وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ
Diyanet Vakfı Meali
51. Nihayet Sûr'a üfürülecek. Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden (الْاَجْدَاثِ) kalkıp koşarak Rablerine giderler.
52. (İşte o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahmân'ın vâdettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! derler.
53. Olan müthiş bir sesten ibarettir. Bunun üzerine onların hepsi hemen huzurumuzda hazır bulunurlar.(Yasin 36:51-53)
Ayette geçen Sur kelimesi -; Katâde’nin sûru suver okuyuşuna dayanarak: “..suretlere (ruh) üflenmiştir.” şeklinde de ifade edilmiştir.
Sûra üfleme iki sefer olacaktır. Birincisi dünyanın sonu ve ölüm, ikincisi de yeniden diriliş ve ahiret içindir. (Bkz. Hâkka:13, Tâhâ:102, Neml:87–90, Nebe:18, Kehf:99, Müminûn:101, Zümer:68, En’âm:73
Diyanet Vakfı Meali
68. Sûr'a üflenince, Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, bir de ne göresin, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar! (Zümer 39:68)
Ecdas kelimesine kabirler manası vermek yeterli değildir. Kur'an'da bu kökten türetilmiş kelimeler toplamda 3 kez geçer. Kabir kelimesi ise Kur'an'da toplamda 8 kez geçer.
"Ecdas" (أجداث), "diriliş için süra""üfürüldükten sonra insanların bulundukları yerler demektir, zaten her ölen insan kabre de gömülmüyor. Bu nedenle ecdas’ın anlamı, kabrin anlamından daha geniştir.
Ecdâs Kur’an’da geldiği üç yerde de kıyamet bağlamında gelir. Bu yüzden daha genel bir kullanıma sahip olan “kabirler” ile karşılanması yerinde değildir.
Osman Fırat Meali
Onlar endişeli bakışlarla bulundukları yerlerden (الْاَجْدَاثِ) (kabirdekiler de dahil) çekirgeler gibi çıkarlar. (Kamer 54:7)
İhsan Aktaş Meali
Bulundukları yerlerden (الْاَجْدَاثِ) süratle çıkacakları (diriltilecekleri) gün, sanki onlar dikili bir hedefe (نُصُبٍ) (sancağa) doğru yönelmişler gibidirler. (Meariç 70:43)
*Ayette geçen Nusub ise, nisab’ın çoğuludur. Dikili taş veya sancak demektir.
Ayetin sonunda yer alan Yensilune kelimesinin bir anlamı da "dokunan birşeyin tel tel sökülmesi" dir. Enbiya 26.Ayette de Yas,n 50. Ayetteki gibi manada gelmiştir.
حَتّٰٓى اِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُمْ مِنْ كُلِّ حَدَبٍ يَنْسِلُونَ
Diyanet Vakfı Meali : Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc (sedleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman; (Enbiya 21:26)
*Ye’cûc ve Me’cûc ifadesi, bir kez de Kehf 18:94-99. ayetlerde geçmekte ve her dönemin olumsuz insan tipini nitelendirmektedir. Bu yüzden, ayetin tercümesi şöyle de yapılabilir: “Nihayet Ye’cûc ve Me’cûc (sedleri) açıldığı, onlar her tepeden akın ettiği ve gerçek vaat (ölüm, Son Saat, kıyamet) yaklaşınca, (yani Ye’cüc ve Me’cûc denilen azgın topluluğun da ortaya çıkıp diriltilip hesap vereceği kıyamet yaklaşınca
İbn Ömer ve Ebu Hureyre, Rasûlullah'dan (s.a.) şöyle bir hadis rivayet etmişlerdir. "İnsanlar yürüyorlarken, pazarlarda alışveriş yaparlarken ve meclislerde sohbet ederlerken, aniden Sur'a üfürülecek. Bir kimse kumaş satın alıyorsa eğer, kumaşı elinden bırakmaya vakti olmadan, hayvanlarına su vermek için yalağa götürmüşse su vermeden, sofraya oturduğunda bir lokma almışsa, ağzına götürmeden kıyamet gelecektir.
Kuranda Ecdes ile Kubur kelimeleri neden farklı kullanılmıştır?
Ecdes kelimesinin geçtiği üç ayette de diriliş için sura üfürüldüğünde (ki bu ikinci üfürülüştür, ilki dünyanın sonu olduğunda idi) bulundukları yerden yani kabirlerinden fırlayıp davete koşmalarınıi yani dirilişi ve sonrasını anlatılır.
Kubur kelimesinin geçtiği sekiz ayette ise diriliş öncesini anlatır.
Kabir kelimesinin geçtiği ayetler;
Elmalılı Meali : Sonra onu öldürdü de kabre gömdürdü (Abese 80:21) ثُمَّ اَمَاتَهُ فَاَقْبَرَهُۙ
*Ölüsünün açıkta bırakılmayıp kabre gömülmesini de emretti. Yani insanın dirisini de ölüsünü de hürmete layık gördü ki bu da bir nîmettir. (Elmalılı)
Diyanet İşleri Meali : Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin (قَبْرِه۪ۜ) başında durma. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler. (Tevbe 9:84)
Diyanet İşleri Meali : Ey iman edenler! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği, kabirlerdeki (الْقُبُورِ) kâfirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin. (Mümtehine 60:13)
*Âyetin son cümlesi şöyle de tercüme edilebilir: “Kâfirlerin kabirdekilerden ümit kestikleri gibi, ahiretten ümit kesmişlerdir.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri) : Kabirlerin (الْقُبُورِ) altı üstüne getirildiğinde; (İnfitar 82:4)
Diyanet İşleri Meali : Çoklukla övünmek sizi, kabirlere (الْقُبُورِ) varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı. (Tekasür 102:1-2)
Bilmez mi kabirlerde (الْقُبُورِ) olanlar çıkarıldığı zaman (Adiyat 100:9).
Son saat gelecek, onda şüphe yoktur. Allah kabirdekileri (الْقُبُورِ) diriltecektir. (Hac 22:7)
*“kabirlerde olanlar” ifadesi, belirli bir mekâna işaret etmekten ziyade, dünya hayatı sona ermiş tüm insanları kapsayan genel bir anlatım olarak değerlendirilmelidir.
Diyanet Vakfı Meali: Dirilerle ölüler de bir olmaz. Şüphesiz Allah, dilediğine işittirir. Sen kabirlerdekilere (الْقُبُورِ) işittiremezsin! (Fatır 35:22)