Namaz - Başka bir mezhebin imamının arkasında namaz
Farklı bir mezhebe mensup olan imama uyarak namazı cemaatle kılmakta bir sakınca yoktur.Zira mezhep farklılığı namazda iktidaya (imama uymaya) engel değildir. Her ne kadar ‘başka bir mezhepten olan imam, namazda iken muktedinin mezhebine göre namazı bozan bir davranışta bulunursa, muktedînin namazı fasit olur’ (el-Fetâva’l-Hindiyye, I, 93; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, II, 302-303) şeklinde bir içtihat varsa da, bu konudaki daha doğru yaklaşım, imamın kendi mezhebine göre namazı bozulmadığı sürece, hangi mezhepten olursa olsun ona uyan kişinin de namazının tamam olduğu yaklaşımıdır.
Bu son görüş, selefin uygulamalarına muvafık olduğu gibi cemaat ruhunun gereğiyle de uyumludur. Nitekim İmam Ebû Yusuf, kan aldırdıktan (hacamat) sonra abdest almadan imamlık yapan Halife Harun Reşid’in arkasında namaz kılmıştır (İbn Ebü’l-‘İz, Şerhu’l-‘akîdeti’-Tahâviyye, s. 545).
Ayrıca imamın kendi mezhebindeki şartlara aykırı bir davranış içinde bulunup bulunmadığını araştırmak da gerekmez (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, II, 302-303).
Şiîlere göre :
Ehlisünnetin cemaat namazına katılmak ve onlara uymak sakıncasızdır. Bazı nakledilen muteber hadislerde onların namazlarının ilk safında durup onlara katılanlar Allah Resulü’nün (s.a.a) arkasındaki ilk safta durup namaz kılan kimseye benzetilmiştir.[Kuleyni, Muhammed b. Yakup, el-Kafi, c. 3, s. 380, Daru’l-Kutubu’l-İslamiye, Tahran, çaharum, 1407 h.k.] Ama imkân dâhilinde Şialar gibi namaz kılınmalıdır. Eğer bir takiye durumu bulunmuyorsa ve Ehlisünnet şeklinde namaz kılınıyorsa, namazın iade edilmesi gerekir. Elbette bazı taklit mercileri[Ayetullah Safi Gulpeyğani] takiye şartlarının olmaması durumunda namazın kesinlikle iade edilmesi gerektiği görüşünü taşırlar.
Şîa’dan Ayetullah Uzma MekarimŞirazi:
Kendileriyle iletişim halinde olduğunuz durumlarda hedefi korumak gayesiyle bunun bir sakıncası yoktur. Elbette bu onların Şia ile bir düşmanlığı olmaması koşuluna bağlıdır. Ama halı üzerine secde etmek caiz değildir. Elbette takiye sıfatıyla ve Ehlisünnet mescitlerinde namaz kılmak müstesnadır.
Özet olarak: Arkasında namaz kılınması caiz olmayan kişi, inancında “kesin olarak” şirk unsurları taşıyan kişidir. Fakat imamlık görevinde bulunan kişide esas olan, inancının sahih olmasıdır. Aksi sabit oluncaya kadar -fıkhî ihtilaflara bakılmaksızın- her imamın arkasında namaz kılınabilir.