları birbirine karıştırılmış, hizmetçisinin adı olan Eliezer Âzer’e dönüştürülmüş ve Hz. İbrâhim’in babasının adı olarak kabul edilmiştir (Horovitz, s. 85, 86; İA, V/2, s. 878; EI2 [İng.], I, 810).
Kur’an ve hadisler dışındaki İslâmî kaynaklarda Hz. İbrâhim’in babasından hem Âzer hem de Târih (Târah) b. Nahor adlarıyla söz edilmektedir ki bu ikinci isim Ehl-i kitap’tan intikal etmiştir.
İslâm âlimleri bu iki ismi telif için çeşitli yorumlar yapmışlardır.
1. Hz. Ya‘kūb’un hem Ya‘kūb hem de İsrâil diye iki adı olduğu gibi Hz. İbrâhim’in babasının da Âzer ve Târah olmak üzere iki adı vardır.
2. Bu ikisinden Târah ad, Âzer lakaptır. Hz. İbrâhim’in babasının adı Târah’tır; Nemrud, veziri olan Târah’ın görüş ve tavsiyelerine güvendiği, kendisine işlerini gördürdüğü için ona Âzer adını lakap olarak vermiştir.
3. Âzer, Târah’ın hizmetinde bulunduğu putun adı olup hizmeti sebebiyle kendisi de bu putun adıyla anılmıştır.
4. “Sapıklığa düşen” mânasındaki Âzer, Târah hakkında hakaret maksadıyla kullanılmıştır.
Bu konudaki tevillerden biri de Kur’ân-ı Kerîm’deki (el-En‘âm 6/74) eb (baba) kelimesinin “amca” mânasında kullanıldığı, dolayısıyla Âzer’in Hz. İbrâhim’in babası değil amcası olduğu şeklindedir. Ancak bu yorum doğru değildir. Zira Hz. İbrâhim’in babasını hak dine davetiyle ilgili diğer âyetlerde (Meryem 19/42-45; el-Enbiyâ 21/52; eş-Şuarâ 26/70, 86; es-Sâffât 37/85; ez-Zuhruf 43/26) ve Allah’tan onun affını talep etmesine dair âyetlerde (et-Tevbe 9/114; el-Mümtehine 60/4) eb tekrar edilmiş, ayrıca Kur’an’ın diğer yerlerinde bu kelime “baba” anlamında kullanılmıştır. Şuarâ sûresinin 219. âyetinden hareketle Hz. Peygamber’in ecdadında kâfir bulunmadığını, dolayısıyla kâfir olan Âzer’in de Hz. İbrâhim’in babası olamayacağını ileri süren görüş ise Kur’ân-ı Kerîm’in zâhirine aykırı ve yanlış bir görüştür (Elmalılı, III, 1964).
Âzer’in hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Ahd-i Atîk’te daha çok şecere listelerinde yer alan Terah (Tekvîn, 11/24-27; Yeşû, 24/2; I. Tarihler, 1/26) Nahor’un oğludur ve putperesttir (Yeşû, 24/2). Ken‘ân diyarına gitmek üzere Keldânîler’in Ur şehrinden ayrılmış ve Harran’da 205 yaşında (Sâmirîce Tevrat’ta 145) ölmüştür (Tekvîn, 11/31-32; EJd., XV, 1013).
Kaynak : TDV İslam Ansiklopedisi 'Azer' maddesi.