Çorum Hıdırlık Tepesi’nde metfun olduğuna inanılan üç büyük sahabe: Süheybi Rûmî, Ubeyde el-Jarrâh (Kerebi Gazi) ve Kâsım el-Jarrâh.
Süheybi Rûmî (Suheybi Rumi) Hazretleri
Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) sadakatiyle tanınan en önemli sahabelerdendir. Aslen Arap olmasına rağmen gençliğinde Bizans topraklarında köle olarak büyüdüğü için "Rûmî" (Romalı/Bizanslı) lakabıyla anılmıştır.
Sadakat ve Hicret Hikayesi:
İslam’ı ilk kabul edenlerden biridir. Mekke’den Medine’ye hicret edeceği sırada Mekkeli müşrikler yolunu kesip bütün servetini bırakması şartıyla gitmesine izin vereceklerini söylerler. Süheyb Hazretleri hiç tereddüt etmeden tüm malını ve mülkünü müşriklere bırakıp Medine’ye sadece üstündeki elbiseyle ulaşır.
Hz. Peygamber’in Müjdesi:
Medine’ye vardığında onu karşılayan Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu fedakarlığı duyunca büyük bir tebessümle üç defa "Süheyb kazandı! Alışverişin karlı olsun ey Süheyb!" buyurmuştur. Bu olay üzerine Bakara Suresi 207. ayet ("İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda eder...") nazil olmuştur.
Kerebi Gazi (Ubeyde el-Jarrâh) ve Kâsım el-Jarrâh
Anadolu seferleri ve İstanbul kuşatmaları sırasında orduda sancaktarlık ve komutanlık yapmış sahabe zatlardır.
Kerebi Gazi, Hz. Peygamber’in sancaktarlarından biri olarak bilinir. Peygamber Efendimiz’in vefatından sonra İslam’ı Anadolu’ya ve Bizans sınırlarına yaymak maksadıyla düzenlenen seferlere katılmışlardır.
İstanbul’u fethetmeye giden İslam ordularında yer alan bu sahabeler, Çorum bölgesindeki mücadelelerde şehit düşmüş veya bu topraklara yerleşerek İslam’ın tebliğ edilmesine öncülük etmişlerdir.
Anadolu’daki Birlik ve Hıdırlık Geleneği
Bizans seferleri sırasında Çorum civarında şehit düşen bu mübarek zatların makamları, Asr-ı Saadet ruhunu ve Hz. Peygamber’in izini Anadolu topraklarına taşıyan en önemli manevi merkezlerden biri haline gelmiştir.
Allah onlardan razı olsun
Çorum Murad-ı Rabi Camii (13.Yüzyıl)
Muradi Rabi Ulu Cami Çorum’un Merkez ilçesine bağlı Çöplü Mahallesi'ndedir. Cami, 13. Yüzyılda Selçuklu Sultanı III. Alaaddin Keykubat zamanında, onun azatlı kölesi Hayrettin tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Cami, bugünkü halini geçirdiği büyük onarımlar sonucu almıştır.
Osmanlı hanedanı üyesi Padişah III. Murad zamanında Sultan Murad-ı Salis Cami adıyla anılmıştır. 1446 yılında gerçekleşen bir depremde büyük oranda yıkılmış, Mimar Sinan tarafından onarılmıştır. Onarmak üzere tadilat devam ederken, Abdülcabbarzade Süleyman Bey'in ölmesiyle, oğlu Abdülfettah Bey tarafından 1810 yılında bugünkü hali ile tekrar yaptırılmıştır. Halkın da yardımıyla birlikte, Mutasarrıf Celal Bey tarafından 1905'te son cemaat yeri yapılmıştır.