KESMEK KISIR. عَقَر
Kavramın anlamı ve kavramın geçtiği ayetler
: Havuz, ev ve benzerlerinin temeli. عَقَر şeklinde de telâffuz edilir. Denilmiştir ki;: Evlerinin içinde savaşılan her toplum mutlaka zelil olmuştur.
“Kısır olmak yada kısırlaştırmak”
“sonuç vermemek, Kısır olmak, kesmek yaralamak, öldürmek”
“Hurma ağacını kökünden kestim.”
“Deveyi kestim.”
“Devenin sırtını yaraladım, o da yaralandı.”
“Doğurmayan kadın; sanki erkeğin suyunu kesmektedir/engellemektedir.”
“aklı kısırlaştırmış İçkiye alışmak, müptela olmak.”
“Kesme anlamına gelen (A-K-R) sözcüğü, kökünden kesmek, yok etmek, köksüz bırakmak, kısır anlamlarına gelmektedir. Dişi devenin kesilmesinin bu sözcükle ifade edilmesi halka ait bir imkanın yok edilmesini de çağrıştırmaktadır.”
"Ey Rabb'im! Ben iyice yaşlanmışken, hanımım da “kısırken” çocuktan kesilmişken, benim nasıl çocuğum olabilir!" dedi. O da: "Pek ala olur, Allah dilediğini yapar." dedi.
Ali İmran / 3:40:
"Rabbim! Hanımım kısır, ben de ayakta duramayacak kadar yaşlanmışken, benim nasıl bir oğlum olabilir?" dedi. Meryem / 19:8:
Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir." dediler. Araf / 7:77:
Yine de onu kestiler.* Kesme anlamına gelen (A-K-R) sözcüğü, kökünden kesmek, yok etmek, köksüz bırakmak, kısır anlamlarına gelmektedir. Dişi devenin kesilmesinin bu sözcükle ifade edilmesi halka ait bir imkanın yok edilmesini de çağrıştırmaktadır. "Yurdunuzda üç gün yaşayın.* Bu yalan olmayan bir uyarıdır." dedi. Hud / 11:65:
"Derken onu boğazladılar. Sonra da pişman oldular." Şuara / 26:157:
Böylece, arkadaşlarını çağırdılar. Ardından, işe koyulup kestiler. Kamer / 54:29:
Fakat onu yalanladılar. Sonra onu kestiler. Rabb'leri suçları nedeniyle üzerlerini azapla kapladı. Orayı yerle bir etti. Şems / 91:14: