Harf Devrimi 1 Kasım 1928
Harf inkılabıyla Türkler, bin yıldır kullanıldığı Arap alfabesi yerine Latin alfabesini kullanmaya başladı. Dilde sadeleşmek, Latin alfabesinin Türkçeye daha uygun olduğu düşüncesi ve muasır medeniyetler seviyesine çıkma gibi düşüncelerle yapıldı.
Arap alfabesi Irak ve İran'da yaşayan Azerîler ve Türkmenlerle, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sinkiang Uygur bölgesi Doğu Türkistan'da yaşayan Uygurlar ve Kazaklarca bugün de kullanılmaktadır.
Tarihten bu yana Türklerin en geniş ölçüde kullandığı yazı sistemleri Göktürk, Mani, Soğut, Uygur, Brahmi, Tibet, Kiril, Süryani, İbrani, Arap ve Latin alfabeleridir.
Osmanlı zamanında Türk dili üzerinde tartışmalar, Tanzimat Dönemi'nde başlar. Ahmed Cevdet Paşa Kavaid-i Osmaniye adlı eserinde Arap alfabesi bazı sesleri karşılayamadığını bunun için okutucu harfler konması gerektiğini söyler.
Namık Kemal "Latince harfler dilimizi karşılayacak sayıda değildir" diyerek şiddetle Latin alfabesine karşı çıkanların öncüsü olur.
Peyami Safa harf inkılâbıyla birlikte "gençliğin tarihiyle, millî kültürü ile geçmişe ait değerler ile ilgisi kendiliğinden kesilmiştir." der.
1924'te Hilafet ile Şer'iye ve Evkaf Vekâleti kaldırıldı, bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandı, 1925'te tekke ve zaviyeler kapatıldı, kılık kıyafet değiştirildi, 1926'da Medeni Kanun kabul edildi. 1926'da eğitim işleri yeniden düzenlendi.
1922 yılında Azerbaycan'ın Latin alfabesine geçişi Türkiye'nin dikkatini çekti. Sovyetler Birliği'ne üye olan Türki devletler de Latin harflerini kullanıyordu. Türkiye'de bunun üzerine ortak bir alfabeyi kullanarak Türk devletleri ile olan iletişimi artırma adına Latin alfabesine geçme kararı aldı. Sovyetler Birliği ise Stalin döneminde Türk devletlerinin Türkiye ile olan bağını koparmak amacıyla tüm Türk devletlerini Kiril Alfabesi kullanmak zorunda bıraktı.
İngiliz Tarihçisi Arnold J. Toynbee "A Study of History" (Tarih Bilinci) isimli kitabında Harf İnkılâbını değerlendirerek "Türkler harf inkılâbıyla kendi kaynaklarına el atmak husûsunda yabancılardan farksız oldular" der sonra şöyle devam eder:
"Bundan sonra Türk kütüphânelerini yakmaya lüzum kalmamıştır. Çünkü harf inkılâbıyla bu hazineler örümceklerin yuva yaptığı raflarda kapanıp kalmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Ancak çok yaşlı hocalar ve ihtiyarlar, onları okumak lüzûmunu hissedecektir."
Osmanlıcanın, Latin harflerine göre zorlukları vardır, avantajları da vardır. Bazı harfler yazılır, ama okunmaz; bazıları yazılmaz, ama okunur. Latin harflerle Türkçe, yazıldığı gibi okunduğu için avantajlıdır.
Osmanlıca Sağdan sola yazıldığı için insan dengesine uygundur. İbrani, Süryani, Hind, Göktürk, Uygur, Japon ve Çin alfabeleri de sağdan sola, hem yukarıdan aşağıya yazılır. Kiril ve Latin alfabesi, İnuitçe (Eskimo, Kuzey Kanada) soldan sağadır. Moğolca yukarıdan aşağıdır.
(Kutlug Bilge Kül Kağan’ın torunu Bögü Kağan’ın Mani inancını benimsemesi (762) ve kendi halkına da kabul ettirmesi ile Türkler, Mani alfabesi kullandı. Mani dini veya Maniheizm, 3. yüzyılda Pers İmparatorluğu içinde, "Peygamberlerin Mührü" yani "son peygamber" olduğuna inanılmış, Mani tarafından kurulmuş bir dindir. Mani, eski Türkçe "Mengü" tanrı demektir).
(Soğut Alfabesi 22 işaretten oluşur, sağdan sola yazılır).
01.11.2023 Çarşamba
Mehmet Bülbül