29. Ankebut 41. Ayet - Örümcek
مَثَلُ الَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ أَوْلِيَاء كَمَثَلِ الْعَنكَبُوتِ اتَّخَذَتْ بَيْتًا وَإِنَّ أَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنكَبُوتِ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ ﴿٤١﴾
Allah'dan başka veli ve dostlar edinenlerin durumu, bir ev edinen dişi örümceğin durumuna benzer. Ve evlerin (en güvensizi) en zayıfı elbette ki dişi örümceğin evidir. Keşke bilselerdi! (Ankebut 29:41)
Ayet tercüme edilirken 'evhen' kelimesine en zayıf ,en çürük, en gevşek gibi manalar verilmiş.
Ayet Allah'tan başkasına sığınanların durumunu, en güzel bir temsille izah ediyor. Halkımız “Ağaca dayanma çürür, insana dayanma ölür.” diyerek, sadece ve sadece Allah'a dayan mesajını vermektedir. Bu âyet ise, örümcek ağını kendilerine yuva yapanları, o kötü ağa sığınıp dayananları anlatıyor. Örümcek ağına sığınan sineklere ne olur. Onları o tuzağa düşüren örümcek yer. Dişi örümcek erkeğini bile aşılamadan sonra hemen kaçıp gitmezse, kolundan bacağından yakalayıp yemeye başlar. Örümcek ağı, işte böyle bir sığınak. Yani Allah'tan başkasına sığınan ve hâmî arayanlar, tıpkı örümcek ağına sığınan zavallı sinekler gibidir.
Allah Tevratta da yahudileri uyarmak için aynı misali vermiştir , ama malesef Allahın indirdiği ile hükmetmek yerine Allahın kitabını tahrif etme yolunu tutmuşlardır.
Bu da tevrattaki versiyonu :
Allahı unutan herkesin sonu böyledir.Allah olmadan insanın umudu böyle yok olur.Onun güvendiği şey kırılır, Dayanağı ise bir örümcek ağıdır. Örümcek ağına yaslanır, ama ağ çöker,
Ona tutunur, ama ağ taşımaz. Tevrat- Eyüp 8 (13-15) .
ÖRÜMCEK AĞI, evlerin en zayıfıdır. Farklı olarak otuz bin kadar türüyle, örümcekler oldukça geniş bir âlem teşkil ederler.
Örümcek, ördüğü ağı her gün yer ve yeniden yapar! Örümcek ağı kalıcı ve sağlam bir konut olarak hizmet vermek üzere değil, böcek yakalamak için düzenlenmiştir.
Ayette geçen "beyt (hus)" kelimesi ,ailenin yaşadığı mekanı anlatır. Örümcek evi de örümcek ailesi için en zayıf evdir. Erkek örümceğin ilişkiden sonra sağ kalma şansı pek zayıftır. Hattâ bazı örümcek türlerinde, ilişki sırasında veya hemen sonrasında erkek örümcek kendiliğinden ölüverir. Erkeğini her ne kadar öldürmüş olsa da, dişi örümceğin de istikbali çok parlak değildir. Çoğu örümcek türlerinde, o da yumurtladıktan bir süre sonra, yavrularının yumurtadan çıkışını göremeden ölür.
Örümcek ailesinin ölümcül ilişkileri bu kadarla bitmez. Yavrular yumurtadan çıkmaya başladığında, sona kalanlar yine tehlike altındadır. Eğer ilk çıkan yavrular kendi yumurta kabuklarını gövdeye indirdikten sonra etrafta yiyecek bir şey bulamazlarsa, döner, henüz yumurtadan çıkmamış olan kardeşlerini yerler.
Kardeşini yiyen, hemcinsini niye yemesin ki? Örümcek yetiştirerek onların ağından yararlanmayı insanlar yüzyıllarca hayal etmiş, ancak bir türlü başaramamışlardır. Çünkü örümcekleri bir arada tutmanın yolunu kimse bulamamış; ne zaman böyle bir şeye teşebbüs edilecek olsa örümceklerin birbirini yedikleri görülmüştür.
Böylece, örümceğin aile hayatı, anne, baba, yavru, kardeş ve hemcins arasındakilerin tümünü kapsayan bir ölümcül ilişkiler yumağı hâlinde karşımıza çıkmakta ve, âyetin mucizeli ifadesiyle, “yuvaların en zayıfını” gözlerimizin önüne sermektedir.
Allah’tan başkalarını dost edinerek işlerini onlara havale eden ve onlardan yardım, iyilik ve koruma umanların da bu ilişkilerden bekleyebilecekleri sonuç, ya yutmak veya yutulmaktan başka bir şey değildir ki, buna dair verilebilecek en canlı ve en kapsamlı örnek, örümceğin yuvasıdır.
11 Ağustos 2023 Cuma
Mehmet Bülbül